Yapay zekâ, kolokasyon (colocation) veri merkezlerinin altyapıyı tasarlama, enerji tüketimini yönetme ve müşterilerine sundukları işlem gücünü devreye alma ile ölçeklendirme biçimini kökten değiştiriyor. Talep hızla artarken çip teknolojileri de baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Bu nedenle geleneksel veri merkezi mimarileri artık ihtiyaçlara yanıt vermekte zorlanıyor. Sektör analizleri, küresel veri merkezi pazarının 2030'a kadar yıllık bileşik yüzde 14 büyüyeceğini; aynı tarihte yapay zekâ iş yüklerinin toplam iş yüklerinin yarısını oluşturacağını öngörüyor.

Neyse ki kolokasyon veri merkezi işletmecilerinin ihtiyaç duyduğu mimari dönüşüm çoktan başladı. Amaç, altyapıyı hem hızlı hem de verimli biçimde doğru ölçekte büyütebilmek.

Schneider Electric'in kısa süre önce düzenlediği bir söyleşide, veri merkezi altyapısını yapay zekâ odaklı bir geleceğe hazırlamanın ne anlama geldiği ele alındı. Colovore gibi sektör oyuncularının deneyimleri de tartışmaya önemli katkılar sundu. Biz de bu oturumda, bugünden başlayarak veri merkezi altyapısını yapay zekâ çağına hazırlamanın gerektirdiği yaklaşımları, edindiğimiz deneyimleri ve iyi uygulamaları paylaşma fırsatı bulduk. Sohbetin tamamına Schneider Electric Innovation Talk kapsamında yayımlanan "From Data Center to AI Factory: Scaling Infrastructure for the Future of Artificial Intelligence" başlıklı oturumdan ulaşabilirsiniz.

Peki, kolokasyon veri merkezi işletmecileri geleneksel veri merkezlerini büyük ölçekli kurumsal müşterilerin yapay zekâ dönüşümünü destekleyen "AI fabrikalarına" dönüştürmek için nelere odaklanmalı?

1. Hızın anahtarı modüler tasarımdır

Bu konu tartışmaya açık değil. Yapay zekâ kaynaklı artan işlem yüklerini karşılamak isteyen veri merkezlerinin temel tasarım ilkesi modülerlik olmalı. Çünkü modüler yapı, henüz ihtiyaç doğmadan inşa edilmiş ve atıl kalan veri salonlarına gereksiz sermaye yatırımı yapmadan hızlı büyüme olanağı sağlar. Altyapı, yalnızca ihtiyaç ortaya çıktığında devreye alınabilecek esneklik ve ölçeklenebilirlik anlayışıyla tasarlanmalıdır.

Büyük ölçekli kurumsal müşterilere hizmet verirken asıl zorluk, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken geleceğe de hazır kalabilmektir. Üstelik veri merkezine gelecek müşterilerin hangi yoğunlukta ve hangi teknolojileri kullanacağı çoğu zaman en başta bilinmez.

Örneğin, tamamı 21 kW'lık kabinetler için tasarlanmış yaklaşık 1.100 metrekarelik bir alan inşa ettikten sonra müşterinizin aslında altı adet 1 MW'lık yüksek yoğunluklu kabinete ihtiyaç duyduğunu öğrenmek istemezsiniz.

Bu nedenle altyapının modüler olması kritik önem taşır. Kabinet arkası (back-of-rack) yaklaşımıyla tasarlanan fiziksel altyapıda kabinetler, soğutma dağıtım üniteleri (Cooling Distribution Unit - CDU) ve güç altyapısı her kabinete modüler biçimde ulaştırılır. Böylece müşteri ihtiyaçları zaman içinde değişse bile altyapı buna kolayca uyum sağlayabilir.

Kısacası modüler yapı sayesinde kolokasyon işletmecileri altyapıyı kademeli olarak büyütebilir, her müşteri için gerekli güvenlik seviyesini koruyabilir ve ihtiyaç duyulduğunda sistemlerini kolayca güncelleyebilir. Örneğin müşteriler hava soğutmalı sistemlerden yapay zekâ iş yüklerine daha uygun sıvı soğutmalı altyapılara geçiş yaptığında dönüşüm çok daha sorunsuz gerçekleşir.

Schneider Electric'in EcoStruxure™ Pod Data Center çözümü bunun iyi bir örneğidir. Üreticiden bağımsız çalışan, kabinet kullanımına hazır ve geleceğe uyumlu bu çözüm sekiz ila on iki kabinetlik modüller hâlinde devreye alınabiliyor.

Aslında bu yaklaşımı eski yapı oyuncaklarına benzetmek mümkün. Nasıl ki parçaları ihtiyacınıza göre birleştirerek yeni yapılar oluşturabiliyorsanız, modüler veri merkezi altyapısı da doğru kapasiteyi doğru zamanda doğru noktaya yönlendirme esnekliği sunuyor.

2. Sıvı soğutma, hava soğutmanın yerine değil yanına gelmeli

Yapay zekâ uygulamalarının yükselişiyle birlikte sıvı soğutma veri merkezi gündeminin merkezine yerleşti. Yüksek yoğunluklu yapay zekâ kabinetleri için bu teknoloji artık vazgeçilmez.

Ancak pratikte çoğu kurum hava soğutmadan tamamen sıvı soğutmaya bir gecede geçmeyecek. Uzun süre boyunca hibrit yapılar kullanılacak; hava ve sıvı soğutma aynı sistem içinde birlikte çalışacak. Üstelik farklı çipler farklı su sıcaklıklarına ihtiyaç duyduğu için uyarlanabilir soğutma çevrimleri büyük önem taşıyor.

Bu nedenle soğutma stratejileri verimlilik hedefi doğrultusunda hava ve sıvı soğutmayı dengeli biçimde bir araya getirmeli. Bizim önerimiz "silikondan başlayarak dışarı doğru tasarlamak." Başka bir ifadeyle, yeni nesil GPU'lar devreye girmeden önce esnek soğutma altyapısını hazır hâle getirmek gerekiyor.

Öncelikle yapay zekâ sistemlerinin soğutulması konusunda yaşanan kafa karışıklığını gidermek önemli. Sıvı soğutma yüksek yoğunluklu yapay zekâ sistemleri için kritik olsa da kolokasyon veri merkezlerinde asıl ihtiyaç esnekliktir.

Bugün büyük kurumsal müşterilerin önemli bölümü yıllardır hava soğutmalı sistemlerle çalışıyor ve yeni nesil altyapılarını aşamalı olarak sıvı soğutmaya geçiriyor. Kolokasyon sağlayıcılarının görevi de müşterilerin inovasyon takvimine uygun biçimde bu dönüşümü yönetmek. Bu da çoğu zaman operasyonu kesintiye uğratmadan kabinet bazında ilerleyen kademeli geçişler anlamına geliyor.

Burada da modüler yaklaşım devreye giriyor. Kabinet arkası soğutma çözümleri, birincil sıvı çevrimleri ve CDU tabanlı tasarımlar hem gereksiz sermaye harcamalarını azaltıyor hem de kurulum sürelerini önemli ölçüde kısaltıyor.

Bir diğer önemli nokta ise farklı işlemcilerin farklı su sıcaklıklarına ihtiyaç duyması. Zaman içinde veri merkezleri kompresör ve chiller kullanımını azaltarak daha düşük PUE (Power Usage Effectiveness - Enerji Kullanım Etkinliği) değerlerine sahip dry cooler sistemlerine yönelebilir. Daha düşük PUE elde etmek, yapay zekâ fabrikalarının temel hedeflerinden biridir. Çünkü bu yaklaşım hem enerji verimliliğini artırır hem de mekanik soğutma ihtiyacını azaltır.

3. Karmaşıklığı tekrarlanabilir başarıya dönüştüren unsur güçlü iş birlikleridir

Yapay zekâ fabrikalarının temelinde iş birliği yer alıyor.

Burada kastettiğimiz yalnızca bir tedarikçiden ürün satın almak, kurulumu tamamlamak ve ilişkiyi sonlandırmak değil. Asıl değer, birlikte tasarım yapmak, sistemleri birlikte devreye almak ve gerektiğinde ortak mühendislik çalışmalarıyla çözümleri sürekli geliştirebilecek uzun vadeli iş ortaklıkları kurmaktan geçiyor.

Colovore gibi veri merkezi işletmecileri, Schneider Electric gibi teknoloji ve yazılım sağlayıcıları ile Motivair by Schneider Electric gibi sıvı soğutma uzmanlarının oluşturduğu ekosistem bu yaklaşımın güçlü bir örneğini sunuyor. Böyle bir yapı sayesinde büyük ölçekli ve güvenilir yapay zekâ altyapıları sürdürülebilir biçimde hayata geçirilebiliyor.

Schneider Electric ile Colovore on yılı aşkın süredir birlikte çalışıyor. Bu iş birliği, altyapı inovasyonunu gerçek müşteri deneyimleriyle birleştiriyor. Ekipler birlikte CDU teknik çevrimlerinden su yönetimine, enerji optimizasyonundan akıllı şebeke entegrasyonlarına kadar birçok konuda ortak çözümler geliştiriyor.

Operasyon ekiplerinden gelen geri bildirimlerin tasarım, kurulum ve işletme süreçlerine sürekli aktarılması ise daha verimli, öngörülebilir ve yenilikçi çözümlerin geliştirilmesini sağlıyor.

Bu ekosistemin önemli parçalarından biri de Schneider Electric'in veri merkezlerinin bulunduğu bölgelerde elektrik şebekesinin güvenilirliğini ve dayanıklılığını destekleme yaklaşımı. Özellikle aşırı sıcak veya aşırı soğuk hava koşullarında bu katkı, yapay zekâ altyapılarının hızla yaygınlaştığı günümüzde daha da kritik hâle geliyor.

Yapay zekâ fabrikalarının geleceğini hızlandırmak

Schneider Electric Innovation Talk oturumunda da vurgulandığı gibi yapay zekâ çağı, yeni nesil veri merkezlerini zorunlu kılıyor. Bu yeni nesil tesislerin modüler, sıvı soğutmaya geçişe hazır, yazılım odaklı ve faaliyet gösterdikleri toplulukların ihtiyaçlarını gözeten bir anlayışla tasarlanması gerekiyor.

Geleneksel veri merkezlerinden yapay zekâ fabrikalarına dönüşüm henüz yolun başında olsa da değişimin hızı her geçen gün artıyor.

Modüler ve esnek altyapılara yatırım yapan, hibrit soğutma stratejileri geliştiren ve güçlü iş ortaklıkları kuran kolokasyon veri merkezi işletmecileri bu dönüşümün öncüsü olabilir. Yapay zekâ altyapısının geleceğini şekillendirme fırsatı hem somut hem uygulanabilir hem de sektör açısından dönüştürücü bir potansiyel taşıyor.