SPONSORLU İÇERİK - MINI

İş-Yaşam Dengesi Sorununa “Farklı” Bir Çözüm

3 Ağustos 2016, Çarşamba

İş dünyasında birkaç yıl geçiren bir profesyonele “en temel sıkıntılarınız nelerdir?” listesi yaptırdığınızda ilk sıralarda yer alacak kavramlardan biri de “iş-yaşam dengesi”dir. Ya da iş dünyasında uzun yıllar geçirmiş kıdemli CEO’lara soru-cevap oturumlarında mutlaka şu soru sorulur: “Peki bunca iş ile özel hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz? Keyif için nasıl zaman ayırabiliyorsunuz? Cevaplandırması kolay olmayan bir soru, öyle değil mi?

Gerçekten de yapılan birçok araştırmaya göre günümüz profesyonelleri bu dengeyi kurma konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. İş-özel hayat arasındaki kopukluk ve dengesizlik bir taraftan kişinin işine konsantre olamamasına ve veriminin düşmesine, bir taraftan da bireysel gelişiminde yetersiz kalmasına ve yaratıcılık özelliklerinin törpülenmesine neden oluyor. Bu da insanda mutsuzluğu getiriyor. Yani iş-özel yaşam dengesini kuramamak iki ucu keskin bir kılıç gibi: Hem işinizi hem de özel hayatınızı yeterince anlamlandıramamanıza neden oluyor.

Durun, daha bitmedi. Bir de olayın Y kuşağı boyutu var... Her geçen gün iş dünyasında sayıları artan Y Kuşağı temsilcileri özgürlüğe önem veren, esnekliği benimseyen yapılarıyla ön plana çıkıyor. Ayrıca hayatı deneyimlemeyi, tercihlerini değiştirmeyi ve günde 12 saat çalışan anne-babaları gibi olmamayı kafalarına koymuş olan bu kuşağın temsilcileri iş-özel yaşam dengesini olmazsa olmaz bir unsur olarak görüyor. Sıkıldıkları anda işten ayrılmaktan veya başka bir alana geçmekten de çekinmiyorlar. Bu da zaten karışık olan iş-yaşam dengesi denklemini daha da karışık hale getiriyor.

Bu kadar tespit yeter. Şimdi sorumuz şu: Ne yapmalı da bu iş-yaşam dengesi denilen karmaşık denklemi çözmeli? İşte bu konuda birkaç tavsiye ve sonrasında da konuyu kökten çözecek sırrımız:

Tanımı değiştirin: Birçok kişiye göre iş-yaşam dengesi demek, iş ile özel hayatı keskin bir çizgiyle ayırmak anlamına geliyor. Yani eve iş getirmemek, işle özel hayatı karıştırmamak. Bu tanım artık geçerli değil. Yeni kuşaklarla birlikte oluşan yeni tanımımız şu: İşte keyif aldığımız konuları özel hayata, özel hayatta keyif aldığımız konuları da işe yansıtmak ve bu iki hayatı birbirinin içerisine geçirmek. Yani ayrım yok, birbirini tamamlama, bütünleme var. Bunu da nereden çıkardınız demeyin: HBR Türkiye ve Universum’un 35 binden fazla üniversite öğrencisiyle yaptığı araştırmada çıkan tanım tastamam bu...

Yaratıcılık aşılayın: Artık her işte, her pozisyonda bireysel ve kolektif yaratıcılık önem kazanıyor. Şirketler, çalışanlarının yaratıcılığından ve yeni fikirlerinden beslenmeden ilerleyemeyeceklerini ve gerçek anlamda inovasyon yapamayacaklarını biliyor. Bu yüzden çalışanlarına yaratıcılığı tetikleyecek uygulamalar, ortamlar ve etkinlikler sağlamaya çalışıyorlar. Şık ofisler, toplantı salonlarında oyun konsolları, marka kahveler gibi çeşitli uygulamalar hayata geçiriliyor. Şirkete sadece uygulamada değil, görünümde de yaratıcı bir imaj kazandırılmaya, insanların farklı, kutunun dışında düşünmeye teşvik edilmesine çalışılıyor.

Farklılığı hissettirin: Madem ki iş ile özel hayat arasında keyifli bir geçişkenlik sağlamak gerekli, o zaman çalışanların kendilerini farklı hissedecekleri, imajlarını net bir biçimde yansıtacakları uygulamalar da önem kazanıyor. Gri-siyah tonların hakimiyetini kırmak, herkeste olana değil farklı olana sahip olmak, ilk bakışta fark edilmek ve yaratıcılığı yansıtmak önemli. Bu farklılık, yeni kuşakların bir şirketi seçmesinde en önemli nedenlerden biri. Bunu da biz değil, araştırmalar söylüyor.

Peki, bunlar iyi güzel de, nasıl olacak da hayata geçirilecek? İş-yaşam dengesini sağlayacak bu unsurları tek hamlede hayata geçirmek mümkün mü? Hemen cevabını verelim. Bu işin öyle bir sırrı var ki tek hamlede tüm bu faktörleri bir araya getirmeniz, çalışanlarınızın hayattaki ve işteki keyiflerinden birçoğunu günlük hayatlarına aktarmanız mümkün:

Onlara şirket otomobili olarak bir MINI “hediye” etmeniz yeterli...

Nasıl, sizce de harika bir çözüm değil mi? Madem keyiften bahsettik, aslında otomobil bu keyfin en önemli unsurlarından biri. Üstelik hem iş hayatına hem de özel hayata dokunan, iki yaşamın da merkezinde yer alan bir otomobil. Herkesin sahip olduğu sıradan bir otomobildense kendini anında farklılaştıran, herkesin dönüp “gülümseyerek” baktığı bir otomobil... İlk bakışta yaratıcılığı yansıtan, kullanımı benzersiz bir deneyim ve keyif veren, içinde kendinizi farklı hissedeceğiniz bir otomobil. İşteki yaratıcılık, farklılık arayışı ve kendini güçlü hissetme duygularıyla özel hayatınızdaki keyif, renklilik ve gözlerin üzerinizde olma hislerini tek paydada birleştiren bir otomobil. Hepsinden de öte, bir mirası olan, hikayesi olan ve bu hikayeyi sofistike bir hayat tarzı ile bütünleştiren bir otomobil. Yani MINI.

MINI şimdi kurumsal filolarda da yerini aldı; dilerseniz satın alabilir, dilerseniz de şirketiniz veya şahsınız adına uzun dönem kiralayabilirsiniz. Yani iş-yaşam dengesini dert etmenize artık gerek kalmadı. Ne diyelim, MINI ile keyfini çıkarın: Hem işinizin hem de hayatınızın…

Kurumsal MINI teklifleri ile ilgili detaylı bilgi almak istiyorum.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş