Beş yıl kadar önce, çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) yatırımları, idealist genç yatırımcılar öncülüğünde piyasada bir devrim olarak tanıtıldı. Beş yıl ve birkaç ekonomik şokun ardından, devrim daha çok bir yeniden düzenleme gibi görünmeye başladı, ama bu ÇSY’nin yok olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmamız şevkin kaybolmadığını ancak, daha pragmatik ve risk öncelikli bir yaklaşım etrafında şekillendiğini gösteriyor.
ÇSY üzerine yapılan araştırmaların çoğu yaklaşımları tek bir an olarak ele alır. Biz, bu görüşlerin şartlar değiştikçe nasıl değiştiğini anlamak istedik. 2022’den bu yana, aynı araçları kullanarak büyük varlık sahipleri ve yöneticilerinin anketleri ile eşleştirilmiş, ABD’deki bireysel yatırımcıları ulusal düzeyde temsil eden yıllık bir anket yürütüyoruz. Araştırmamızın sonucu açık: ÇSY’ye yönelik heyecan sadece azalmadı, aynı zamanda ortak bir noktada toplandı. Genç ve yaşlı bireysel yatırımcılar arasındaki fark büyük ölçüde kapandı ve bireysel yatırımcıların görüşleri artık kurumların risk öncelikli duruşunu yansıtıyor. Bu değişim yatırımcıların ÇSY’yi nasıl değerlendiklerini gösteriyor ki bu da yatırımcılar ve şirket yöneticileri için hayli önemli sonuçlar taşıyor.
İlk Ayrım: Jenerasyonlar Arası Bir Fay Hattı Olarak ÇSY
2022 yılında ilk bireysel yatırımcılarla anket yaptığımızda, sonuçlar baskın olan anlatıyı doğruluyor gibi görünüyordu. Genç yatırımcılar (yani Y ve Z kuşakları), çevresel ve sosyal konulardaki derin endişelerini dile getiriyorlardı. Yaklaşık yüzde 70’i iklim ile alakalı riskler hakkında oldukça endişeli olduğunu belirtti ki, yaşlı yatırımcılar için bu oran yüzde 35’ti. Aşağı yukarı aynı fark yönetişim sorunlarının yanında işyeri çeşitliliği ve gelir eşitsizliği gibi sosyal problemlerde de gözlemlendi.
Daha da önemlisi, genç yatırımcılar ÇSY sonuçları alabilmek adına ödeme yapmaya istekli olduklarını belirttiler. Ortalama genç yatırımcı, çevresel ve sosyal gelişimleri görmek için yatırım servetinde yüzde 6 ila 10’luk bir azalmayı kabul edeceğini söyledi. Varlıkları 250 bin dolardan fazla olan genç yatırımcılar arasında, ifade ettikleri getirilerden feragat etme isteği çift hanelere çıktı. Daha yaşlı yatırımcılar ise aksine servetlerinden en ufak bir ödün vermeye bile aşırı derecede isteksizdiler. O dönemde bu bulgular, varlık yöneticileri, yönetim kurulları ve politika yapıcıların yıllar boyunca ayak uydurmaları gerekecek kalıcı bir kuşaksal değişimin kanıtı olarak yorumlandı.
Ne Değişti ve Bu Değişim Neden Önemli
2025 yılına geldiğimizde bu bakış açısı artık geçerliliğini korumuyor.
ÇSY’nin her üç boyutunda da (çevresel, sosyal ve yönetişim) bir zamanlar belirgin olan yaş ayrımı büyük ölçüde kayboldu. Günümüzde, daha yaşlı yatırımcıların yüzde 38’i, genç yatırımcıların ise yaklaşık yüzde 45’i çevresel ve sosyal sorunlara karşı duydukları endişeyi dile getiriyor. Yönetişim konusunda ise bu fark istatiksel olarak önemsiz sayılabilecek bir seviyeye kadar indi.
Yatırımcıların getirilerinden feragat etme isteklerinin gösterdiği değişim jenerasyonel farkın nasıl ortadan kalktığını daha da net biçimde gözler önüne seriyor. Ortalama genç yatırımcı çevresel amaçları desteklemek için artık yatırım servetinin %4’ünden feragat etmeye razı, ki bu durum ortalaması %3 olan daha yaşlı yatırımcılardan neredeyse farksız. Daha önceki servet temelli farklılıklar da ortadan kalktı. Artık genç, varlıklı yatırımcılar daha az varlıklı akranlarına nazaran, ÇSY için “ödeme yapmaya” daha hevesli değiller.
Fon yöneticilerinin ÇSY aktivizmine verdikleri destek de paralel olarak azaldı. Artık genç yatırımcıların yalnızca yaklaşık üçte biri, varlık yöneticilerinin şirketlerin çevresel ve sosyal uygulamalarına aktif olarak etki etmesini istiyor, ki bu da aslında daha yaşlı yatırımcılardaki orana denk geliyor.
Bu, küçük çaplı bir değişim değil, daha birkaç yıl önce tanımlanan en güçlü ÇSY destekçi kitlesinin çöküşü. ( Anketin sonuçlarını buradan bulabilirsiniz: 2022, 2023, 2024; 2025 ve Kurumsal Varlık Yöneticileri.)
Lüks Bir Tüketim Malı Olarak ÇSY
Bu tersine dönüş nasıl açıklanabilir?
Bir yorum siyasal kutuplaşma olabilir. Bir diğeri de kurumsal iletişim yorgunluğu. Ancak elde ettiğimiz veriler daha basit bir ekonomik açıklamaya işaret ediyor: Pek çok bireysel yatırımcı için ÇSY lüks bir tüketim malına benziyor.
Beklenen piyasa getirileri yüksek olduğunda ve ekonomik şartlar elverişli hissedildiğinde, yatırımcılar dağınık, uzun süreli veya belirsiz faydaları olan girişimleri desteklemekte daha istekli oluyorlar. Şartlar ister enflasyon, ister piyasa oynaklığı ya da yavaş büyüme nedeniyle olsun zorlaştığında ise isteklilik azalıyor. Geriye sadece bireysel finansal getirilerine odaklanmak kalıyor.
Daha da önemlisi, bu davranış yatırımcıların temel değerlerinden vazgeçmesini gerektirmiyor. Aksine bu durum, ifade edilen tercihlerle ödeme yapmaya karşı gösterilen isteklilik arasındaki farkı ortaya koyuyor. Bu da demek oluyor ki, ÇSY’ye verilen destek genel olarak sanılandan çok daha esnek.
Sıralama da önem taşıyor. İlk olarak, 2023’ten başlayarak, sosyal girişimlere verilen destek azaldı; buna karşın çevresel kaygılar, özellikle de iklimle alakalı olanlar, daha dayanıklı çıktı. Ancak 2025 yılına gelindiğinde çevresel destek anlamlı bir biçimde düştü. Bu durum, yatırımcıların genel hevesleri azalsa da, ÇSY’nin bileşenleri arasında ayrım yaptıklarını gösteriyor.
Kurumlar: İdealizmden Uzak Bir ÇSY
Kurumsal yatırımcı anketlerimiz birbirinden farklı fakat birbirini tamamlayan bir hikâye anlatıyor.
Büyük varlık sahipleri ve yöneticileri arasında ÇSY entegrasyonu yaygınlığını koruyor: Yaklaşık dörtte üçü yatırımsal kararlarında ÇSY faktörlerini göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Ama onların böyle bir yaklaşım göstermelerinin sebepleri genellikle yanlış anlaşılıyor.
Kurumsal yatırımcılar büyük çoğunlukla ÇSY’yi değer odaklı bir zorunluluktan ziyade bir risk çerçevesi olarak görüyor. Yönetişim faktörleri karar alma süreçlerini domine ediyor ve geniş çapta önemli, ama büyük ölçüde fiyatlara yansıtılan asgari bir şart olarak görülüyor.
Çevresel fikirler neredeyse tamamen iklim risklerine odaklanmış durumda ve orta vadeli yatırımlar için önemli görülüyorlar. Sosyal faktörler ise, veri gizliliği ve güvenliği haricinde, daha sınırlı bir rol oynuyor.
Kritik bir nokta da şu ki, kurumlar ÇSY’yi asimetrik olarak kullanıyor. Zayıf ÇSY özellikleri, diğer temel yönlerden güçlü bir yatırımı devre dışı bırakabilirken güçlü ÇSY yeterlilikleri nadiren zayıf finansal gücü telafi edebiliyor. Burada ÇSY bir filtre, getiri makinesi değil.
Bu kurumsal duruş zaman içinde çok az değişti ve şimdi giderek bireysel yatırımcıların vardığı noktaya benziyor.
Yeni ÇSY Dengeleri
Gözlemlediğimiz bir araya geliş ÇSY’nin sonunun geldiğine işaret etmiyor. Ancak bu durum belirli bir evrenin sonuna geldiğimizi gösteriyor; kapsamlı iddialar, geniş paydaş söylemleri ve sürekli artan yatırımcı talebi varsayımları ile karakterize edilen bir evrenin.
Bunun yerini daha dar kapsamlı, daha pragmatik bir denge alıyor. ÇSY, risklerin somut, zaman ufuklarının net ve maliyetlerin yönetilebilir olduğu yerlerde varlığını sürdürüyor. İklim değişikliği bu kalıba uyuyor. Sosyal gündemin büyük bir kısmı ise uymuyor.
Yöneticiler, yönetim kurulları ve varlık yöneticileri için sonuç net: Yatırımcının hayırseverliği varsayımı üzerine kurulan ÇSY stratejileri kırılganlar. Güvenilir risk yönetimi ve şeffaf ticaret temelli olanların ise dayanma gücü çok daha yüksek.
Bu dört yıllık anketlerden çıkarılabilecek genel ders yatırımcıların ÇSY’ye karşı durduğu değil. Genel ders şu ki yatırımcılar ÇSY’ye giderek diğer yatırım unsurları gibi yaklaşıyor, onu kısıtlamalara, fırsat maaliyetlerine ve değişen ekonomik gerçeklere tabi tutuyorlar. Bu da sarsıcı ama aydınlatıcı da bir içgörü.