Vaka Çalışması: Yılların Yıldızı Sönmeye Başlarsa...

Ağustos 2018

Daha fazla içerik için

“Sonra Rolling Stones grubu beni Amarillo dışında bir kamyon durağında bıraktı.”

Bob Antice için kalabalığı etrafına toplamak hiçbir zaman zor olmamıştı. Powerful Entertainment’taki kariyerinin otuz altıncı yılında müzik endüstrisinde bir efsane, şirketin tarihindeki en başarılı satışçı, her jenerasyondan sanatçının arkadaşı ve mentoru, ve Santa Monica otelindeki gibi endüstri etkinliklerinde aranan konuşmacıydı. Anlattığı her hikâye bir öncekinden komikti ve anlattığı her anekdot Bob’un işini ne kadar çok sevdiğini gösteriyordu.

Çoğu akranının aksine Bob zamanını egosunu tatmin etmek için mikrofon önünde geçirmeyen, birileriyle hesaplaşma derdinde olmayan, 61 yaşında, nazik ve mütevazı bir insandı. Rolling Stones’lu kamyon durağında olduğu hikaye ya da sabahın 5’inde Bob’un otel odasının kapısına dayanıp onu Mars çikolatasını çalmakla suçlayan yaşlı R&B süper starının anlattığı hikayelerin merkezinde olmak Bob için önemli değildi.

İlk olarak bölgesel satış asistanı, en sonunda kıdemli yönetici olarak 1970’lerin ortasından 1990’ların başına kadar, Bob’un yaptığı iş Powerful’u ilk sıraya yerleştirmişti. Şirket 1980’lerde sekiz yıl boyunca tüm rakiplerinden daha çok satış yapmıştı. Ve Bob satacak yeni albümler bulamayınca, yapım şirketindeki yetenek-repertuar alanında çalışanların bir şekilde gözden kaçırdığı sanatçıları keşfetmeye başlamıştı. (Halbuki 1981’de Bob, Madonna adında yeni bir sanatçıyla kontrat imzalamayı önerdiğinde kimse onu dinlememişti.) Toptancılarla, perakendecilerle, reklamcılarla, yöneticilerle ve sanatçılarla olan kişisel ilişkileri Bob’u vazgeçilmez bir konuma taşımıştı. Bob güvenilir ve yorulmak bilmez bir çalışandı.

Bob konuşmasını bitirdikten sonra izleyicilerden gelen soruları cevapladı. Bunların birçoğu belirli bir şarkıcı ya da prodüktör ile çalışmanın nasıl bir deneyim olduğu hakkındaydı. Bob bu soruları samimi ve bilgilendirici bir şekilde yanıtladı. “Bir soru daha alabilirim.” dedi ve arkada elini kaldıran genç kadına söz verdi.

“Teşekkür ederim. Ben EMI’da pazarlama departmanında çalışıyorum. O eski, güzel günleri dinlemeye bayılıyorum, bütün gün de dinleyebilirim. Fakat merak ediyorum, büyüdüğümde sizin gibi olabilir miyim? Yoksa bu iş hepimiz için bitti mi?

O gün ilk defa Bob’un kafası karışmıştı. “Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu.

“Albüm işi. Bizim işimiz. Dinleyicilerimiz albüm almaya ihtiyaç duyuyor mu hâlâ? Ya da insanlar bizsiz de müziğe ulaşabiliyor mu? İnternetle, internet üzerinden yapılan yayınlarla, bunların ücretsiz olmasıyla nasıl rekabet ediyorsunuz?

Kısa bir duraksamadan sonra Bob yanıtladı: “Hayır, hayır. Müzik endüstrisi bir tür geçiş döneminde, bunu herkes görebilir. Ama insanlar müziği seviyor. Müziksiz yaşayamazlar. Dinleyicilerimiz yok olup gitmemize asla izin vermez. Bu hayal dahi edilemez.

Bob Hâlâ Satış Adamı

Powerful CEO’su Noel Klein içinde çok fazla kapari olduğu için salatasını mutfağa geri gönderdi ve satıştan sorumlu genel müdür yardımcısı Rita Leigh’e dönerek “Bob’un dün geceki konuşmasını duydun mu?” diye sordu.

Rita, “Ben oradaydım.” diyerek yanıtladı.

Noel, “Zor durumda olmamızın ‘hayal dahi edilemez’ olduğunu söylüyor. Kendi satış raporlarını okumuyor mu?” diyerek çatalının arkasını inceledi. “Sen onun patronusun. Sence ne yapmalı?”

“Pazartesi günleri Bob ile düzenli toplantılarımız oluyor. Önümüzdeki birkaç gün bunu düşüneceğim.”

“Rita, geçtiğimiz 20 yılda eğlence sektörü müthiş bir değişim yaşadı. Ama Bob yaşamadı. Ben bu işe başladığımda satış departmanının başındaydı. Şimdi ben CEO’yum ama Bob hâlâ daha önce neyse o: Satış adamı. Fakat artık bir şeyler satmıyor. Dijital dağıtım hakkında hiçbir şey bilmiyor. Hâlâ Flock of Seagulls’tan bahsediyor, insanların da bu referansları anlamasını bekliyor.”

“Senin haberin yok mu? Bir reunion albüm yapıyoruz.”

Noel, “Ben ciddiyim.” diye sözlerine başladı. Normalde böyle tartışmaları severdi, ama bugün pek havasında değildi. “Bob’u süper star yapan dünya, yani el sıkışmanın yettiği bir dünya yok artık. Powerful artık eskisi gibi bir şirket değil. Satıldı, hem de kaç kez? Üç? Her bir aşamada Bob daha da kenara itildi, hem de hâlâ en yüksek maaşı alırken. Bob insanlarla iletişim konusunda ciddi ölçüde yetenekli, biliyorum. Ama adam pahalı ve açıkçası ben iPad, Shazam, Live Nation ve daha duymadığımız ne çıktıysa, Bob’un bu yeniliklerin çağında, harcanan paraya değip değmediği konusunda şüpheliyim. Bob da biliyor artık hedeflediği satışları yapmadığını. Herkes biliyor. Muhtemelen artık ona hedef sayılar vermiyorsun. Hep söyledim sana, senin kârın ve zararın onlar. Ama eğer beklediğim satışlara ulaşamazsam buna daha fazla tolerans göstermeyeceğim. Bob gerçek bir satışçının kullanabileceği alanı işgal ediyor. Bizim için yarattığı değer ne? Gerçekten, nedir bizim için değeri?”

Rita “O bizim bağlantımız …” diye cümlesine başladı ama bitiremedi.

“Hayır, geçmişi geçmişte bırakalım. Şimdi bizim için ne yapıyor?”

“Mark Sender’ı bizimle tutuyor.”

Noel bunu kabul etmek zorundaydı. Uzun yıllar önce, müzik yapım şirketlerinin diğer markalardan sanatçıları çekmek için müthiş avanslar ödediği 1990’larda Sender, Warner ve Sony’den gelen, akıllara durgunluk verici teklifleri büyük ölçüde müdürü Ben Roth ve Bob arasındaki ilişkiden dolayı reddetmişti. Endüstride yaygın hale gelen “360” anlaşmasına öncü olmuşlardı. Bu anlaşma şarkıcıya, başka bir yerde sahip olacağından çok daha fazla yaratıcı otonomi vaat ediyordu ve Powerful’a konser gelirleri ve ürünleri gibi normalde müzik yapım şirketlerinin erişimi olmayan kârlı gelir akışları sağlamıştı. Sender’ın albümleri, bir milyon kopya ödüllerinin oldukça nadir verildiği bir dönemde altın çağını yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda Powerful’a diğer sanatçılardan edindiğinin yüzde 30’undan fazla getirisi oluyordu.

Noel, “O bir sanatçı, daha birçok sanatçımız var. Sana saygı duyuyorum, dolayısıyla hiç düşünmeden reddetmeyeceğim seni. Ama bana ‘Sender O’nu seviyor.’ cümlesinden daha fazlasıyla gelmelisin. Bir şeyler düşün. Bir şey bulduğunda seni her iki şekilde de destekleyeceğim. Pazartesi’ye kadar bana bildir.” dedi.

Noel yeni salatasıyla gelen garsona döndü: “Yanında küçük bir kâse kapari alabilir miyim lütfen?”

Herkes O’nu Seviyor

Rita’nın Ben Roth ile olan Çarşamba günkü brunch randevusu çok önceden planlanmıştı ama yapacaklarını düşünüp hesaplasaydı bile böyle iyi bir zaman denk getiremezdi. Ben’in çiftlik evine doğru giderken Rita kendi durumunu ve Bob’unkini düşündü. Bob bir efsaneydi ve Powerful’un halka açılan yüzüydü. Ayrıca şirketteki herkes O’nu seviyordu. Bob çalışanların yaptıkları iş konusunda iyi hissetmelerini sağlıyordu. Fakat bunun niceliğini belirlemenin bir yolu var mıydı? Bu geçerli bir iş tanımına dönüştürebilir miydi?

Ben’in çalışanlarının brunch için verandayı hazırlaması iyi olmuştu, hava güzeldi. Biraz havadan sudan konuştuktan sonra Ben, “Tebrik ederim.” dedi.

“Anlamadım, neden?”

“Bu haftanın SoundScan sonuçlarını gördüm.”

“Ne? Nasıl başardık bunu? Mark’ın albümleri henüz …”

“Biz değil, herkes başardı. Ev kredilerimizi ödediğimiz parayı bize kazandıran endüstri 1994’ten beri geçirdiği en kötü haftayı geçirdi. Ve SoundScan 1994’e kadar bizi ölçmeye başlamamıştı bile. Bu muhtemelen daha da eskiye dayanıyordur.”

Rita şaka kaldıracak durumda değildi, “Teşekkür ederim. Şimdi çok daha iyi hissediyorum.” dedi.

“Bir bardak daha alır mısın?”

“Almasam daha iyi. Şimdi Bob Antice hakkında konuşabilir miyiz?”

“Bob nasıl? Bayadır konuşmadım onunla.”

“Hâlâ aynı. Dinle, yıllardır bana hep iyi tavsiyeler verdin ve şimdi de bunu yapmana ihtiyacım var. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bob Powerful’a çok fazla değer kattı. Marka Bob’suz var olamazdı.

“Fakat Noel de sen de son zamanlarda Bob sizin için ne yaptı, onu merak ediyorsunuz değil mi?”

“Sen ve Mark Bob’a tapıyorsunuz, biliyorum. Müthiş bir hayal gücü ve etrafına yaydığı bir coşku var. Bugünlerde insanları müzik piyasası hakkında heyecanlandırmak pek kolay değil, ama Bob bunu yapabiliyor. Genç çalışanlar bana ondan bir şeyler öğrendiklerini söylüyor. Fakat artık yapımcılığı eskisi gibi değil.”

“Neden onu emekli olana kadar idare etmiyorsunuz? Bu çok uzun zaman almayacaktır.”

“O konuda pek emin değilim. Bekleyebilir miyim, onu da bilmiyorum. Albüm satışları endüstride geçtiğimiz yıl yüzde 20 azaldı, dijital ise boşluğu doldurmaya yakın bile değil. Şunu sormam lazım: Bob konusunda harekete geçersek, hâlâ bizim müşterimiz olacak mısınız? Mark, Powerful için ne kadar değerli biliyorsun.”

Ben kendine biraz daha sangria koydu. “Bir şirket ne yapması gerekiyorsa onu yapmalı, bunu anlıyorum. Bob ile bir tür kilit adam durumumuz yok. Eğer Bob’u işten çıkarırsanız yaptığımız anlaşmadan caymak için mahkemeye gitmeyeceğimiz de kesin. Fakat gelecek yıl önümüzdeki seçeneklere baktığımızda Mark’ın bunu hesaba katmayacağını söyleyemem. Bordronuzda yalnızca benim ve Mark’ın değil, birçok insanın sevdiği tek kişi Bob olabilir. Bunun bir anlamı olmalı.”

“Dürüstlüğün için teşekkür ederim Ben. Şimdi bir bardak daha sangria alabilirim.” dedi Rita.

“İyi Haberlerim Yok”

Pazar günü öğleden sonra Rita zihnini boşaltmak için pilates yaptı. 6’ya doğru evdeki ofisine indi, ama bilgisayarı açmadı. Onun yerine üç saatini bir aynanın karşısında geçirdi. Aynanın her yerine Post-it notları yapıştırdı ve iki tane dört dakikalık konuşma yaptı. Bunlardan birisi ertesi gün Bob’a yapacağı konuşmaydı.

İkisinde de “İyi haberlerim yok.” diyerek söze başladı. Birinde Bob’a şirket için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor, sonrasında mümkün olduğunca kibar bir şekilde hayatına devam etmesi gerektiğini söylüyordu. Diğer konuşmada ise yirmi birinci yüzyıl Powerful’una katılması için ona son bir şans veriyordu. Doğru yaklaşımın hangisi olduğu konusunda kafası karışıktı.

Pratik yapmayı bitirdiğinde bilgisayarını açtı. Noel Klein’dan bir e-posta gelmişti. Konu kısmında “Sonuç?” yazıyordu. Mesaj kısmında ise “Bob konusunda ne karara vardın?” yazmıştı Noel.

BOB KALMALI MI GİTMELİ Mİ?

UZMANLARIN YORUMU

Hugo Campo, PageGroup Türkiye  Ülke Müdürü

Bob modern dünyada İK liderlerinin aklını kurcalayan çok hayati bir örnek. Doğrusu veya yanlışı olmayan bir karar bu. Her şey, kararı veren kişinin nasıl bir lider olmak ve kariyerinde nasıl bir profil çizmek istediğine bağlı olarak şekilleniyor.

Eğer Bob, kendini dijital dünyanın gerekliliklerine göre yenilemiyor ve bir zamanlar yarattığı etkiden uzaklaşıyorsa, yerine bir başkasını getirmek, şirketin verebileceği en kolay karardır. Geleneksel müzik endüstrisinde hala yeterli derecede potansiyel olduğunu varsayarsak (ki bu konuda şüphelerim var), Bob’un yokluğunun yarattığı zararlar, işinin ehli ve agresif bir satışcı yoluyla giderilebilir. Bu durumda şirket, insancıl karakterinden sıyrılıp bir kâr makinesine dönüşecektir. Ancak şu olasılığı da unutmamak gerekiyor: Bob’un pozisyonuna bir başkasını getirmek, şirketin ekonomik beklentilerini karşılamayabilir ve günün sonunda kaybeden sadece Bob değil herkes olabilir.  

Diğer yandan bir çalışanla yol ayrımına gitmek daima liderin başarısızlığıdır ve en son ihtimal olarak değerlendirilmelidir. Günümüz iş dünyasında kurumlar varoluşsal bir nedene ve amaca ihtiyaç duyuyor.  Yeni yetenekler keşfeden, genç sanatçılara fırsatlar sunan ve kültürle iç içe olan müzik endüstrisi ise oldukça romantik bir amaç ortaya koyuyor. Bu bağlamda verilen kâr odaklı kararlar, beklentiyi karşılamayıp geri tepebilir ve markanın ruhunu ve imajını zedeleyebilir. 

Böyle bir durumda önerebileceğim şey bir ‘anlaşma’dır. 

Bob’un gelişime ve değişime kendini adaması gerekiyor. 60’larını aşmış bir çalışanın istese de kendini değiştiremeyeceği bir durumdan söz etmiyoruz. Rita’nın ise kartlarını olabildiğince açık oynaması gerekiyor. Durumu net bir şekilde özetleyip birlikte başarmaları gereken işleri açıklaması hayati önem taşıyor. Bu değişim süreci için anlaşılır bir yol haritası çizilmeli ve rota boyunca sürekli kontroller yapılmalıdır. Anlaşma ise oldukça basit: Bob istenilen değişimi belirli bir sürede göstermeli ya da kendi insiyatifi ile şirketle yollarını ayrılmalıdır. Elbette bu durumda şirketin de Bob’u destekleyeceğini belirtmeliyiz. 

Bob’un bu anlaşmayla birlikte Rita’nın kendini de riske attığını anlaması ve bu akdin öneminin ne kadar büyük olduğunu kavraması gerekir. Süreçte aksi giden bir durum olduğunda zor durumda kalan yalnızca Bob değil Rita da olacaktır. Bob eğer son kez şansını denemek istiyorsa, kendini bu değişime tamamen adaması ya da tam da bu noktada pozisyonundan vazgeçmesi gerekiyor. Anlaşmanın en önemli şartı bu olmalıdır. 

Bu süreçte, Bob’un Rita’dan yaşça çok daha olgun olması bir engel teşkil etmemelidir. Başarılı bir lider her iki tarafın kazanımı için değişimin fitilini uygun motivasyonu sağlayarak ateşlemelidir. Rita, Bob’a yeni baştan bir sektör eğitimi vermek yerine, iş hayatının yeni koşul ve kurallarına adapte olmasına yardımcı olarak bunlara hâkim olmasını sağlamalı. Bu alanda yeterli otoriteye sahip olduğunu düşünen bir Rita’nın, Bob ile birlikte başarının kapısını zorlaması önem taşıyor. 

Rita’nın düştüğü ikilem pek çok İK uzmanının da dikkatini çekerek araştırmalara konu oluyor. Araştırmalar şirketlerin yaklaşık %80’inin bu konuyu önemli veya çok önemli olarak nitelendirdiğini gösteriyor. Örneğin, uluslararası işe alım ve danışmanlık şirketi PageGroup sektörel analizlere ve gözlemlerine dayalı bir yaklaşımla 2018 yılı ve sonrası için Türkiye’nin de dahil olduğu global ‘Trendwatch’ araştırmasını gerçekleştirdi. Bu araştırma da gösteriyor ki; dijital evrim şirketlerin yalnızca çalışma ortamlarına değil aynı zamanda çalışanlarından beklentilerine de yeni bir boyut kazandırıyor. İstihdam dijital dönüşüm ile yeni kavramlara ve stratejilere kapılarını açarken, İK uzmanlarının da farklı jenerasyonların farklı beklentilerine hazırlıklı olmaları gerekiyor. Dijital yerliler, İK uzmanları için derin ve geniş bir aday havuzu oluşturarak yetenek edinimi ve yeteneği barındırma konusunda gelecekteki başarıların anahtarı oluyor. Yetenek kazanımı şu anda şirket gündemlerinin ilk sıralarında yer alıyor.

Ali Şahinbaş, Karnaval Media Group COO

Bob ilk etapta kalmalı. Neden mi?

İlk olarak, satışların düşmesi Bob’un performansı ile ilgili değil. Dijital dünya ile çok daha makro bir şekilde müzik endüstrisinin bütün kuralları değişiyor. Dolayısıyla yanındaki çalışanları hipnotize edecek beceri ve tecrübeye sahip bir çalışanın sadece “yaşlı” olduğu icin gitmesini doğru bulmuyorum. Çünkü performans yaş ile ölçülmez; bir şirketin hedeflerinin tutup tutmamasıyla ölçülür. 

Diğer taraftan bazen de hedeflerin tutmamasının sebebi kişilerin performansı ile ilgili olmayabilir. Endüstrilerin büyük transformasyonlar geçirdiği zamanlarda kârlılık düşebilir. Benzer düşüşler müzik endüstrisinde plaktan kasete, kasetten CD’ye, CD’den mp3’e, mp3’ten on demand müzik servislerine evrilirken hep olmuştur.

Bob çok şanslı. Anketlere göre dünyada çalışan nüfusun sadece yüzde 15’i hayatta gerçekten sevdiği ve yapmak istediği işi yaptığını düşünüyor. Kurumsal hayatta bu yapıda insanlar bulmak kolay değildir.
İşini bu kadar çok seven tecrübeli bir çalışanın kazandığı maaşın önemi kendisi için ikincildir. Bob’un onurunu kırmadan yüksek olan maaşı tekrar müzakere edilebilir.

Bob ile Powerful’un geleceği üzerine hiçbir şey konuşmadan ya da fikir ve tecrübelerinden yararlanmadan onu göndermek hem Bob’a hem de Powerful’a büyük haksızlık olmakla beraber şirketin gelecekte önemli firsatları elinden kaçırmasına da sebep olabilir.

Bu kadar sayılan ve sevilen bir çalışanın ani bir kararla gönderilmesi iş yerinde hem motivasyonu düşürür hem de geri kalanların, ileride muhtemelen aynı muameleye maruz kalacaklarını düşünmesine yol açar.

Bunu yapmak yerine organizasyonun başka alanlarında Bob’a yer açmak mantıklı ve yararlı olabilir. Sonuçta Bob eskiden iyi bir satışçı olmasının yanı sıra Madonna’yı dinler dinlemez başarılı olacağına emin olacak kadar iyi bir müzik kulağına da sahip biri.

Örnegin bu meziyet bir plak şirketinin laboratuvarı olarak kabul edilen ve sanatçının keşfedildiği günden itibaren onun ve repertuarının doğru şekilde yönetilmesini sağlayan A&R (Artist and Repertoire) departmanı için bulunmaz bir nimettir.

Önerecegim bir diğer yöntem Bob’un kendisiyle durumunun açık yüreklilikle konuşulup tartışılması ve şirket için yeni bir yol haritası çizilmesidir. Şirketin işlerinin iyi gitmediğini kendisi de mutlaka biliyordur. Dolayısıyla bu konuda önerileri mutlaka olacaktır. Beraber çizilen yeni haritada Bob’un tecrübesinin şirketin geleceğine katacağı değer ve fırsatlar mutlaka olacaktır.

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
HEMEN ABONE OL

Tüm Arşive Gözatın