Kültüre Dair Bir Çerçeve

Ocak 2018

Daha fazla içerik için

Ünlü yönetim gurusu Peter Drucker’a atfedilen bir söz vardır: “Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer.” Gerçekten de bir kurumda kültür; oluşturulması zaman alan, güncel tutulması ve değiştirilmesi hiç de kolay olmayan, hakkında bu kadar söz söylenip zamanı geldiğinde de uzak durulan yapı taşıdır. Genelde iz bırakmaya çalışan, kurumunda kendi imzasını hissettirmek isteyen yöneticiler, özellikle de değişim dönemlerinde kültürü evriltmek veya değiştirmek üzere hamleler yapar. Bu hamlelerin büyük bir kısmı istenilen sonucu vermekten uzak kalırken bazıları başarıya ulaşır ve kurumun yapısal biçimde değişmesine, dönüşmesine zemin hazırlar. Kısacası kültür, dönüşüm süreçlerinin en çetrefilli ama doğru kurgulandığında başarıyı mümkün ve sürdürülebilir kılan bir bileşenidir.

Bu kadar önemli olmasına ve gerek akademik anlamda gerekse pratik alanlarda üzerinde bu kadar çalışılmasına rağmen kültür konusunda kafalar hâlâ karışık. Özellikle de bu alanda bir şeyler yapmak isteyen yöneticiler bu karmaşık kültür denklemini çözmek konusunda kendilerini yetersiz hissedebilir veya bu bulanık sularda yüzmektense kenarından dolaşmayı tercih edebilir. Öyle veya böyle, iyi bir yöneticinin kurumunun kültürünü çok iyi anlaması, yeri geldiğinde bu kültüre uyum sağlaması yeri geldiğinde de kültürü evriltmesi büyük önem taşır. Bu sayımızda kapak konumuzu oluşturan makaleler setiyle kültürün genel kodlarını ve bu alanda yapısal adımlar atmak isteyen yöneticilere bir çerçeve sunuyoruz. Boris Grosyberg ve çalışma arkadaşlarının kaleminden yansıyan bu yaklaşım, kültürü sekiz bileşen ışığında açıklamasıyla ve yöneticilere kullanacakları araçlar sağlamasıyla çok faydalı bir çerçeve sunuyor.

Bu sayımızda son dönemde çokça bahsi geçen yapay zeka ile ilgili de kapsamlı bir çalışmamız var. Analitik deyince ilk akla gelen isimlerden biri olan Thomas Davenport ve arkadaşlarının kaleme aldıkları bu çalışma, bir araştırmaya dayanıyor ve yapay zekanın kurumsal dünyada, stratejik ve uygulama anlamında nasıl konumlanacağına dair ciddi ipuçları veriyor. Bunun yanı sıra hedeflemeli reklamları oluşturma ve kullanma sürecinde gizlilik arz eden kişisel verilerin nasıl kullanılacağına dair politika yaklaşımı sunan makalemiz de bu ayın dikkat çekenlerinden. Verinin yeni para birimi olduğu ve reklamcıların her geçen gün daha hedefli uygulamalar peşinde koştuğu bir dönemde çizgiyi aşmadan, sınırları doğru çizerek veriyi kullanmanın çerçevesi bu makalede çok güzel biçimde çizilmiş. 

Ayrıca, yapay zekanın istihdam üstündeki etkilerine farklı bir açıdan bakan ve teknolojiyi yönetebilen bir işgücü yaratmada mesleki transformasyona Türkiye’deki durumu analiz ederek açıklık getiren makalemiz de tekilliğin yakın gelecekte mümkün görünmediğini ve yapay zekaların “dar” kullanım alanları ile işgücünü sanıldığı açılardan tehdit etmediğini söyleyerek konuya farklı bir bakış açısı getiriyor.  

Yeni yılın bu ilk sayısında yine birbirinden kapsamlı, vizyon veren ve bir o kadar da hayata uygulanabilen konseptler ve bağlamlar sunuyoruz. 2018 yılının sizlere sağlık ve mutluluk, işlerinize başarı ve bereket getirmesi dileklerimizle...

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş