Sürdürülebilir Kalkınmanın Anahtarı: Çalışan Kadın

Mart 2018

Daha fazla içerik için

Ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi, nüfusun yarısını oluşturan kadınların, yaşamın tüm alanlarına aktif bir şekilde katılımı ile mümkün. Bu alanların içinde kuşkusuz en önemlisi iş hayatına katılım. Ülkemizde kadının iş hayatına katılımı maalesef halen arzu edilenin çok gerisinde.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadın istihdam oranı yüzde 28 iken, erkeklerde bu oran yüzde 65 seviyesinde. Yani Türkiye’de her 100 kadından yalnızca 28’i çalışıyor. AB ülkelerinde ise her 100 kadından 60’ı çalışıyor. Ülkemizde kadın girişimcilerin oranı da oldukça düşük; yüzde 8’ler civarında.  

İşgücüne katılım konusunda da çok parlak değiliz. Ülkemizde kadınlar için yüzde 34,2 olan işgücüne katılım oranı, gelişmiş ülkelerde yüzde 50 civarında. Bu rakam; her 100 erkekten 72’sinin iş yaşamına katıldığı ülkemizde, her 100 kadından yalnızca 34’ünün işgücüne dâhil olduğunu gösteriyor. Yani ülkemiz, nüfusun yarısını oluşturan nitelikli insan kaynağı potansiyelini kullanamıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 yılında yayımladığı Global Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre ise Türkiye; ekonomi, eğitim, sağlık ve politika başlıklarında cinsiyet eşitsizliğini gidermede 144 ülke arasında 130’uncu sırada yer alıyor. 

Oysa, kadınların işgücüne katılımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de önemli fırsatlar barındırıyor. McKinsey Türkiye tarafından yapılan Women Matter raporuna göre; küresel ekonomide, kadınların işgücüne eşit katılımının sağlanması halinde, 2025’te 12 ila 28 trilyon dolar arasında bir büyümenin gerçekleşmesi mümkün görünüyor.  

Kadınların iş hayatında ve sosyal hayatta güçlendirilmesi kurumsal vatandaşlık görevi

Tüm bu veriler, özellikle Türkiye gibi gelişen ekonomilerde kadınların işgücüne katılımının ve kadın istihdamının sürdürülebilirliğinin, kritik derecede önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Danone olarak biz de bu yaklaşımla tüm dünyada, kadının hem iş hayatında hem de sosyal hayatta güçlendirilmesini destekliyoruz. Daha sağlıklı bir dünya için çalışan bir şirket olarak, sağlıklı ve mutlu ailelerin temeli olduğuna inandığımız annelerimizin, özellikle iş hayatına tutundurulmaları ve doğum sonrası işi bırakmamaları için gayret göstermenin ana kurumsal sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.

Bu doğrultuda Danone, dünyada bu alanda yaptığı çalışmalarla tüm anne-baba çalışanlara yönelik ilk Global Anne-Baba Dostu Politikasını oluşturarak, HeForShe tarafından da ”Tematik Şampiyon” unvanını aldı. Global politikanın oluşturulmasında, 2015 yılında Danone Türkiye inisiyatifi ile hayata geçen Anne Baba Dostu Uygulamalar büyük rol oynadı.

Türkiye’de önemli bir değişim hareketi: Çalışan Anneler Projesi 

Öncelikle; kadınların hamileliklerinden başlayarak, annelik süreçlerinde iş yaşamında yaşadıkları zorlukları ortaya çıkarmak, anlamak ve çözüm için kurumları harekete geçirmek üzere 2015 yılında IPSOS ile 1071 kişilik bir katılımla

Çalışan Anneler Araştırması’nı gerçekleştirdik. Bu araştırma kapsamında çıkan sonuçlar doğrultusunda Danone Çalışan Anneler Projesi’ni geliştirerek ve kadın konusunda yaptığımız tüm çalışmaları bu program çatısı altında toplayarak, Türkiye’de bir değişim hareketinin öncüsü olduk. 
Çalışan Anneler Araştırması’nın temel savı; hamilelik, doğum ve erken ebeveynlik süreçlerinde -yani anneliğin hamilelikle başlayan ilk 1000 gününde- anne babaların çocuk bakımına yönelik ihtiyaçlarını ve beklentilerini, mevcut iş yaşamı koşulları ile dengeleyebilecek çözümlerin istihdam piyasasının gelişimi açısından önem taşıdığıydı. 

Araştırma kapsamında, Türkiye’de kamu ve özel sektörde çalışan annelerin, anne adaylarının ve babaların erken ebeveynlik döneminde çalışma koşulları ve yan haklara yönelik mevcut durumunu, beklenti ve ihtiyaçlarını anlamayı hedefledik. Bir diğer hedefimiz ise bu beklentilerin, yöneticiler gözünde iş dünyasının mevcut şartları kapsamında ne ölçüde ve ne şekilde karşılanabilir olduğunu tespit etmekti. Ayrıca, erken ebeveynlik sürecinde geliştirilebilecek çalışan dostu aile ve istihdam uygulamalarına yönelik anne, baba ve yöneticilerin değerlendirmelerini almayı amaçladık. 

Çalışan Anneler Araştırması kapsamında işi bırakan annelerle yapılan görüşmelerde, işi bırakan bu annelerin yarısından fazlasının olumsuz duygular içinde olduğu ortaya çıktı. Bu annelerin yüzde 23’ü çalışmayı bırakmış olmaları ile ilgili mutsuzluk, yüzde 11’i pişmanlık hissettiğini belirtti.

Bu annelere, hangi koşullarda işi bırakmayıp çalışmaya devam edebilecekleri sorulduğunda, ilk sırada çocuk sahipliği ve bakımına ilişkin beklentilerinin karşılanması talebi yer aldı. Annelerin yüzde 88’i temel motivasyon olarak maddi geliri, yüzde 72’si çocuğuna daha iyi imkânlar sunabilmeyi, yüzde 64’ü ise ekonomik özgürlüğü gösterdi.

Çalışan Anneler Araştırması’na göre kadınların yüzde 40’ı doğum sonrası işi bırakıyor 

Yine araştırma sonuçları gösterdi ki, kadınların yüzde 40’ı doğum sonrası işi bırakıyor. Ancak bununla birlikte,  doğum ve süt izninin artırılması, kreş yardımı yapılması, esnek/evden çalışma gibi anne baba dostu uygulamalar, kadınların iş hayatlarına devam etmesinde önemli rol oynuyor. Hatta bu uygulamalarla performans da yüzde 94 oranında artış gösteriyor. 

Araştırmaya katılan annelerin yüzde 42’si, işe geri dönüş sebebiyle emzirmeyi bırakmak durumunda kaldığını belirterek, başka bir önemli içgörüyü bize sundu. Emzirirken işe dönüş sürecinde hayatı zorlaştıran unsurların başında; süt odasının olmaması, annenin süt iznini istediği şekilde kullanamaması ve izin alımında yaşanan zorluklar yer alıyor. Görüşme yapılan yöneticiler arasından ise sadece yüzde 9’u ofislerinde süt odası olduğunu belirtti. İşyerlerinin sadece yüzde 2’si kreş için maddi yardım yaparken, sadece yüzde 5’inde kreş bulunuyor. Buradan, “anne baba dostu işyeri” kavramının henüz Türkiye’de yaygın bir konsept olmaması ile birlikte iyi örneklerin de çok fazla bilinmediğini gördük. 

Danone, Anne Baba Dostu Uygulamalar ile kurumsal dünyaya rehberlik ediyor

Araştırma kapsamında çıkan bu sonuçlar doğrultusunda, öncelikle Çalışan Anneler Projesini geliştirerek bu program kapsamında “Anne Baba Dostu Uygulamalar”ı hayata geçirdik ve değişime ilk olarak kendi şirketimizden başladık. 

Şirket içinde sunduğumuz “Anne Baba Dostu Uygulamalar” ile yasal izne ek annelik ve babalık izni, part-time çalışma hakkı, esnek ve evden çalışma opsiyonu, ilk gün hemşire hizmeti, anne sütünün yeterli olmadığı durumlarda 3 yaşına kadar mama desteği, doğum izninden yeni dönen ve bu süreci yakın zamanda yaşamış tecrübeli anneler arası iç koçluk programı, ebeveynlere yönelik okulun ilk ve son günü idari izin hakkı, toplu şirket toplantılarına bebek ve bir refakatçi ile katılım, tüm aileyi kapsayan özel sağlık sigortası, pedagog desteği ve süt odaları gibi imkânlarla kadın çalışanlarımıza iş hayatlarında destek oluyoruz. 

Anne Baba Dostu Uygulamalar ile yeni anne babalara esnek ve evden çalışma, doğum izninden dönen annelere de part time çalışma imkânı sunuyoruz. Yeni annelerimizin işe dönmeden önce bebekleriyle biraz daha vakit geçirebilmeleri, babalarımızın da doğum sürecinde anneler ve bebeklere yeterince destek olabilmeleri için yasal izne ek 2 hafta ekstra izin tanımlıyoruz.  

Doğum izninden dönen annelerin işe yeniden adaptasyonunu hızlandırmak amacıyla süreci tecrübe etmiş çalışanlardan koçluk almalarını sağlıyoruz. Doğum izni dönüşü yeni annelerimizin işe alışma süreçlerinde onlara destek olmak amacıyla tasarlanmış 3 aylık «Buddy Programı» ile tecrübeli annelerimiz ve doğum izninden dönen çalışanın yöneticisi, çalışanın adaptasyonu için ilk hafta ajandasını oluşturuyor. Buddy Programı kapsamında gerçekleşen görüşmeler esnasında tecrübeli anneler kendi yaşadıkları bireysel tecrübelerine değiniyor. Böylece doğum izninden yeni dönen annelerimiz, işe adaptasyon süreçlerini onları en iyi anlayabilecek kişilerin sayesinde hızlandırıp, bilgi alışverişinde bulunuyorlar. 

Annelerin ofis içinde geçirdiği zamanı da göz önünde tutarak, konforlu ve hijyenik bir süt odası ve dinlenme odası ile günü daha rahat geçirmelerini hedefliyoruz. Çalışan annelerin güvenli ve temiz bir ortamda süt sağmaları, sütü saklayabilmeleri ve kullandıkları malzemeleri temizleyebilmeleri sağlık koşulları açısından büyük önem taşıyor.  Bu sebeple 2014 yılında 12 metrekarelik alanda kurmuş olduğumuz süt odasındaki en büyük odağımız hijyen ve konfor. Hijyen odağımız kapsamında süt odamızda batarya, ayna, lavabo, buharlı sterilizasyon cihazı, süt sağma makinesi, derin dondurucu buzdolabı, kişisel temizlik ürünleri, çöp kovası bulunup; oda her gün temizleniyor. Konfor odağımız kapsamında odamızda; koltuk, sehpa, yastık, saat, dergi, kitap, su sebili, elektronik tartı, bol aydınlatma ve havalandırma yer alıyor. Ayrıca odayı kullanan annelerimizin mahremiyetini sağlamak için özel eşya dolabı, kapı kilitleri, kapıda rahatsız etmeyin görselleri bulunuyor. Süt odası ile çalışanlarımızda oluşan memnuniyet sonrası, aynı odayı dört iş kolumuzdan ikisinin yer aldığı Ataşehir ofisimizde de kurduk. 

Çalışan Destek Programı ile şirket bünyesindeki anne babaların sağlıklı çocuk gelişimi konusunda danışmanlık almalarını sağlıyor ve ofis içi eğitimlerle anne babaları bilinçlendiriyoruz. Çalışan Destek Programımız ile aile danışmanlığından, çocuk danışmanlığına kadar çalışanların ve ailelerinin iş performansını ve yaşam kalitesini etkileyebilecek durumlarda ihtiyaca yönelik kapsamlı destek sağlanıyor. Telefonda bilgilendirme ve danışmayı aşan durumlar uzman psikolojik danışmanlık çerçevesinde değerlendirilip, karşılıklı görüşme ile danışmanlık veriliyor. Anne-Bebek Destek Hattı ile doğum öncesi ve doğum sonrası süreçte; hemşireler, emzirme danışmanları, bebek beslenme uzmanları ve uzman klinik psikologlarca ücretsiz danışmanlık sağlanıyor. Araştırmalar, hamilelik ve doğum sonrası sürecin, kadınların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönemlerden biri olduğunu ortaya koyuyor. Anne adayları bu dönemde iyi desteklenmedikleri takdirde; emzirme, bebek bakımı gibi konularda kendi başlarına aşmakta zorlanacakları güçlükler yaşıyorlar ve bu güçlükler çeşitli psikolojik zorlanmaları da beraberinde getiriyor. “Mutlu Anne Mutlu Bebek Programı” ile annelerin bebek bakımında karşılaşacakları zorluklar ve doğum sonrası dönemde yaşayacakları duygu değişimleri karşısında anneleri desteklemeyi amaçlıyoruz. Doğum öncesi ve sonrasında annelerin uzman klinik psikologlar ile yüz yüze görüşme hakları da bulunuyor. Anneler, doğum yaptıkları gün, ilk gün hemşire uygulamamızdan yararlanarak önceden belirlenmiş hemşirelerimizden bire bir destek alabiliyor. Ayrıca anne-baba çalışanlarımıza pedagog desteği sağlıyoruz. 

Yeni anne babalara, bebek hemşireleri ile birlikte uygulamalı eğitim ve kontrol hizmetleri sağlıyoruz. Tüm yeni anneler ve anne adayları, bebek hemşirelerimiz ve emzirme danışmanlarımızdan; doğum öncesi ve sonrası süreçte akıllarına takılan sorular ve annenin bebek yetiştirirken karşılaşabileceği zorluklarla ilgili uygulamalı olarak eğitim alıyor.

Anne babalara, anne sütünün yeterli olmaması durumunda çocukları 3 yaşını doldurana kadar mama yardımı yapıyor ve emziren annelerin iyi beslenmesi için Lactamil ürün desteği sunuyoruz. Doğuma kısa süre kala anne ve bebeğin ihtiyaç duyacağı ürün ve hediyelerimizden oluşan sepetimiz anne veya babalara teslim ediliyor. 

İzinde olan anne babalarla şirket gündem ve gelişmelerini paylaşıyoruz. Hem doğum iznine ayrılmış olan annelerimizle hem de eşi doğum yapmış ve sunduğumuz izin hakkından faydalanan babalarla sürekli iletişim halinde oluyor, onları her uygulama ve projeden haberdar ederek; şirket gündeminden uzak kalmamalarını sağlıyoruz. 

Diğer yandan, “Önce Sağlık” yaklaşımı doğrultusunda, tüm aileyi kapsayan sağlık sigortası uygulaması koyduk. 2014 yılından itibaren anne ya da babanın sağlık sigortasından, tüm aile eşit ölçüde faydalanabiliyor. Bir çalışanın işe başladığı ilk gün kendisiyle birlikte ailesinin de sigorta girişi yapılıyor, yeni doğan bebeklerin ise doğdukları gün itibarıyla sigortaları başlamış oluyor.

Anneler şehir dışında gerçekleşen toplu şirket toplantılarına, bebekleri 1 yaşına gelene kadar, anneanne veya bakıcı gibi bir refakatçi eşliğinde bebekleriyle katılım gösterebiliyor. Ayrıca çocukları ilköğretim kurumlarında eğitim gören anne babalara yönelik okulun ilk ve son günü için yarım gün idari izin hakkı veriyoruz. 

Şirketimizde kadın konusu, cinsiyet eşitliğini güçlendirecek uygulamaları yaygınlaştırmak ve zenginleştirmek hedefiyle çalışan, farklı iş birimlerimizin farklı departmanlarından bir araya gelen Danone Kadın Komitesi tarafından ele alınıyor. Danone Kadın Komitesi aynı zamanda Anne Baba Dostu Uygulamalarımızı tüm Danone şirketlerinde sürdürülebilir kılmak ve bu uygulamaları yaygınlaştırmak için yapılması gerekenleri hayata geçiriyor, hazırlamış olduğu anketlerle nabız ölçüyor ve bu doğrultuda yeni uygulamaları hayata geçiriyor.

Süt Odası Lüks Değil İhtiyaçtır  

Çalışanlarımız için olduğu kadar şirket dışında da, çalışan annelerin ihtiyaç duydukları desteği almaları konusunda farkındalık yaratmak bizim için önemliydi. Kadınların iş yaşamlarını devam ettirmek için özellikle bebek sahibi olduktan sonra daha fazla desteğe ihtiyaç duydukları ve Türkiye’deki tüm şirketlerin sadece yüzde 9’unda süt odası olduğu araştırma sonuçlarında ortaya koyulmuştu. Buradan hareketle, KAGİDER iş birliği ile “Süt Odası Lüks Değil İhtiyaçtır” farkındalık kampanyasını hayata geçirdik. Bu kampanya ile hijyenik bir ortamda süt sağmanın, tüm çalışan anneler için temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, sadece Danone Türkiye bünyesinde değil, tüm şirketlerde kurulması için farkındalık oluşturmayı amaçladık. Süt odası olmayan şirketlerin küçük yatırımlarla bu odaları kurması için çağrılar yapmaya devam ediyoruz. Süt Odası Hareketimiz kapsamında 5 milyon kişiye eriştik, aynı zamanda bu değişimi başlatacak olan 5 bin İK profesyoneli ile bir araya geldik.

Çalışan Annelerin İşe Dönüşü Araştırması, annelerin motivasyon ve bariyerlerini ortaya çıkardı 

Çalışan Anneler Araştırması ve devamında hayata geçirdiğimiz uygulama ve projeler çalışanlarımız tarafında büyük memnuniyet yarattı. Kamuoyunda da önemli bir görünürlük sağladık. Bu olumlu dönüşler, projeyi geliştirerek devam etmemiz için bizi motive etti. Tüm iş dünyasına örnek olma vizyonumuzla beraber daha geniş kitlelerde farkındalık yaratmak üzere ilham veren ve kamuoyu güvenini taşıyan, söz sahibi bir “düş ortağı” ile yollarımız kesişti. Türkiye’nin en köklü kadın emeğini destekleyen kuruluşlarının başına gelen KAGİDER ile yola çıktık. Bu doğrultuda 2017 yılında da, yine IPSOS ile ilk araştırmanın devamı ve tamamlayıcısı niteliğinde olan “Çalışan Annelerin İşe Dönüşü” adlı kapsamlı bir araştırma daha yaptık. 

Araştırma kapsamında çocuk bakım sorumlulukları nedeniyle işlerinden ayrılmış, sonrasında iş hayatına dönmüş ve dönmemiş annelerin bariyerlerini ve motivasyonlarını anlamaya çalıştık. Araştırma kapsamında anne olduktan sonra işe dönmüş ve dönmemiş annelerle konuştuk. Ek olarak bu annelerin eşleri ve çocuklarını da araştırmaya dâhil ettik; çünkü önceki araştırmamızda gördük ki; iş dünyasının anneleri desteklemesi yetmiyor, çevrelerinin de annelerin arkasında durması gerekiyor.  Araştırma kapsamında 583 kişi ile görüştük. 

Çalışan Annelerin İşe Dönüşü Araştırması’na göre, kadınlar için çalışan anne olmak; özgüvenli, pozitif ve gelişmeye devam eden insanlar olmayı çağrıştırıyor. İşten ayrılmış annelerin yüzde 73’ü, işe dönmüş annelerin ise yüzde 93’ü işi bırakmaktaki temel motivasyonlarının, çocuğa kendilerinin bakmak istemesi olduğunu söyledi. 

“KADINLARIN İŞGÜCÜNDE TUTULMASI, İŞGÜCÜNE KATILIMLARININ SAĞLANMASI KADAR ÖNEMLİ”​

İşten ayrılma motivasyonu uzun vadede yanıltıcı

Araştırmaya katılan anneler işi bıraktıkları ilk dönemde rahatlama yaşadıklarını ifade etti ancak kadınların yüzde 60’ı işi bıraktıktan sonra çalışmayı özlediklerini, bu süreçte kendilerine ve çocuklarına istedikleri zamanı tam olarak ayıramadıklarını belirtti. Yani işten ayrılma motivasyonunun uzun vadede yanıltıcı olduğunu söyleyebiliriz. Belli bir noktadan sonra ev içindeki rutin davranışlar anne için yorucu olmaya başlıyor.

Daha evvel çalışma hayatında olan ve planlı bir hayat yaşamaya alışık olan bu kadınlar, ev işleri içinde kayboluyor ve hayal ettikleri aktiviteleri ne çocuklarıyla, ne eşleriyle gerçekleştirebiliyorlar. Anneler çocuklarıyla daha fazla vakit geçirebilmek için çıktıkları bu yolda durumun hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını ifade ederek, planlı yaşayamadıkları için çocuklarına da olması gereken kalitede zaman ayıramadıklarını söylüyor. 

İşin getirdiği sosyal statü ve ev dışında bir hayatta var olmak kadınlar için önemli

Araştırma ayrıca işin getirdiği sosyal statü ve ev dışında bir hayatta var olmanın kadınlar için önemli olduğunu ortaya koydu. Çocuk nedeniyle işten ayrılan kadınların yüzde 58’i işi bıraktıktan sonra sosyal çevrelerinin ciddi oranda azaldığını belirtti. İşe dönmüş annelerin yüzde 84’ü ise iş hayatının getirdiği sosyal statü sayesinde kendilerini daha güçlü hissettiklerini söyledi.

Çıkan sonuçların gösterdiği en önemli işaret ise kadının çalışmasının çocuk üzerindeki olumlu etkileri yönünde oldu. Çalışan annelerin yüzde 89’u çocuklarının daha kolay kendi ayakları üzerinde durduğunda hemfikir. Yüzde 85’i çalışıyor olmalarının çocukların kadın erkek eşitliği algısı için önemli olduğunu, yüzde 83’ü çocuklarının okula gitmeye daha motive olduğunu vurguladı. Eşi işten ayrılmış babaların yüzde 70’i ise özellikle kız çocuklarının ileride iş hayatına girmesinde annelerinin rol model olduğunu düşündüklerini belirtti. 

Eş de çocuklar da “İyi ki annem çalışıyor” diyor

Araştırma kapsamında görüşülen çocukların da annelerinin çalışmasını istediklerini gözlemledik. Bu görüşmeler sonucunda annesi çalışan çocukların pozitif cinsiyet algısına sahip oldukları, annelerinin çalışmasıyla gurur duydukları ve onu kendilerine model olarak aldıkları ortaya çıktı. Ayrıca, çalışan kadınların, anne olduklarında çocuklarına daha geniş eğitim ve sosyal imkânlar sunma eğilimi gösterdiğini gördük. İşe dönmüş annelerin yüzde 93’ü, eşleri işe dönmüş babaların ise yüzde 87’si çalışan annenin çocuklarının kişisel ve sosyal gelişimleri için daha fazla imkân sunduğuna inandıklarını ifade etti.  

Kadınların işe dönüş sürecinde onların bu kararına katkı sağlayan en önemli sebep çocuğa bakacak birinin olması. Anneler çocuklarına kendileri bakmak istedikleri için işten ayrılıyor, işten ayrılma çoğunlukla hamilelik döneminde veya çocuk doğar doğmaz gerçekleşiyor. İşe dönmüş annelerde profesyonel çocuk bakım hizmeti alma durumu sadece yüzde 6 iken, işten ayrılmış annelerin kreş veya bakıcı gibi profesyonel hizmetlerden faydalanmadıkları görülüyor. Annelerin yüzde 60’ı iş yerinde kreş imkânı olsa işe döneceğini belirtiyor. Anneler ve babalar kreş hizmetine aylık ayırabilecekleri bütçenin ise ortalama 600 TL olduğunu ifade ediyor. 

“İyi ki Annem Çalışıyor!” Kampanyası UN Women Zirvesi’nde anlatılacak 

Bu sonuçlar ışığında, KAGİDER işbirliği ile “İyi ki Annem Çalışıyor!” farkındalık kampanyasını hayata geçirdik; çünkü çalışan kadının kendisi de, eşi de, çocukları da “iyi ki” diyor. Bu kampanya ile hem çocuk bakım sorumlulukları nedeniyle çalışmayı bırakmış anneleri cesaretlendirmeyi hem de çalışan anneleri iş yaşamında kalmaya teşvik etmeyi hedefliyoruz. Anneler huzurlu, mutlu ve hayattan zevk alan bireyler olduğu sürece çocukların da mutlu ve iyi olacaklarını biliyoruz. Bu yaklaşımla, “İyi ki Annem Çalışıyor!” kampanyasıyla anne baba dostu politikaların tüm iş dünyasında uygulanması için çeşitli çalışmalar yürütüyor ve örnek uygulamalar ile rehberlik etmeye devam ediyoruz. 

Kampanya ile İK kongrelerinde konuya dikkat çekmek için süt odaları yaptırmaya devam edeceğiz. Hedefimiz 10 şirkete süt odası yapmak. Diğer yandan KAGİDER üyesi şirketlerden başlayarak politikaları hayata geçiren kişilerin değişim aksiyonları almalarını sağlayacağız. Ayrıca Great Place To Work işbirliğimiz ile bu konuda adım atan şirketlere ödül vermeye devam edeceğiz. Bu hedeflere ek olarak, annelerin haklarını hem kendi sitelerimiz hem de KAGİDER sitesi üzerinden yayımlayıp onların da bilgi seviyesini artırıyoruz. Danone Kadın Komitesi ile Anne Baba Dostu uygulamalarımızı daha da zenginleştirmek adına çalışmalarımıza devam ediyoruz. İş ortaklarımızla Anne Baba Dostu uygulamalarımızı paylaşıp onların da bu uygulamaları hayata geçirmeleri yönünde çağrıda bulunuyoruz. Yazılı, görsel ve online mecralarda konuya yer vererek farkındalığı artırıyoruz. Bu farkındalığı yaratmada en önemli aracımız olan tanıtım filmimiz ile 7 milyon kişiye ulaştık. “İyi ki Annem Çalışıyor!” kampanyasıyla Birleşmiş Milletler’in New York’ta yapılacak olan “UN Women” zirvesine davet edildik ve Mart ayında projemizi tüm dünyayla paylaşacak olmanın da ayrıca heyecanını yaşıyoruz. 

Yaptığımız çalışmalar anneler için uygun koşulların sağlanması noktasında hepimize önemli sorumluluklar düştüğünü ve mutlu bir çocuk yetiştirmek için annelerin iş hayatından vazgeçmesine gerek olmadığını gösteriyor. Danone Türkiye olarak, toplumumuzda bu farkındalığı yerleştirmenin sorumluluğumuz olduğunu kabul ediyor ve tüm paydaşlarımızı bu yolda beraber ilerlemeye çağırıyoruz. “Çalışan Anneler Projesi” çatısı altında; hem anne baba dostu uygulamaların şirket içinde ve dışında yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir olması, hem de projelerimizin bu konuda iş dünyası ve toplumda farkındalığı artırması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

Umuyoruz ki hep birlikte, annelerimizin mutluluğunun gelecek nesillerin gülümsemesine dönüştüğü daha sağlıklı bir dünya kurabiliriz.

ÖZETLE

DURUM

Kadının iş hayatına katılımı hâlen arzu edilenin çok gerisinde. AB ülkelerinde her 100 kadından 60’ı; Türkiye’de ise her 100 kadından yalnızca 28’i çalışıyor. Ancak sürdürülebilir kalkınma için işgücünde kadın istihdam oranının artması elzem.

BAKIŞ AÇISI

Küresel ekonomide kadınların işgücüne eşit katılımının sağlanması halinde 2025’te 12 ila 25 trilyon dolar arasında büyüme öngörülüyor. Danone Çalışan Anneler Projesi, mevcut koşulları değerlendiriyor ve kadın istihdamını artırmak için atılabilecek adımlara dair içgörüler sunuyor.

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş