Seda Kayrak Kızıltan

Boyner Grup ve Boyner Büyük Mağazacılık İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Demokrasi ve İnsan Hakları Perspektifinde Yorumluyoruz.”

19 Aralık 2022, Pazartesi

Toplumsal cinsiyet eşitliği İK politikalarının başında yer alan Boyner Grup son zamanlarda “Yarınlar Büyüsün” projesi ile gündemde. Proje kapsamında ebeveyn olan çalışanlarına; uzatılmış babalık izni, evlat edinme izni, doğum sonrası anne ve baba için psikolojik destek, diyetisyen hizmeti ve çocuk gelişimi eğitimini kapsayan birçok destek sunduklarını açıklayan Boyner Grup ve Boyner Büyük Mağazacılık İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Seda Kayrak Kızıltan toplumsal cinsiyet eşitliğini bir demokrasi meselesi olarak gördüklerinin altını çiziyor.

Öncelikle Boyner Grup’un kurum kültürünü bize biraz tanımlar mısınız?

Altı grup şirketimiz ve sekiz binden fazla çalışanımızla çok katlı mağazacılıktan özel markalara, e-ticaretten mobil uygulamalara uzanan farklı perakende formatlarında hizmet veriyoruz. İşimizin kalbine her zaman müşteri mutluluğunu koyuyoruz ancak mutluluk kavramını öncelikle kendi iç değerlerimizle özdeşleştiriyoruz. Bizler yaratıcılığa önem veriyor, icat çıkarmayı seviyoruz. Bu aynı zamanda cesur ve tutkulu olmayı da gerektiriyor.  Sürekli öğrenen, sorgulayan ekip arkadaşlarına, iş ortaklarına, müşterilerine ve topluma yönelik sorumluluğun farkında olarak hareket eden bir “Büyük Bir Aileyiz”. Bizi biz yapan tüm bu değerlerin amacı ise dokunduğu her alanda iyi bir şirket olmak.

Tüm bu değerlerimizin yanında bir diğer önemli odağımız “iyilik”. Yaptığımız tüm işlerde, attığımız tüm adımlarda iyilik yaratmaya odaklanıyoruz. Bu değerden beslenen kurum kültürümüzü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları rotasında geliştiriyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, uzun zamandır titizlikle üzerinde durduğumuz konular arasında en üst sıralarda yer alıyor. İş dünyası ve toplumun tüm kesimlerinden kadınların eşitlik ve özgürlük haklarına destek olmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla eşitlik konusu İK politikalarımızda da önemli yer tutuyor.

Uygulamaya aldığımız son projemiz “Yarınlar Büyüsün” de bu bakış açısının bir yansıması.

Projemizle ebeveyn olan çalışanlarımıza; uzatılmış babalık izni, evlat edinme izni, anne ve baba için psikolojik destek gibi pek çok alanı kapsayan destekler sunuyoruz. Burada amacımız aile içinde kalıplaşmış rolleri eşitlik temeline çekebilmek ve çalışanlarımızı günümüzün eşitlikçi dünyasına dahil etmek.  Herkes için eşit ve yaşanabilir bir dünyanın, daha iyi bir geleceğin kadın ve erkek ayrımı yapmadan toplumsal cinsiyet eşitliği ile mümkün olacağına inanıyoruz.

Boyner Grup ailesi olarak sadece kendi içimize yönelik de çalışmıyoruzhayata geçirdiğimiz projelere tedarikçilerimizi ve iş ortaklarımızı da dahil ediyoruz. Dokunduğumuz tüm ekosisteme bu evrensel değerleri toplumun her alanında yaymak için çalışıyoruz. Dolayısıyla Boyner Grup’ta “Kurum Kültürü”nü sadece iş odaklı görmüyoruz.

Pandemi dönemi çalışanlara birçok açıdan esneklik sağlasa da özellikle bu dönem kadın çalışanlar için oldukça zorlu bir süreçti. Büyük çoğunlukla kadınlar hem evle hem de evde kalan çocuklarıyla ilgilenmek zorunda kaldılar. Bu dönemde kadın çalışanlarınıza siz nasıl destek oldunuz?

Araştırmalar kadınların pandemi nedeniyle uzaktan çalışmalarının ev, çocuk gibi sorumluluklarını artırdığını ve iş-yaşam dengesini olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün mart ayında açıkladığı rakamlara göre 2019’da küresel çapta yüzde 45,2 olan kadın istihdamı, 2022’de yüzde 43,8 ile pandemi öncesi seviyenin de altına gerilemiş durumda ne yazık ki. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu içselleştiren bir kurum olarak elbette pandemi döneminde tüm çalışanlarımız ama özellikle kadın çalışanlarımızın konforunu artıracak çalışmalar yapmaya odaklandık.

Merkez ofislerimizde, tüm sektörde de uygulanan evden çalışma ve hibrit çalışma uygulamalarını devreye aldık. Bu aşamada mağaza çalışanlarımızı da unutmadık. Pandemi sürecinden de dersler çıkardıK: Sahadaki ihtiyacı daha net gördük ve bu alanda geliştirici çalışmalar yaptık.  Pandemi öncesinde Boyner Büyük Mağazacılık çatısı altında hayata geçirdiğimiz “Seninle Tamam” projesinin değerini bu zorlu dönemde daha iyi fark ettik ve geliştirdik.

Bu proje ile daha önce hiç iş tecrübesi olmamış ya da çeşitli nedenlerle çalışma hayatına ara vermek zorunda kalan kadınlara kendi belirleyecekleri saatlerde part-time çalışma imkaânı sunuyoruz. Boyner Mağazaları’na satış, depo, operasyon, müşteri ilişkileri gibi farklı pozisyonlarda işe alınan adaylar Boyner’in sunduğu eğitim olanaklarından da faydalanabilmesini sağladık.

Türkiye’de ve dünyada toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için daha çok yolumuz var ancak biz bu yolda öğrendiklerimizle, aldığımız derslerle hem kendi kuruluşumuzda hem de toplumda fark yaratacak projelere dönüştürmeye devam edeceğiz.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini kurum kültürünüzün bir parçası haline getirmek için çalışanlarınıza çeşitli eğitimler verdiğinizi söylüyorsunuz. Bu eğitimlerden biraz bahseder misiniz?

Toplumsal cinsiyet eşitliğini demokrasi ve insan hakları perspektifinde yorumluyoruz. Çalışanlarımıza verdiğimiz düzenli eğitimlerle cinsiyet eşitliği alanında bilinçlenmelerine katkı sunuyoruz.

Bu yıl içerisinde hayata geçirdiğimiz “Biriz Birlikteyiz” projesi kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi adına planlanmış ve öne çıkan projelerimizden biri.  “Biriz Birlikteyiz” diyerek, ekip arkadaşlarımızın özel yaşamlarında maruz kalabileceği her türlü şiddet unsurunda yanlarında durduğumuzun, çalışanlarımıza destek verdiğimizin altını çiziyoruz.

Bu proje ile Sabancı Üniversitesi’nin düzenlediği “Ev İçi Şiddete Karşı İş Dünyası” eğitimlerine katıldık ve aldığımız eğitimler ışığında insan kaynakları politikalarımızda destekleyici düzenlemeleri hayata geçirdik. Amacımız; sadece iş yerinde değil özel hayatlarında da çalışanlarımızın yanında, şiddetin karşısında yerimizi almak. Projemizin çalışanlarımız arasında bilinirliğini sağlamak ve farkındalık yaratmak adına webinar’lar düzenledik.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun Boyner Grup’a sağladığı ‘Acil Durum’ telefon hattı ile çalışanlarımıza destek oluyoruz. Kadın girişimcilerin kurduğu gönüllülük esasına dayalı sosyal girişim Gonullupsikolog.org iş birliği ile isteyen çalışanlarımıza ücretsiz olarak çevrimiçi psikolojik destek olanağı sunuyoruz. Konuyla ilgili olarak farkındalığı artırmak amacıyla Boyner Grup bünyesinde tüm yönetim seviyelerinde eğitimler düzenliyoruz.

Bunun yanı sıra, Boyner Grup Türkiye’de “Şiddete Karşı Sıfır Tolerans” kapsamında ILO C190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesine uyumlu ilk perakende şirketi oldu. Bu sayede, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve tacizi de kapsayacak şekilde, şiddet ve tacizden arındırılmış, insana yakışır bir çalışma yaşamının ve çalışma ortamı taahhüt ediyoruz. ILO Sözleşmesi unvanları ve statüleri ne olursa olsun tüm çalışanlarını kapsıyor.

Boyner Grup olarak kadın çalışan oranınız nedir? Üst yönetimden en alt seviyeye kadar kadın/erkek çalışan oranınınız dengeli mi?

İş yaşamında cinsiyet eşitliği konusu bizim için temel bir demokrasi meselesi. Dolayısıyla süreçlerimizi; işe alımdan başlamak üzere, iş ilişkilerinden ücretlendirmeye, eğitimlere eşit katılım hakkından terfi, emeklilik ve istihdam koşullarına kadar tüm süreçlerde fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde ele alıyoruz. İşe alım, aday değerlendirme süreçlerimizden başlayarak belirli periyotlarda kadın çalışan oranımızı, kadın çalışanların eğitimlere katılım ve terfi oranlarını düzenli olarak ölçümlüyoruz. Tüm çalışanlarımızın arasında toplumsal cinsiyet eşitliğini önceliklendiriyor ve ölçümleme konusunda düzenli veri takibi yapıyoruz. Ortaya çıkan veriler doğrultusunda kararlar alıp hızlıca eyleme geçirerek iyileştirmeyi istikrarlı hale getiriyoruz.

Aynı ölçümleme sürecini birlikte çalıştığımız tedarikçiler ve iş ortaklarımızda da takip ediyor ve onları da bu standartları özümsemeleri için teşvik ediyoruz. Herhangi bir pozisyonda kadın çalışanlara öncelik vermek yerine kararı onların tercihine bırakarak iş sonuçları ile o pozisyona aday olmalarını teşvik ediyoruz. Grup şirketleri dahilinde eşit işe eşit ücret politikası uyguluyoruz.

İcra kurulumuzun yüzde 60’ını kadınlar oluşturuyor. Merkez ofislerde kadın yönetici oranımız yüzde 46, merkez ofis çalışanları içinde kadın çalışan oranımız yüzde 47. Bu anlamda kadın-erkek çalışan oranına bakıldığında Türkiye ve dünya ortalamasının üzerindeyiz.

“Yarınlar Büyüsün” projesi nasıl bir proje? Bu proje ile neyi hedefliyorsunuz?

Bu proje cinsiyet eşitliği anlayışımızın bir yansıması. Yarınlar Büyüsün projesi ile ebeveynliğin annelikten ibaret olmadığını, babaların da önemli sorumluluklara sahip olduklarını göstermeyi yani; ebeveyn olan çalışanlarımızın cinsiyet rollerinden arındırılmasını amaçladık.

Ebeveynlik konusunu bir bütün olarak ele alıp destekleyici politikalar geliştirdik. Proje ile baba olan çalışanlarının daha uzun izin hakları olacak. Babalık iznini bir haftalık yasal süreye ek olarak üç hafta ücretli izin ile toplamda dört haftaya çıkardık. Bu sayede toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımıza paralel olarak ebeveynlere eşit mesafede duruyoruz.

Sadece doğum değil, aynı şekilde evlat edinme konusunda da eşitleyici düzenlemeler yaptık. Eğer bir çalışanımız evlat edinmeye karar vermişse doğum sonrası izni, babalık izni gibi hakları ve tüm eğitim desteklerini aynı şekilde alıyor.  Ayrıca, eğitimlerle, psikolojik destek ve diyetisyen hizmeti gibi uygulamalarımızla da anne ve baba olan tüm çalışanlarımızın yanındayız.

Birçok şirket iş dünyasında cinsiyet ayrımı yapmadıklarını ve fırsat eşitliğine önem verdiğini söylese de iş dünyasındaki kadınlar sıklıkla ön yargılardan da kaynaklanabilecek cam tavan olarak da adlandırılan görünmez engellerle karşılaşıyor. Sizce bu cam tavanları kırmak için neler yapılmalı?

Maalesef ki cam tavan olarak tanımlanan görünmez ama bir o kadar da sert sınırlar Türkiye’de olduğu kadar tüm dünyada da var.  Özellikle kadınların maruz kaldığı bu adil olmayan sınırları ise önyargılar çiziyor. Albert Einstein önyargı hakkındaki görüşlerini “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur” diyerek belirtiyor. Günümüzün dünyasını hiçbir şekilde tanımlamayan bu önyargıları yani cam tavanları ortadan kaldırmamız gerek.

Boyner Grup’ta önyargılara yer yok. Bunu içtenlikle söyleyebiliyoruz çünkü tüm İK süreçlerimizde eşitlik temelli stratejileri takip ediyoruz. Bununla birlikte kadınların toplumsal alışkanlıklarla görmeye alışkın olmadığımız rollerde sorumluluk almasını destekliyoruz. Lojistik yöneticisi ya da kurye gibi pozisyonlarda kadın çalışanlarımızın sayısı her geçen gün artıyor.

Tüm bunlara ek olarak cam tavanları kırmak için toplumsal farkındalık yaratmaya da çalışıyoruz. Bu kapsamda her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde farklı bir konuyu ele alıyor, imza attığımız cesur kampanyalarla eşitliğin sesi oluyoruz.

Elbette bu alanda gidilecek yolları aşmak için kurumlara düşen en büyük sorumluluğun kendi iç süreçlerinden başlayarak eşitliği ilke edinmeleri ve özellikle sivil toplum kuruluşları ile güçlerini birleştirerek fark yaratacak projeleri hayata geçirmek olacağını düşünüyorum. Ancak ortak çabayla cam tavanları kıracak güce kavuşabiliriz.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş