Daha fazla içerik için

“Bu konuya doğru bir çözüm bulabilmek için haftaya bir beyin fırtınası toplantısı yapalım. İlgili herkes katılsın lütfen.” Bu cümle size heyecan değil de korku ve tedirginlik veriyorsa yalnız değilsiniz. İş dünyasında beyin fırtınası konsepti yeni değil ancak son dönemde çok yoğun biçimde kullanılan, hemen hemen herkesin aşk ve nefret ilişkisi içerisinde olduğu bir yaklaşım. Özellikle son dönemlerde kötücül sorunların artmasıyla birlikte çözüm arayışında katılımcılığın ön plana çıkması, tasarım odaklı düşünme gibi yöntemlerin kurumsal dünyanın vazgeçilmez araçları arasına girmesi ve daha birçok nedenden dolayı beyin fırtınası konseptini yeniden hatırladık. Ancak çözüme odaklanmak bizi her zaman bir sonucu götürmeyebilir hatta çoğu zaman götürmez. Bu sayımızdaki makalemiz beyin fırtınasında çözüm bulmaktan çok; soruya odaklanmanın ve doğru soruları sormanın önemini vurguluyor. Aslında mantık basit: Soruyu nasıl tanımlarsanız çözümü de öyle çerçevelersiniz.

Çerçeve demişken... Birçok değerli makale de İnsan Kaynakları (İK) fonksiyonunun yapısıyla ilgili... İK dünyası son dönemde büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğu kadar şirketlerdeki her türlü dönüşümün ana yakıtı olan yetenekli işgücü konusunda da stratejik bir noktaya konumlanma çabasında. Her şeyin bu kadar hızlı değiştiği bir dönemde prosedürler ve sistemler İK’nın ayağında pranga oluşturabiliyor. Bu noktada çözüm: İK’da çevik felsefeye geçmek. Her ne kadar teknoloji dünyası ile özdeşleşmiş gibi görünse de çevik yaklaşım İK’da performans değerlendirmeden işe alıma birçok alanda çok ciddi bir hız ve etkinlik sağlayabilir.

Bunların yanı sıra birçok bilgilendirici ve vizyon açıcı dosyamızla zengin bir sayı ortaya koyuyoruz. B2B’de Değer Bileşenleri, kurumsal pazarda değer vaadinizi yeniden düşünmenize neden olabilecek kapsamlı bir çerçeve sunuyor.  İyi bir yönetim kurulu başkanının nasıl olması gerektiğini anlatan dosyamız, başkanların komuta eden değil kolaylaştıran tarafsız liderler olmaları gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, dijital dönüşümü bu sefer güvenlik bakış açısından ele aldık ve bu fonksiyonun iç yapılanmasına bakıp, “Güvende miyiz?” sorusuna cevap arayan bir makale ile siber güvenlik konusunu masaya yatırdık. 

Yeni fikirler bulmak, yeni yaklaşımlar ortaya koymak elbette ki arzulanan bir durum. Ancak bunların hayata geçirilmesinde insan faktörünün önemini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu sayımızda da çok kapsamlı bir dosya seti sunuyoruz görüşlerinize... Keyifle okumanız dileklerimizle...

 

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş