COP31 yaklaşırken şirketler için temel soru artık yalnızca iklim hedeflerinin ne olduğu değil, bu hedeflerin hangi yatırımlar ve finansman çözümleriyle hayata geçirileceği.
İklim değişikliğinin üretim, altyapı, enerji maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerindeki etkileri, sürdürülebilirliği şirket stratejilerinin merkezine taşıyor. Emisyonların azaltılması önemini korurken, işletmelerin değişen iklim koşullarına uyum sağlaması ve dayanıklılığını artırması da öncelikli bir yönetim konusu haline geliyor.
Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Genel Müdür Yardımcıları Sinem Edige ve Cemal Onaran ile Sürdürülebilirlik Direktörü İrem Barzilay, sohbette COP31 öncesinde bu dönüşümün iş dünyasına yansımalarını değerlendirdi.
Finansman bu dönüşümün önemli araçlarından biri. Sohbette aktarılan verilere göre Garanti BBVA, 2018–2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefinde, 2026’nın ilk yarısı itibarıyla 1,6 trilyon TL seviyesine ulaştı. Kınalı–Malkara Otoyolu projesinde sürdürülebilirlik kriterlerinin kredi koşullarının yanı sıra faiz riski yönetimine de entegre edilmesi, hedeflerin finansal teşviklerle nasıl ilişkilendirilebildiğine örnek oluşturuyor.
İhracatçı şirketler açısından ise Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, dönüşümün finansal risk yönetimi boyutunu öne çıkarıyor. Bu çerçevede yeni ürünler, şirketlerin yalnızca yatırımlarını finanse etmeyi değil, karbonla bağlantılı risklerini yönetmeyi de amaçlıyor.
Antalya’da düzenlenecek COP31’in başarısı, yeni taahhütlerin sayısından çok, şirketleri, finans kuruluşlarını ve diğer paydaşları somut projelerde buluşturabilmesine bağlı olacak. İş dünyası için belirleyici adım, iklim hedeflerini ölçülebilir sonuçlar üreten yatırım kararlarına dönüştürmek.