Elektrik, otomasyon ve soğutma sistemlerini çalıştırmak için bulut teknolojilerinin kullanılması, yeni siber güvenlik sınamalarını beraberinde getiriyor. Bu sınamalar ancak bütünsel ve uçtan uca bir yaklaşımla etkin şekilde ele alınabiliyor. 

IoT, Endüstri 5.0, standartlaştırılmış ve açık protokollerin giderek daha fazla kullanılmasıyla hızla yaygınlaşan bulut bağlantıları gibi unsurların yer aldığı dijitalleşme hız kazanıyor. Elektrik, otomasyon ve soğutma sistemlerinin birbiriyle daha fazla bağlantılı hale gelmesi siber güvenlik risklerinin evrilmesine yol açıyor. Rüzgâr ve güneş santrallerini etkileyen koordineli saldırılar ile bulut ortamlarında yaşanan kesintiler dâhil, son dönemde deneyimlenen siber olaylar bağlantılı altyapılarda daha sert güvenlik önlemlerine duyulan ihtiyacı ortaya çıkarıyor. 

Artan bu risk, dünya genelinde giderek daha fazla dikkat çekiyor. ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı gibi yetkili kurumlar, internete bağlı uç cihazlardaki güvenlik açıklarının giderilmesinin önemini vurgularken, diğer hükümetler de kritik altyapı sektörlerindeki benzer endişelere vurgu yapıyor.

Ekonominin genelinde bulut sistemlerine geçiş, yeni tehditleri yönetebilmek için uyum gerektiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) en güncel Küresel Siber Güvenlik Görünümü 2026 raporu, kuruluşların %80'inden fazlasının mevcut siber dayanıklılık seviyelerinin ya yetersiz (%17) olduğunu ya da yalnızca asgari gereksinimleri karşılayabildiğini (%64) ortaya koyuyor. 

En büyük sınamalar, hızla değişen tehdit ortamı ve gelişen teknolojiler (%61), üçüncü taraflar ve tedarik zincirindeki güvenlik açıkları (%46) ve gerekli uzmanlık ve yetkinlik eksikliği (%45) olarak görülüyor. 

Ancak doğru uygulamalar, politikalar ve stratejiler hayata geçirildiğinde, elektriksel varlık yöneticileri dayanıklı ve güvenilir sistemleri kullanarak dijitalleşmenin sunduğu avantajlardan yararlanabiliyor. 

Bağlı sistemlerde siber güvenlik sınamaları 

Peki, işletmeler buluta bağlı elektrik altyapılarında etkin siber güvenliği nasıl sağlayabilir? Etkin siber güvenlikte kuruluşların stratejik ve kapsamlı şekilde ele alması gereken dört temel sütun bulunuyor: kişiler, süreç, teknoloji ve veri gizliliği. 

Schneider Electric olarak bu bağlamı, sektörde yaygın siber güvenlik ve veri gizliliği uygulamalarını uçtan uca bir çerçevede sunan bütünsel bir yaklaşımla destekliyoruz. 

Hadi modern siber güvenliğin kritik unsurları ile bu unsurları ele alma yöntemimize bir göz atalım: 

1. Kişiler  

Her teknoloji, onu kullananlar kadar değerlidir. Operasyonel dayanıklılığı güçlendirmek için sistem mühendisleri ile operatörlerin, siber güvenlik risklerini detaylarına kadar kavrayabilmeleri ve etkili şekilde ele alabilmeleri gerekiyor. Ayrıca, elektrik sistemlerini yönetirken ve bakımını yaparken etkili prosedürleri takip etmeliler. 

Güvenli politika ve prosedürler 

Siber güvenlik yaklaşımımız kapsamlı politika ve uygulamalarla destekleniyor. Bu yaklaşımın temelinde sürekli doğrulama, yalnızca yetkili kişilere erişim izni verme ve ağları segmentlere ayırma gibi ilkelerle oluşturulan sıfır güven felsefesi yer alıyor. Çalışanlar ve yükleniciler için belirlenen ve sürekli eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla güçlendirilen açık prosedürler bu çalışma tarzının şirketimiz ve tedarik zincirlerimizde benimsenmesini sağlıyor. Örneğin, Schneider Electric’in sahadaki tüm servis temsilcilerinin sektörel siber güvenlik standartlarıyla uyumlu güvenli işletim prensipleri eğitiminin ardından Cyber Badge sertifikasını almaları gerekiyor.

Ayrıca, güvenli işletim uygulamalarını güçlendiren ve müşterileri koruyan birleşik risk değerlendirme yaklaşımıyla emniyet ve siber güvenliği entegre ediyoruz. Bu kritik alanları birleştirerek gerek çalışan güvenliğinin gerek operasyonel bütünlüğün korunmasına yardımcı oluyoruz. EcoOnline platformumuz aracılığıyla, geleneksel süreçleri geliştirerek iki aşamalı bir güvenlik risk değerlendirmesi sunuyor, saha görevlendirmesi yapmadan önce kurulu bir risk değerlendirme kütüphanesinden yararlanıyor, sahada ise koşulları analiz ediyoruz. Öte yandan, olası dijital riskleri ele almak üzere entegre bir siber güvenlik kontrol listesi kullanıyoruz. Bu entegre çerçeve, daha önce başvurulan araçlardan yenilerine sorunsuz bir geçiş sağlarken, emniyet ve siber güvenlik risklerinin sahadaki yönetiminde kapsamlı ve tutarlı bir yaklaşımın benimsenmesine olanak tanıyor. 

2. Süreç 

Güvenli bir sistem kurmak yalnızca başlangıç. Sistem devreye alındıktan sonra yeni güvenlik açıkları ortaya çıkabiliyor. Tehdit ortamı sürekli değişiyor ve tehdit üretenler hep daha gelişmiş yöntemler kullanıyor. Güvenilir operasyonlar için işletmelerin siber güvenlik yaklaşımlarını sürekli gözden geçirmeleri ve güncellemeleri büyük önem taşıyor. 

Operasyonel süreçlerle güvenliği sağlayın 

Müşterilerimizi desteklemek ve uzun vadeli dayanıklılığı sürdürmek için operasyonel süreçlerle güvenliği sağlama ilkelerini benimsiyoruz. Kurulu Taban Güvenliği Programımız aracılığıyla, ekipmanları sürekli uzaktan izliyoruz.Bu girişim, dışa açık operasyonel teknoloji (OT) cihazları hakkında bilgi toplayarak güvenlik açıklarını proaktif şekilde ele alıyor. Gerekli verileri elde ettikten sonra, riskleri değerlendirmek ve azaltmak amacıyla enerji sistemleri ve endüstriyel ortamlarla ilgili uzmanlığımızdan yararlanıyoruz. 

Ayrıca, gelişen siber tehdit ortamına ilişkin güncel bilgilere erişmek ve yeni tehditlere karşı koymak için diğer uzman kuruluşlarla ortaklıklar kuruyoruz. Müşterilerimizin sistemlerini korumak üzere düzenli güvenlik yamaları yapıyor, dayanıklı ağ yapılarıyla savunmalarını güçlendirmek için onlarla birlikte çalışıyoruz. 

3. Teknoloji 

Bağlantılı elektrik, otomasyon ve soğutma sistemleri, ekipman sensörlerinden gerçek zamanlı veri toplanması, buluta kesintisiz bağlantı ve yapay zekâ (AI) destekli analizler gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu, 7/24 uzaktan izleme, uygulanabilir çıkarımlar ve koşula dayalı bakım olanağıyla işletmelerin performanslarını artırmalarına, çalışma sürekliliğini geliştirmelerine ve operasyonel maliyetlerini azaltmalarına yardımcı oluyor. 

Ancak bu sistemler etkin şekilde yönetilmediğinde, tehdit kaynakları için dışa açık sensörler veya kontrolörler gibi yeni giriş noktaları ortaya çıkarabiliyor. Gerek bağımsız varlık gerek daha geniş sistem mimarisinin parçası olan bu potansiyel güvenlik açıklarının tehditlere karşı koyabilmesi büyük önem taşıyor. Her gün daha fazla birbiriyle bağlantılı hale gelen sistemlerde, tek bir varlığın güvenliği tümünün dayanıklılığını etkiliyor. 

Güvenliği tasarımla sağlayın 

Güvenli Geliştirme Yaşam Döngüsü (SDL) sürecimizle, güvenlik unsurlarını ilk aşamadan itibaren elektriksel ve dijital sistemlere yerleştiriyoruz. Siber güvenlik konusunda eğitimli Ar-Ge mühendislerimiz, SM AirSeT şalt sistemleri ve Galaxy VXL UPS’lerimiz gibi dijital tasarıma sahip ekipmanlara yönelik kapsamlı tehdit modelleme ve analizlerle risklerin tasarım aşamasının erken dönemlerinde belirlenmesini ve ele alınmasını sağlıyor. 

ISA/IEC 62443-4-1 gibi yaygın sektörel standartlarla uyumlu bu yapılandırılmış yaklaşım sürüm öncesi kapsamlı doğrulama süreçleriyle destekleniyor. Bu kontroller yazılım bileşenlerinin doğrulanması, kod analizi ve sızma testlerini içeriyor; böylece her ürünün en yüksek güvenlik ve güvenilirlik seviyelerini karşılamasını sağlıyor. 

Test süreçlerimize duyulan güveni daha da artıracak şekilde, Kayıtlı Etik Güvenlik Test Uzmanları Konseyi (CREST) tarafından akredite edilen ilk büyük tedarikçi olduk ve böylece bağımsız bir kuruluştan tanınırlık elde ettik. Ayrıca, denetçimiz TÜV Rheinland, tüm SDL sürecimizin ISA/IEC 62443-4-1 standartına uygun olduğunu belgeleyerek güvenlik odaklı tasarım yaklaşımımızın sağlamlığını ve tutarlılığını teyit etti. 

4. Veri gizliliği 

Etkili siber güvenlik, güç kaynağının yanı sıra verilerin de korunması anlamına geliyor. İşletmeler hassas bilgileri güvende tutarak sert veri düzenlemelerine uyumu destekleyebiliyor. 

Güvenli altyapı 

Açık, uyumlu ve IoT özellikli sistem mimarimiz ve platformumuz EcoStruxure™ aracılığıyla veri gizliliğini destekliyoruz. Cihazlarımızı güvenli bir mimariye entegre ederek, önceden yetkilendirilmiş ağ geçitleri, uçtan uca şifreleme ve tek yönlü veri akışı gibi önlemler sayesinde güvenli veri toplama ve aktarımını sağlıyoruz. Süreçlerimiz en güncel veri ve gizlilik düzenlemeleriyle uyumlu. Tüm veriler, en katı siber güvenlik standartlarına göre sertifikalandırılmış Microsoft Azure üzerinde güvenle saklanıyor. 

Güven Beyannamemiz, sağlam ve sorumlu veri yönetimi için güçlü yönetişim ilkelerini vurguluyor ve kişisel bilgilerin yasalara uygun ve şeffaf şekilde toplanması, işlenmesi ve paylaşılması konusundaki taahhüdümüzü vurguluyor. Hizmet verdiğimiz pazarlarda geçerli tüm bölgesel veri koruma yasalarının yanı sıra Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ve Kaliforniya Tüketici Gizliliği Yasası (CCPA) gibi temel düzenlemelere de uyuyoruz. Gizlilik programımız, farklı ülkelerde uyumluluğu sağlayan Ülke Veri Gizliliği Temsilcileri ağı tarafından destekli bir Küresel Veri Koruma Görevlisi tarafından denetleniyor. Bu yapılandırılmış yaklaşım, verilerin tüm yaşam döngüsü boyunca korunmasına ve en yüksek veri gizliliği standartlarının sürdürülmesine yönelik bağlılığımızı güçlendiriyor. 

Siber güvenliği güçlendirmek için ortak çalışma 

Yaklaşımımız kapsamlı bir yapıya sahip. Ancak siber güvenliğin birçok farklı paydaşı içermesi etkili bir çözüm bağlamında iş birliğini gerekli hale getiriyor. Bu nedenle müşterilerimizle iletişimi sürekli koruyor ve onları aşağıdakiler gibi önemli çalışmaları yapmaya teşvik ediyoruz: 

  • Ağlarını izleme 

  • İşletme ve bakım (O&M) prosedür ve kontrollerinin oluşturulması 

  • Personelin sürekli eğitimli, siber farkındalığa sahip ve tam nitelikli olmasını sağlama 

  • Düzenli yamalama 

Bu adımlar dayanıklı elektrik altyapısı için çok önem arz ediyor. 

EcoCare'le siber güvenliğin güçlendirilmesi 

Dijital tabanlı elektrik, otomasyon ve soğutma sistemlerinde siber güvenlik sonradan eklenen bir unsur olamaz; insan, süreç ve teknoloji boyutlarının tamamına entegre edilmesi gerekiyor. Schneider Electric olarak bunun farkındayız ve 7/24 uzaktan izleme olanağı ile uzman görüşlerinin sunulduğu AI destekli koşul bazlı bakım EcoCare dahil dijital hizmet portföyümüzün merkezinde etkin bulut güvenliğinin yer almasını sağlıyoruz. 

EcoCare kapsamında elektrik ekipmanları üzerindeki sensörler sıcaklık, aşınma ve eskime gibi kritik değerleri sürekli ölçerek ekipmanın durumunu izliyor. AI destekli, bulut tabanlı analizler ise bu verileri kullanarak sistemin genel sağlık durumu hakkında sürekli ve kapsamlı bir görünüm sunuyor. Bu süreç, uzaktan izleme yapan uzmanların sürekli takibi ve çıkarımlarıyla da destekleniyor. Bu, işletmelere operasyonlarını daha fazla kontrol etme olanağı tanıyor. Böylece, sorunlar ortaya çıkmadan önce öngörüde bulunabiliyor ve beklenmedik problemleri gidererek plansız duraksamaların önüne geçebiliyorlar. Ayrıca, ekipmanın sabit periyotlar yerine gerçek durumuna göre ele alındığı koşul bazlı bakıma geçiş yapabiliyorlar. Bu çalışma modeli, kullanma süresinin uzamasına, bakım maliyetlerinin azalmasına ve dayanıklılığın artmasına katkıda bulunuyor. 

EcoCare hizmetlerinin arkasındaki siber güvenlik uygulamaları gelişmiş politikalar ve kapsamlı test süreçleriyle desteklenerek işletmelerin bağlantılı sistemlerden güvenli şekilde faydalanmasına yardımcı olmak üzere tasarlandı. Güvenlik uygulamalarını yaşam döngüsünün tamamına entegre ederek, siber risklerin sürekli değişen yapısına karşı önlem almayı ve güvenilir operasyonları desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu, kuruluşların büyüdükçe dijital altyapılarına güven duymalarına katkı sunmaya odaklanan bir yaklaşım.