Türk Dil Kurumu'nun Güncel Türkçe Sözlük'ünde sürdürülebilirlik tanımının genişletilmesi, yalnızca sözlükte yapılan bir güncelleme değil. Kavramın iş dünyasında, kamu politikalarında ve toplumdaki kullanımının nasıl dönüştüğünü de gösteriyor.
“Sürdürülebilirlik” uzun süre yalnızca çevresel etkiler ve kaynakların korunmasıyla ilişkilendirilen bir kavram olarak ele alındı. Oysa bugün şirketlerin stratejilerinden kamu politikalarına, finansmandan yönetişime kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Bu değişim, kavramın ortak ve güncel bir tanımla ifade edilmesi ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Bu ihtiyaçtan hareketle İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Sabancı Üniversitesi ile birlikte sürdürülebilirlik kavramının Türkçedeki kullanımını inceleyen kapsamlı bir çalışma yürüttü. Çalışmanın sonucunda Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük'teki “sürdürülebilir” ve “sürdürülebilirlik” maddelerini yeniden yapılandırdı.
Sürdürülebilirlik artık yalnızca “sürdürülebilir olma durumu” değil
Güncel Türkçe Sözlük'te daha önce sürdürülebilirlik yalnızca “Sürdürülebilir olma durumu” şeklinde tanımlanıyordu.
Yeni tanımla birlikte kavramın kapsamı genişletildi. Genel anlamda sürdürülebilirlik artık “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım” olarak tanımlanıyor.
Ekonomi alanında ise kavram; bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratmayı ve bunu toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumlulukla birlikte ele almayı ifade ediyor.
Bu değişim önemli. Çünkü sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir hedef değil, bir sistemin uzun vadede değer yaratma ve dayanıklılığını koruma biçimi olarak da tanımlanıyor.
Yeni tanım nasıl ortaya çıktı?
SKD Türkiye ve Sabancı Üniversitesi tarafından yürütülen çalışma yalnızca akademik literatüre dayanmadı. Araştırmanın bir bölümünde SKD Türkiye'nin 185 üyesiyle gerçekleştirilen anket aracılığıyla iş dünyasının sürdürülebilirlik kavramına nasıl yaklaştığı incelendi.
Buna ek olarak 2012-2025 dönemindeki ulusal ve uluslararası medya içerikleri, akademik yayınlar, kamu politikaları, mevzuat metinleri, sözlükler ve kurumsal raporlar değerlendirildi.
Sabancı Üniversitesi akademisyenleri bu verileri kavramsal çerçeve analizi, yapı geçerliliği, nomolojik ağ analizi ve kavramsal haritalama gibi yöntemlerle inceledi.
Ortaya çıkan tablo, sürdürülebilirliğin iş dünyasında yalnızca çevrenin korunmasıyla sınırlı görülmediğini; insan, ekonomi ve etik yönetim ilkeleriyle birlikte ele alınan stratejik bir kavrama dönüştüğünü gösterdi.
Bu değişim, şirketler açısından sürdürülebilirliğin yalnızca karbon emisyonlarını azaltan veya kaynak kullanımını iyileştiren projeler toplamı olmadığını; iş modelinin, değer yaratma biçiminin ve uzun vadeli dayanıklılığın bir parçası olarak ele alınması gerektiğini de hatırlatıyor.
Şirketler sürdürülebilirlik hedeflerini belirlerken yatırımcılardan çalışanlara, kamu kurumlarından müşterilere kadar farklı gruplarla iletişim kuruyor. Kavramın kapsamının farklı şekillerde yorumlanması ise beklentilerin ve önceliklerin birbirinden ayrılmasına neden olabiliyor. Yeni tanımın dikkat çekici taraflarından biri de bu nedenle çevresel, ekonomik, toplumsal ve yönetişimsel boyutları aynı çerçevede bir araya getirmesi.
Bir sözlük değişikliğinden fazlası
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde sürdürülebilirlik kavramının ortak bir tanıma kavuşması ayrıca anlam taşıyor.
Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun aynı kavramlar üzerinden konuşması, iklim ve sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesi açısından önemli. Ancak yeni bir tanımın asıl değeri, yalnızca sözlükte yer almasıyla değil, bu tanımın kurumların kararlarına nasıl yansıdığıyla ortaya çıkacak.
Başka bir ifadeyle, sürdürülebilirliğin ne anlama geldiği konusunda daha net olabiliriz. Bundan sonraki soru ise daha zor:
Şirketler ve kurumlar bu tanımı stratejilerine, yatırımlarına ve günlük kararlarına ne ölçüde yansıtacak?