Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31, iklim hedeflerinin somut yatırımlara ve işbirliklerine dönüşmesi açısından önemli bir fırsat sunuyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, sürdürülebilir dönüşümde finans sektörünün üstlendiği kritik role dikkat çekiyor.

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31, küresel iklim gündeminin yanı sıra iş dünyasının sürdürülebilir dönüşümüne de odaklanacak. Zirve, düşük karbonlu ekonomiye geçişin hızlandırılması, yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi ve uluslararası işbirliklerinin geliştirilmesi açısından Türkiye için stratejik bir buluşma noktası niteliği taşıyor.

COP31’in küresel bankacılık partneri olan BBVA ve Garanti BBVA, bu süreçte finans sektörünün dönüşümü mümkün kılan rolünü öne çıkarıyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, şirketlerin uzun vadeli rekabet gücünü ve dayanıklılığını destekleyen stratejik bir alan olduğunu vurguluyor.

Düşük Karbonlu Ekonomiye Geçişte Finansmanın Rolü

İklim hedeflerinin hayata geçirilmesi, güçlü finansman mekanizmaları, sektörel uzmanlık ve kurumlar arası işbirliğini gerektiriyor. Garanti BBVA, sürdürülebilir finans alanındaki deneyimiyle başta temiz enerji dönüşümü olmak üzere, şirketlerin iş modellerini geleceğe hazırlamalarına ve düşük karbonlu ekonominin sunduğu fırsatları değerlendirmelerine destek veriyor.

Akten’e göre COP31’in başarısında kamu, özel sektör, finans dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak hareket etmesi belirleyici olacak. Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapması, ülkenin sürdürülebilirlik potansiyelini uluslararası ölçekte görünür kılarken yeni ortaklıkların geliştirilmesine de zemin hazırlayacak.

COP31 Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler ile yürütülecek ortak çalışmalara BBVA’nın küresel deneyimi ve Garanti BBVA’nın yerel uzmanlığıyla katkı sunulması hedefleniyor. Zirvenin kalıcı etkisi ise iklim taahhütlerinin uygulanabilir çözümlere, fikirlerin stratejik ortaklıklara ve hedeflerin gerçek yatırımlara dönüşmesiyle ölçülecek.