Benjamin Yeh

Asus E.EMEA Bölgesi Genel Müdürü

“Odağımız Tüketici Merkezli ve Veri Odaklı Olmak”

30 Haziran 2022, Perşembe

Hibrit çalışma modeliyle tüketici ürünlerine olan ilginin arttığını ifade eden Asus E.EMEA Genel Müdürü Benjamin Yeh, bireysel ve kurumsal tüketici elektroniği ürünleri özelliklerinin giderek birbirine yaklaştığını ifade ediyor. Oyun pazarındaki büyüme ve metaverse’ün gelişimiyle her kullanıcının birer oyuncu haline geldiğini belirten Yeh, teknoloji geliştirme ve inovasyon çalışmalarında tüketici merkezli ve veri odaklı ilerlediklerini kaydediyor.  

Son dönemde pek çok araştırma, dünyanın ekonomik merkezinin Batı’dan Doğu’ya doğru kaydığını söylüyor. Bu durum da Asyalı şirketlerin dünya ekonomisindeki pozisyonunu değiştiriyor. Global bir marka olsa da Asus, Asya’dan doğmuş bir şirket. Bu paradigma değişimi sizce Asya kökenli şirketler için ne gibi avantajlar ve meydan okumalar yaratıyor?

Aslında bu konuyu iki yönden cevaplayacağım. Talep ve tedarik boyutu. Talep tarafına baktığımızda 20 yıl önce ABD ve Avrupa pazarları çok daha büyüktü. Ancak şu an küresel pazarda Çin BT ürünleri için en büyük pazar konumunda. Hatta Çin’i ayrı bir pazar olarak düşünsek bile Hindistan gibi başka bir büyük bölge daha var. Asya-Pasifik giderek gelişiyor ve büyüyor. Bu durum bu pazarlara yönelik iş yapmakta olan organizasyonların hepsinin o bölgelerdeki tüketicilerin beklentilerini iyi analiz etmelerini gerektiriyor.

Asus, Ar-Ge ve teknoloji odaklı bir şirket. Teknolojimiz zaten var ama bizim için de önemli olan bu teknolojiyi tüketicilerin beklentilerine göre tasarlamak. Tasarım yaklaşımımızı buna göre evriltiyoruz. 20 yıl önce tüketici beklentilerini gösteren araştırma verileri daha ziyade ABD ağırlıklıydı. Biz de bu senaryolara göre ürünlerimizi tasarlıyorduk. Ancak yeni araştırmalar daha dengeli veriler sunuyor. Örneğin akıllı telefonlar söz konusu olduğunda, eğer bu ürünü Asya pazarına sunacak isek özçekim moduna daha fazla dikkat ediyoruz, zira Asya pazarında özçekim sıklıkla kullanılan bir uygulama. Yine aynı pazarda tüketicilerin beklentisi olduğu için dizüstü ürünlerde antibakteriyel özellikler olmasına özen gösteriyoruz.

Tedarik bakış açısından konuya yaklaştığımızda ise geçmişte teknoloji devlerinin çoğu Batı’daydı. Bugün Nasdaq’a baktığınızda burada yer alan şirketlerin çoğunluğunun Asya merkezli olduklarını görebilirsiniz. Bu da tüm tedarik zincirini geçmişe göre daha farklı yönetmemizi gerektiriyor. Teknoloji tek başına geliştirdiğiniz bir şey değil. Bir ürünü hazırlarken Intel, Microsoft gibi iş ortaklarımızla birlikte hareket etmek durumundayız. Son kullanıcıya birlikte çözüm üretmek zorundayız. Tedarik açısından bakıldığında hepimiz farklı firmalarla çalışsak da bunlar arasında işbirliği sağlamamız gerekiyor.

Asus bilgisayar, iletişim ve tüketici elektroniği ürünlerini kapsayan entegre bir çözüm sağlayıcısı. Birçok pazarda farklı ürünleriyle yer alıyor. Pandemi sonrasında ise iş modellerinin, buna bağlı olarak da kullanılan teknolojilerin farklılaşmasına tanıklık ettik. Tüketicilerin alım gücü azaldı. Finansal belirsizliklerin hüküm sürdüğü günümüz iş dünyasında Asus kendini nasıl pozisyonluyor?

Her organizasyon gibi biz de birçok pazarın değişken dinamiklere sahip olduğunun farkındayız ve bunun önemli bir meydan okuma olduğunu düşünüyoruz. Bugün kullandığımız ürünlere baktığımızda dahi değişkenlik gösterdiklerini görüyoruz. Kendi içimizde yaptığımız toplantılarda da sürekli olarak nasıl daha tüketici odaklı olabileceğimizi konuşuyoruz. Tedarik tarafında pek çok avantajımız olsa da talep kısmı bizi düşündürüyor. Tüketici merkezli ve veri odaklı olma konusunda konuşmak kolay ama bunu uygulamaya geçirmek gerçekten zor. Örneğin yıllardır Büyük Veri’yi konuşsak da nasıl kullanacağımız konusunu halen netleştirmedik.

Biz verilerimizi üç şekilde değerlendiriyoruz. İlki bizim satış verilerimiz. Farklı ülkelerde farklı ürün segmentlerimiz ve ürün özelliklerimiz var. Nasıl ilerleyeceğimize dair global analizlerimizi buradaki satış istatistiklerine göre yapıyoruz. İkincisi yine farklı pazarlardaki tüketici aktivitelerine ait verileri inceliyoruz. Son kullanıcılar web sitelerimizi ziyaret ederek farklı ürünlerimizi inceliyorlar. Onların ziyaretlerinden de bilgi edinmiş oluyoruz. Hangi ürünleri hangi yaş grubunda insanların tercih ettikleri gibi. Eğer bir satış deneyimi yaşıyorlarsa belli bir ürün üzerinde daha fazla vakit geçiriyorlar. Sonunda satın alıp almadıklarına da bakarak verileri inceliyoruz. Sonuncusu ise üçüncü parti araştırma kuruluşlarının verilerinden yararlanıyoruz.

Diyelim ki şu anda 2022 yılındayız. Bu yıla ait tüm teknolojilerin geliştirilmesi tamamlandı. Şu anda 2023 ürünlerinde ne gibi özellikler kullanacağımızı tartışıyoruz. Bu yıl sonunda hangi ürünlerimizin daha çok tercih edildiklerini de görmüş olacağız. Bu verilerin elbette özellikle tüketicilerden gelmesi gerekiyor; kulaktan dolma trend bilgileriyle hareket edemeyiz. Ürün tercihleri konusundaki güçlükleri bilerek buradaki yaklaşımımızı belirliyoruz.

Seneler önce henüz internet toplumun geneli için bir lüks iken ürünlerimizi trendlere göre belirliyorduk. Ancak bugün dinamikler farklı.     

Bir teknoloji şirketi olarak Asus aynı zamanda güçlü inovasyon kabiliyetiyle de biliniyor. Bir dönem şirket olarak bulut tabanlı ürünlere geçiş yaptınız; daha sonra bunu akıllı telefonlar izledi. Sizce bugün teknoloji tüketicilerinin gözünde Asus’un algısı nedir? Siz onların gözünde nasıl bir imaj yaratmaya odaklanıyorsunuz?

Asus olarak gelirlerimiz çok farklı alanlardan geliyor. Örneğin oyun bilgisayarları, anakartlar, monitörler vs. Elbette tüm bu ürünlerimiz olduğu için bir bileşen şirketi olarak görülmek istemeyiz. Sadece laptop üreticisi olarak da anılmak istemeyiz zira farklı kategorilerde alanında lider olan ürünlerimiz bulunuyor. Biz tamamıyla teknoloji odaklı bir şirket olarak görülmek istiyoruz. Şirketimiz dört mühendis tarafından kuruldu. Kurucularımız başlangıçtan itibaren en son teknolojiyi geliştirmeye odaklandılar. Bu teknoloji sayesinde farklı ürün ve çözümler sunabiliyoruz. Bu aynı zamanda inovasyon da demek. İster ticari isterse bireysel pazar olsun, çok çeşitli inovatif çözümler sunan teknoloji odaklı bir şirket olmak ve bu şekilde algılanmak bizim için önemli.

Bu dönemde ajandanızda olan inovasyon çalışmalarından bahseder misiniz?

Bu yıl 17 inçlik ZenBook üzerinde çalıştık. Katlanabilir özelliği ile 12.5 inçlik bir ürüne dönüşüyor. Ticari pazara yönelik de inovasyon çalışmalarımız bulunuyor. Farklı ürünler için farklı materyallerin kullanımını gözeterek inovasyon çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önceki cevabımda da belirttiğim gibi antibakteriyel özellikli ürünler üzerinde çalışmaya özen gösteriyoruz. Özellikle pandemi sonrasında insanlar bilgisayar başında daha çok zaman geçirmeye başladılar. Bu nedenle dual ekran özellikli laptoplar gibi inovasyon çalışmalarına ağırlık verdik.

Son dönemde teknoloji dünyasının gündeminde metaverse var. Metaverse sizce tüketici elektroniği sektörünü nasıl değiştirecek?  

Metaverse söz konusu olduğunda hem yazılım hem de donanımı düşünerek konuya yaklaşmak gerekiyor. Yazılım tarafında başarılı olmak için iyi bir yazılım ve aplikasyon gücünüzün olması lazım. Asus’un güçlü olduğu donanımda ise kullandığınız yazılım ve internet bağlantısı önem taşıyor. Metaverse’ün kapsamlı kullanımı için aslında internet bağlantısında 6G kullanılması gerekiyor. Ancak o zaman kullanıcılar efektif bir şekilde yararlanabilecekler. Bu olduğunda donanımın kendisi de farklılaşacak. Metaverse’ün özelliği kullanıcının gerçekten kendisini o dünyanın içinde hissetmesi. Bu nedenle kullanılan cihazların mobilitesi ve bilgiişlem gücünün gerçekten yüksek olması gerekli. Metaverse’te kullanılacak olan cihazlardan bu iki özellik kritik önem taşıyor. Bugünlerde pazara sunduğumuz ürünlere bakarsanız bu iki özelliğe vurgu yaptığımızı görebilirsiniz. Örneğin oyun bilgisayarlarımızın mobilitesine büyük önem veriyoruz. Geçmişte oyun bilgisayarları neredeyse 4 kilogram ağırlığında olurdu. Şimdi çok daha uzun pil ömrüyle her yere taşıyabileceğiniz cihazlar gerekiyor. Bilgiişlem gücüne de özellikle eğiliyoruz. Önümüzdeki süreçte herkesin çok güçlü cihazlara ihtiyacı olacak.    

Metaverse’ün yanı sıra oyun pazarı giderek canlanıyor. NFT’lerin gelişi ve kripto paranın oyuncular için yeni bir gelir kapısı olmasıyla pazar da dönüşüyor. Oyun pazarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Türkiye özelinde değerlendirmeniz nedir? 

Türkiye oyun pazarındaki payımız yüzde 22-23’ler seviyesinde. Dolayısıyla pazarda lideriz. Geçmişte oyuncular çok küçük bir grubu temsil ediyorlardı. Şu anda özellikle genç neslin ilgisiyle önemli ölçüde yaygınlaştı. E-spor giderek gelişiyor. Aslında geldiğimiz bu noktada herkesin oyuncu olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu bir meydan okumayı da beraberinde getiriyor. Herkes oyuncu ise herkesin farklı taleplerini nasıl yerine getireceğiz? Cihazların herkesin kullanımı için uygun olması gerek. Bilgisayarlarda üç farklı kategorimiz var. İlki işi tamamen oyun olanlar için çok güçlü cihazlar. İkincisi daha hafif, oyun oynamaya elverişli laptoplarımız. Sonuncusu ise rastgele oyuncular için hazırladığımız ürünlerimiz. Bu ürünler de özelliklerine göre kendi aralarında farklılaşıyor. “Herkes oyuncudur” yaklaşımımızla farklı kullanıcıların istek ve özelliklerine göre ürün tasarlıyoruz.  

Türkiye’de artık pek çok oyun geliştiricinin yatırım alarak gençlere hitap ettiğini görüyoruz. Bu da bizler için çok sevindirici bir gelişme. Türkiye oyun pazarı giderek gelişiyor. E-spor tarafında ise Asya pazarlarıyla karşılaştırdığımızda Türkiye halen biraz geride kalıyor. 2018’de pazarda hareketlilik başlasa da pandemi etkisi bu alanı biraz yavaşlattı. Ama bu alana yönelik ürün satışlarına baktığımızda ilginin giderek arttığını fark ediyoruz. Pazarın zamanla gelişeceğine inanıyoruz.

Türkiye gibi pek çok ülkede laptop satışları uzun süre doygunluğa ulaşmıştı. Ancak pandemiyle birlikte birçok profesyonelin uzaktan çalışmaya başlamalarıyla pazarda bir değişim yaşandı. Salgın sonrasında halen hibrit çalışma modelinin devam ettiğini gözlemliyoruz. Tüm bu gelişmeler bilgisayar satışlarınızı nasıl etkiledi? Bu alana yönelik kısa ve orta vadeli hedefleriniz neler?

Bu enteresan bir soru. İki sene önce bana bu soruyu sorsaydınız bambaşka bir cevap verirdim. Ama pandemiyle dinamikler değişti. Hatta talep öyle arttı ki küresel çapta bilgisayar bulunmasında güçlük yaşandı. Biz de üretim kapasitemizi geliştirmeye odaklandık. Elbette pazarda bir doygunluk yaşandı ancak şu an durum farklı. Herkesin iki ya da üç cihaza ihtiyacı var. Sadece kendileri için değil okula giden çocukları için de. Artık her hanede iki üç bilgisayar olduğunu görüyoruz. Bu alanın da bilgiişlem gücünün artırılması gerekiyor, zira artık pek çok işi ofis yerine evlerimizde yapmaya başladık. Bu durum da daha geniş bir kapasite ihtiyacı doğuruyor. Ama artık pazarın doygunluğundan bahsetmemiz mümkün değil.

Peki ya kurumsal PC pazarında durum nasıl? Zira Asus bu alanda Türkiye pazarına biraz daha geç girdi. Neden böyle bir strateji izlediniz? Bu pazara yönelik hedefleriniz neler?

Aslında pandeminin hemen öncesinde bu alanda da avantajlı olabileceğimizi görerek harekete geçtik. Asus elbette ağırlıklı olarak bir tüketici markası. Tüketici elektroniğinde pek çok ülkede lideriz. İnovasyon ve teknolojide ilerledikçe ticari pazara yönelik de kendimizi hazır hissettik. Biz pandemi sonrası dünyada uzaktan çalışmanın bir norm olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla sadece ofislerden değil evlerden çalışmaya devam edeceğiz. Bu da bizim için önemli bir avantaj sağlıyor. Bireysel ve kurumsal bilgisayarlar arasındaki farklılıklar giderek bulanıklaşıyor. Gelecekte sadece ofis ya da ev özelliklerinden bahsetmeyeceğiz. İhtiyaçlarınıza göre cihazlar değişim gösterecek.

Küresel organizasyonunuz içinde Türkiye’nin yeri nedir? Ekonomik anlamda bölge dinamikleri değişirken Türkiye’yi nasıl konumlandırıyorsunuz? 

Türkiye sadece Asus için değil birçok üretici için çok önemli bir pazar. Biz de uzun yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteriyoruz.  Hatta buradaki çalışmalarımız öyle önemli ki bu yıl çalışan kapasitemizi yaklaşık yüzde 30 oranında artırıyoruz. Dolayısıyla geleceğe yönelik yatırım planlarımıza devam ediyoruz. Türkiye’de genç nüfusun ağırlıklı olması da bizim için son derece önemli.

Şu an bölgede bir savaş devam ediyor. Bu durum Türkiye’deki ya da bölgedeki operasyonlarınızı nasıl etkiliyor? Bu durumu nasıl yönetiyorsunuz?

Rusya’ya yönelik sevkiyatımızı tamamen durdurduk. Çok talihsiz bir durum ve bu krizin bir an önce çözülmesini umuyoruz. Ancak bölgedeki olayların Türkiye pazarına herhangi bir etkisi yok. Buradaki operasyonlarımız bağımsız bir şekilde sürüyor. Fakat bu krizin şöyle bir etkisi oldu. Bu dönemde Türkiye’den gelen talebe daha rahat cevap verebilir hale geldik. Zira son iki yılda pandemi nedeniyle pazarın ihtiyacını karşılamakta zorlanıyorduk. Dolayısıyla tedarik tarafında Türkiye pazarına avantaj sağlamış oldu.

Türkiye’ye üretim tesisi ya da inovasyon merkezi boyutunda yatırım yapmayı planlıyor musunuz?

Ar-Ge ve inovasyon olmasa da iki alanda yatırım yapıyoruz. Satış ve pazarlama tarafında büyüyoruz. Özellikle veri odaklı pazarlama çalışmalarımız doğrultusunda faaliyetlerimizi genişletiyoruz.

Son olarak sürdürülebilirlik tarafındaki çalışmalarınızı da sormak isterim. Zira son dönemde organizasyonlar sürdürülebilirlikle değer yaratmaya odaklandı. Bu alanda siz nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?

Hem bireysel hem de kurumsal pazarda daha sürdürülebilir ürünler sunmak konusunda sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Sürdürülebilirlik liderimizle (CSO) birlikte bu konuda net bir yol haritası belirledik. Ürünlerimizin tamamında enerji verimliliğimizi artırırken karbon emisyonlarını 2025 yılına kadar yüzde 30 azaltmaları yönünde ana tedarikçilerimizi yönlendirmeye devam edeceğiz. Her yıl ana ürünlerimizin Energy Star standardının yüzde 30 üzerinde enerji verimliliği göstermesini sağlayacağız.  

İkinci olarak, yenilenebilir enerji kullanımını genişletmeye devam ediyoruz. 2035 yılına kadar küresel iştiraklerimizde RE100 hedeflerini yakalamayı planlıyoruz. Öte yandan, iş ortaklarımızla ortak değerler inşa ederek yenilikçi teknolojilere yatırım yapma taahhüdümüzü iki katına çıkardık.

Diğer yandan Asus olarak tehlikeli madde standartlarımızı belirledik. Bu standartları her yıl yeniliyor ve uluslararası gerekliliklerin ötesine geçiyoruz. Tehlikeli malzemeleri yönetmek için ayrıca QC080000 sertifikası aldık. Bu noktada bizim için zorluk mevcut uyumluluk standartlarının ötesine geçmek için neler yapabileceğimiz konusu. Halojen içermeyen ürünlerimiz bu çabalarımıza iyi bir örnek. 2021 yılında halojen içermeyen ürünlerimizin oranı yüzde 85,1'e ulaştı. Önümüzdeki dönemde ise kullanılmış plastik ve geri dönüştürülmüş kağıt gibi çevre dostu malzemelerin kullanımını artırmayı planlıyoruz.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş