Esnek çalışma modellerinin çalışan memnuniyeti açısından önemli bir rol oynadığını ifade eden Rossmann Türkiye Genel Müdürü Hakan Ejder, bu modellerin pandemi sonrası dönemde çalışma hayatının kalıcı bir parçası hâline geldiklerini belirtiyor.
Perakende sektörünün son yıllarda gösterdiği ciddi büyüme, özellikle de yetenekleri çekme ve elde tutma konularında çok ciddi bir rekabet yaşanması anlamına geliyor. Sizce şirketlerin bu doğrultuda ne gibi adımlar atmaları gerekiyor?
Rossmann olarak kuruluşumuzdan bu yana çalışanlarımızın gelişimini ve memnuniyetini ön planda tutuyor ve bunu kurum kültürümüzle birlikte yaşatıyoruz. Son dönemde ise esnek çalışma modelleri çalışan memnuniyeti açısından önemli bir rol oynuyor. Biz Rossmann Türkiye olarak uzun yıllardır merkez ofisimizde hibrit çalışma modelini benimsiyoruz. Bu sene itibari ile de içinde bulunduğumuz kanalda bir ilki gerçekleştirerek, mağazalarımızda haftada iki gün izin uygulamasını hayata geçirdik. Bu tür uygulamalar hem çalışan bağlılığını artırıyor hem de yetenekleri çekme ve elde tutma konusunda önemli bir avantaj sağlıyor.
Esnek çalışma modelleri özellikle de Covid pandemisi sonrasında ön plana çıktı. Ancak birçok şirket daha sonra bu konuda geri adım attı. Rossmann Türkiye olarak bu konudaki yaklaşımınızı ve ne gibi girişimleri hayata geçirdiğinizi öğrenebilir miyiz?
Rossmann Türkiye olarak esnek çalışma modellerinin, özellikle pandemi sonrası dönemde geçici bir uygulama değil, çalışma hayatının kalıcı bir parçası hâline geldiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, genel merkezimizde hibrit çalışma modelini aktif olarak uygulamaya devam ediyoruz.
Günümüzde özellikle İstanbul’daki trafik yoğunluğu, değişen yaşam koşulları ve yeni neslin iş-yaşam dengesine ilişkin beklentileri, esnek çalışma modellerini her zamankinden daha önemli hâle getiriyor. Biz de çalışan deneyimini iyileştirmek, verimliliği artırmak ve yetenekleri çekip elde tutmak amacıyla hibrit çalışma modelini sürdürülebilir bir yapı olarak konumlandırıyoruz.
Bununla birlikte, esnek çalışmayı yalnızca bir lokasyon tercihi olarak değil, çalışanlarımıza daha fazla güven, sorumluluk ve esneklik sunan bir çalışma kültürünün önemli bir unsuru olarak görüyoruz.
Çalışanlarımızın iş-yaşam dengesini destekleyen, bağlılığı ve motivasyonu artıran bir çalışma ortamı sunmak her zaman önceliklerimiz arasında yer alacak.
Çalışan memnuniyetinin müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik üzerinde ne gibi etkileri olduğunu düşünüyorsunuz?
Bu sene içinde bulunduğumuz kanalda bir ilki gerçekleştirerek, mağazalarımızda haftada iki gün izin uygulamasını hayata geçirdiğimizden daha önce bahsetmiştik. Bu uygulamayı hayata geçirebilmek için, mağazadaki birçok sürecimizi dijitalleştirdik, verimsiz uygulamaları ortadan kaldırdık, diğer departmanların iş süreçlerini gözden geçirerek mağazalarımızdaki uygulamaları iyileştirdik. Bu sayede hem çalışanlarımızın iş yaşam dengesine olumlu katkıda bulunduk hem de çalışan bağlılığında yüzde 40 artış göstererek çalışanlarımızın müşterilerimizle daha iyi bir alışveriş deneyimi yaşatması için fırsat yaratmış olduk.
Çalışanların kendilerini sürekli geliştirme fırsatları talep ettikleri bir dönemdeyiz. Siz bu konuda ne gibi eğitim fırsatları sağlıyorsunuz?
Rossmann olarak çalışan gelişimini yalnızca eğitim programlarıyla sınırlı görmüyor, bunu bütüncül bir çalışan deneyiminin önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda, Rossmann Akademi çatısı altında çalışanlarımıza farklı alanlarda gelişim fırsatları sunarken, kariyer yolculuklarını destekleyen özel programlar da hayata geçiriyoruz.
Geçtiğimiz yıl başlattığımız Mağaza Müdürü Yetiştirme Programı, Mağaza Müdürü Geliştirme Programı ve Mağaza Müdürü Mentorluk Programı ile mağaza çalışanlarımızın kariyer gelişimlerini destekliyor, aynı zamanda öğrenmeyi ve gelişimi teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyoruz. Bunun yanı sıra, açık öğretim desteği, yüksek lisans ve yabancı dil eğitimlerine yönelik indirim anlaşmalarıyla çalışanlarımızın kişisel ve profesyonel gelişimlerini destekliyoruz.
Çalışanlarımızın gelişiminin yalnızca mesleki becerilerle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Bu nedenle ekip arkadaşlarımıza 7/24 erişilebilen psikolojik danışmanlık, tıbbi rehberlik, hukuki ve mali danışmanlık, yenidoğan bakımı ve sağlıklı beslenme danışmanlığı gibi kapsamlı destek hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca ödül programlarımızla başarıyı görünür kılarak çalışanlarımızın gelişim yolculuğunu desteklemeyi sürdürüyoruz.
İş dünyasını meşgul eden bir başka konu da teknoloji (özellikle de yapay zekâ) ve insan arasında nasıl bir denge sağlanacağı. Sizin bu konudaki görüşleriniz ve stratejiniz nedir?
Rossmann Türkiye olarak son dönemde başta yapay zekâ olmak üzere tüm teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor ve bu konuda her sene yatırımlarımızı artırıyoruz. Diğer yandan başta Rossmann Almanya olmak üzere tüm Rossmann ülkeleriyle devamlı iletişim hâlindeyiz ve böylece birçok iyi uygulamayı çok hızlı bir şekilde hayata geçirme fırsatı yakalıyoruz. Bu sayede çalışanlarımız daha verimli işlere zamanlarını ayırıyor ve daha kısa sürede daha etkili iş sonuçları ortaya çıkarıyorlar. Bunu da çalışanın iş yaşam dengesine katkı sağlayan çok önemli faktörlerden biri olarak görüyoruz.
Öyle ki, mağazalarımızın talep ve sorunlarına cevap hızımız yapay zekâ destekli uygulamaları hayata geçirmemiz sayesinde ilk yanıt süremiz yüzde 60 iyileşti, ortalama çözüm süremiz ise %40 azaldı. Genel merkezimizde de birçok departmanımızda yapay zekâ destekli uygulamalar ve robot yazılımlar sayesinde ciddi verimlilik artışları elde edildi. Çok yakında müşterilerimiz de yapay zekâ destekli hizmetlerimizi deneyimlemeye başlayacaklar.