Kişisel Krizler Profesyonel Hayatınıza Zarar Veriyorsa Ne Yapmalısınız?

30 Ocak 2018, Salı

Hepimiz hayatımızın bir noktasında, dikkatimizi işe veremememize sebep olan stresli bir olay ya da kişisel bir kriz ile karşı karşıya geliriz. Bu, belki de hasta bir aile üyesinden, kendi hastalığınızla başa çıkmaktan ya da bir boşanma sürecinden kaynaklanıyor olabilir. Bunların hepsi, profesyonel açıyı bırakın, kişisel açıdan bile başa çıkması zor süreçlerdir. Peki neler olduğunu yöneticilerinize ve iş arkadaşlarınıza açıklamalı mısınız? Esnek çalışma saatleri ya da azaltılmış iş yükü gibi ihtiyaçlarınızı nasıl soracaksınız? Ve işten izin alıp almamanız gerektiğine nasıl karar vereceksiniz?

İşte uzmanların görüşleri

It’s Always Personal’ın yazarı Anne Kreamer, “Hayat bu, böyle şeyler herkesin başına geliyor.” diyor. Fakat iyi bir şirkette olduğunuzu bilmek muhakkak rahat hissedeceksiniz anlamına da gelmiyor. Özellikle de evdeki ve işteki sorumluluklarınızı en iyi şekilde yerine getirebilmek için çabalıyorsanız. Awakening Compassion at Work’ün ortak yazarı ve Michigan Ross School of Business’ta profesör olan Jane Dutton, eğer durup kendi kendinize “İşlerimi tamamlayamıyorum” dediğiniz bir noktaya gelmişseniz, yardım isteme zamanının gelmiş olabileceğini söylüyor. İşte kişisel bir kriz yaşarken işlerinizi nasıl yönlendirmeniz gerektiği hakkında birkaç tavsiye:

Neye ihtiyacınız olduğuna karar verin

İlk olarak, bu kriz boyunca size yardımcı olması için el altında duran “hem kurum içi hem de kurum dışı” kaynakları değerlendirin diyor Dutton. Yardımcı olabilecek arkadaşlarınız ya da aile üyeleriniz var mı? Sorumluluklarınızı kısa vadeli olarak üstlenebilecek ekip arkadaşlarınız var mı? İhtiyacınız olan şey çok da büyük olmayabilir. Dutton’a göre “Çözüm, bir ay boyunca cuma günleri işten erken çıkmak kadar basit olabilir.” Buradaki kilit nokta, baskıyı neyin hafifleteceğini çözmektir.

Mahremiyetin sizin için ne kadar önemli olduğunu düşünün

Yine de yardım istemeden önce, kişisel konuları paylaşmak konusunda ne kadar rahat hissettiğinizi düşünün. “Bu bireysel bir karar olmalı.”diyor Kreamer. “İnsanların, özel hayatlarını korumayı seçmelerinin birçok sebebi var.” Özellikle de görünür bir etkisi olan hastalıklar söz konusuysa. Kurumdaki durumunuzla ilgili belirsizliklerin olması da başka bir sebep diye de ekliyor. Dutton, buna katılmakla birlikte şunları da not düşüyor, bazı durumlarda, “durumunuzu açığa vurmak tehlikeli olabilir.” Bu nedenle birtakım sorularla, riskleri değerlendirmeniz gerektiğini söylüyor: Ben ne tarz bir kültürün içindeyim? Bununla başa çıkmak için resmi süreçler var mı? İnsan Kaynaklarına gitmeli miyim? Ya da benim birimimde yardımcı olabilecek insanlar var mı? Bana insancıl bir şekilde davranacaklar mı? Ya da kendimi nasıl koruyacağımı mı düşünmeliyim?

Paylaşmak iyidir (şayet paylaşmakta bir sakınca görmüyorsanız)

Eğer paylaşmakta bir sakınca olmadığını hissediyorsanız, o halde paylaşmanız daha iyidir. “Özel hayat ve profesyonel hayat arasındaki çizgiyi belirgin tutmak için teşvik ediyoruz ama bu her zaman yardımcı olmuyor.” diyor Kreamer. İşin aslı, Washington University Olin Business School’da profesör olan Ashley Hardin tarafından yapılan bir araştırma; çalışma arkadaşlarınızın, kişisel hayatınız hakkında daha fazla şey bilmelerine izin verdiğinizde, bunun onları ihtiyaçlarınızı karşılama konusunda motive edeceğini gösteriyor. “Eğer var olan durum sizin işinizi yapmanıza mani oluyorsa , çalışma arkadaşlarınız bir şeylerin ters gittiğini fark edebilir ve bu durumda onların neler olduğunu bilmelerine izin vermeniz daha iyi olur.” diye açıklıyor Hardin. Aynı zamanda, eğer herkese doğrudan söylemek size çok zor geliyorsa, yakın çalışma arkadaşlarınıza diğer çalışma arkadaşlarınızla paylaşması konusunda da izin verebilirsiniz. Hardin’e göre “Bu tarz dolaylı açıklamalar ekip arkadaşlarınıza size yardımcı olacak yollar hakkında beyin fırtınası yapmak için bir alan yaratacaktır”.

Sınırlar koyun

Bu, herkesle oturup, onlara durumunuzu en acı verici ayrıntısına kadar anlatmanız gerektiği anlamına gelmez. Kendiniz için ve başkaları için sınırlar koyun. Yakın iş arkadaşlarınızla kişisel konularda konuşabilirsiniz ama şunu aklınızda tutun “Çoğu insan anne babanızın kemoterapi sürecindeki her detayı bilmek istemez. Bu konu hakkındaki münasip bir bilgiyi ve bu durumun onları nasıl etkileyeceğini bilmek isterler.” diyor Kreamer. Aynı zamanda, çok sayıdaki soruya cevap vermek ve üzücü bir durumun detaylarını yeniden ele almak zor olabilir. Bu yüzden eğer bir çalışma arkadaşınız sürekli olarak detaylar hakkında bilgi almak istiyorsa konuşmayı iş konularına tekrar çevirmekten çekinmeyin. “Şu anda işe odaklanmak ruh sağlığıma daha iyi gelecek. Bunun yerine projeye odaklansak senin için sorun olur mu?” gibi sorular sorabilirsiniz.

Spesifik yardımlar isteyin

Kreamer diyor ki, “Durumunuzu paylaştığınızda, meslektaşlarınız ideal olarak şunu söyleyecektir: 'Senin için şunları yapacağım. Sana uyar mı?' Ama eğer çalışma arkadaşlarınız size yardım teklifleriyle gelmiyorsa açık bir şekilde yardım isteyin. Ve talebinizi nasıl şekillendirdiğinize dikkat edin." Ross School of Business’ta profesör olan Wayne Baker tarafından yapılan bir araştırma gösteriyor ki yardım çağrınızı nasıl şekillendirdiğiniz birinin yardım edip etmeyeceğini güçlü bir şekilde etkiliyor. Talebi, spesifik ve yardımın sizin için neden anlamlı olduğunu tarif edecek şekilde yapmanızı öneriyor: “Genel olarak talebin öneminin çok bariz olduğunu düşünürüz ama çok nadir olarak öyledir.” Ve iş için yaptığınız her talep gibi bunun için de bir zaman sınırı koyun. Yani şöyle diyebilirsiniz: “Ben annemle ilgilenirken, önümüzdeki iki hafta boyunca senden yardım alırsam çok mutlu olacağım. Benim üzerinde çalıştığım raporu tamamlayabilir misin? Bu, benim evde yapmam gereken işlere odaklanmak için kafamı rahatlatacak.”

Yöneticinize yaklaşın

Bundan rahatsız olmadığınızı varsayarsak, neler olup bittiği hakkında yöneticinizi bilgilendirmeniz de iyi bir fikirdir. Eğer yakın bir ilişkiniz varsa, ilk olarak onlara söyleyin ve iş yükünü azaltma ya da destek alma konusunda beyin fırtınası yapın. Ama, çoğu durumda, Kreamer “problemi nasıl ele alacağınıza dair bir fikriniz varken” konuşmanın en iyisi olduğunu söylüyor. Ele alma şekliniz, yöneticiniz tarafından yürütülecek geçici bir plan, daha az çalışacağınız ya da işten izin alacağınız zaman aralığının ana hatlarını çizmek, işlerinizi hızlandıracak iş arkadaşlarınız ve bu olasılığı onlarla konuşup konuşmadığınız olabilir. Daha sonra yöneticinizin düşüncelerini sorun.

Sizin için doğru olanı yapın

Bir kriz durumunu yönetirken ortada doğru bir cevap yoktur. Bazı insanlar her gün işe gelmekle rahat edebilir. Kreamer, bunu ailesinden altı ay içerisinde üç kişinin (annesi, babası ve büyükannesi) ölümüyle mücadele ettiği zaman yapmış. “Ölüm dalgası ile şaşkına dönmüştüm ve çalışmak benim için bir teselliydi.” diyor. “İş çoğu zaman bir panzehir. Neler olduğunu unutabildiğin ve bu duygular karşısında çaresiz hissetmektense bir yetişkin olarak hareket edebileceğin bir alan.” Başkaları için resmi bir izin almak daha iyi olabilir. “İşinizin gerektirdiği kapasitede çalışamadığınıza inandığınızda, deşarj olmak için bu durumdan bir süreliğine uzaklaşmanız gerekebilir.” diyor Kreamer. “Eğer sürekli kendinizi zorlarsanız ve üzüntünüzü yaşamak için kendinize izin vermezseniz, hızlı bir şekilde iyileşemezsiniz.” Facebook, COO Sheryl Sandberg’in kocasını kaybettiği dönemde ona çok cömert bir ölüm izni teklif ederek öncülük yaptı ama her şirket ücretli izin teklif etmiyor. Yani, dikkate alınması gereken finansal ve kariyer etkileri var. Yine de birkaç hafta gibi kısa sürelik bir izin bile yeterli bir zaman sağlayabilir.

Hatırlanması Gereken Kurallar

Yapılacaklar:

  • Evde ve işte ne tarz bir desteğe ihtiyacınız olduğunu belirleyin.
  • İş arkadaşlarınıza neler olduğunu söyleyin. Böylelikle durumunuzdan dolayı şefkatle yaklaşırlar.
  • İş arkadaşlarınızdan ve patronlarınızdan açık, spesifik taleplerde bulunun. Böylelikle size nasıl yardım edeceklerini bilirler.

Yapılmayacaklar:

  • Herkese doğrudan açıklamanız gerektiğini hissetmek. Yakın meslektaşlarınızdan diğerlerine açıklama yapmalarını isteyebilirsiniz.
  • Durumunuza dair her detayı paylaşmak. İş arkadaşlarınıza sadece onları ilgilendiren detayları anlatın.
  • Bu süreçte çalışmanın acı verici olacağını varsaymak. Bazen ofise gitmek rahatlık sağlayabilir.
Vaka Çalışması 1: Çalışma arkadaşlarınıza güven verin ve sınırları koruyun

Kariyer kaynakları platformu olan Aspire-Canada’nın kurucusu Keisha Blair, otuz bir yaşındayken, ikinci çocuklarının doğumundan sadece sekiz hafta sonra, kocası nadir bir hastalık sebebiyle aniden hayatını kaybetti.

O zamanlar, Kanada hükümetinde altı politika analistinden oluşan bir ekibi yönetiyordu. Yöneticisi ve iş arkadaşlarından gelen anlık tepkiler ilgiliydi. “Kederli olduğum dönem boyunca bana çok destek oldular” diye hatırlıyor. Herkes onun doğum izninden dönüşünü bekliyordu buna rağmen ihtiyacı olursa ek izin alabileceğini söylediler. Onların önerisini kabul etti ve on ay uzakta kaldı.

Fakat geri döndüğünde durum hâlâ zorlayıcıydı. “Hikâyemin meslektaşlarımı gerçekten etkilediğini gördüm.” diye açıklıyor durumu. Geri döndüğü ilk gün “duygular dışarı taşıyordu, bazıları ofiste açık bir şekilde ağladı.” diye anımsıyor. Ve “çoğu, çocukların bu durumla nasıl başa çıktığı, evde bana destek olanların durumu ve bu kadar ani ve beklenmedik bir ölümün ardından neler yaptığımla ilgili birçok soru sordu.”

Tepkilerini ölçülü tutmaya çalışmıştı. “Konuşmayı tamamen bitirmek istemedim ama gereksiz gevezelikleri sınırlamak ve bir lider olarak hakimiyet gücümü korumak için, meslektaşlarıma istedikleri zaman özel olarak konuşmakta rahat hissedebileceklerini söyledim. Bu yolla belirli bir çalışanın ne kadar etkilendiğini ölçebilir ve kendi tepkimi de yönetebilirdim.” diyor.

Konuşmayacağı şeyler olduğunu da açık bir şekilde dile getiriyordu. Bu sınırlar, onun kederini yoğunlaştırmamasına yardım ediyordu. Eğer çalışanların ek yardıma ihtiyacı varsa, onlara Çalışan Yardım Programı’nı öneriyordu.

Geriye dönüp baktığında Keisha bu dönemde kendiyle nasıl başa çıktığına bakıp gurur duyuyor: “Güçlü ve esnek bir lider olarak tanınır oldum.”

Vaka Çalışması 2: İhtiyacınız olan şeyleri isteyin

Jisella Dolan, yaşlılar için evde bakım hizmeti veren Home Instead’den iş teklifi aldığı gün, babasının altı ila on sekiz ay arasında bir ömrü kaldığını öğrendi. Şirketinin izin politikalarına baktı ve bir de ebeveynlerinin oturduğu 8 saatlik mesafedeki şehre ne kadar sıklıkla gitmesi gerektiğini düşündü ve ne yapacağını bilemedi.

Jisella, müstakbel yöneticisini iyi tanımadığı için durumunu onunla paylaşmakta tereddüt ediyordu. “Öncelikli olarak benim için bir yabancıydı. Durumuma nasıl bir tepki vereceği hakkında en ufak bir fikrim yoktu.”

Home Instead’in ekstra izin vermeyeceğini varsaydı ve “özellikle yeni bir çalışan olarak, özel bir iyilik istemedi.” Ama bu onun “hayalindeki iş” idi. Bu yüzden durumu açıklamaya karar verdi. “Benim işlerimi yapma kabiliyetimi nasıl etkileyeceği konusunda dürüst olmalıyım.” Cuma günleri ailesini görmek için işten erken ayrılması gerektiğini ve kuvvetle muhtemel, iş günlerinde annesinden telefonlar alacağını da açık bir şekilde söyledi.

Yakında Jisella’nın yöneticisi olacak kişi onu şaşırttı. “İçinde bulunduğum durumu anladıklarını ve saygı duyduklarını söyleyerek benimle çözüm üzerine düşüneceklerini bildirdiler.” Hâlâ çok çalışması beklense de babası ile ilgili herhangi bir acil durumda, önemli bir toplantıyı terk etmesi bile gerekse, hiç kimse bunu sorgulamayacaktı.

Bu tecrübenin onun “kuruma olan bağlılığını ani bir şekilde artırdığını” ekledi. Onların “benim ihtiyaçlarıma uyum sağlama istekleri beni onların işlerini daha iyi yapmam konusunda daha tutkulu yaptı.”

Jisella’nın babası, onun işi kabul etmesinden altı ay sonra hayatını kaybetti. On yıl sonra, hâlâ daha Home Instead’de çalışıyor ve şu anda savunmadan sorumlu genel müdür.

Vaka Çalışması 3: Planlarınızı netleştirin

Yıllar önce Jacqueline Audrey, Harry & David için kıdemli bir satın alma ve tedarik zinciri yöneticisi olarak çalıştığı dönemde, bir dizi trajedi yaşadı. İlk olarak, kızının üvey kız kardeşleri bir kazada öldü. Ve daha sonra annesi, geride hasta babasını bırakarak, aniden öldü.

Yöneticisi, meslektaşları ve ekibi daha destekleyici olamazdı. Harry & David’in CEO’su bile, neler olduğunu duyduktan sonra bir şeye ihtiyacı olup olmadığını öğrenmek için aradı. Geçici olarak cuma ya da pazartesileri izin alıp alamayacağını sordu ve yöneticisi de sorgusuz sualsiz bunu kabul etti.

Ama ofisteyken yüz yüze ve ofis dışındayken de e-mail ile ekibiyle temasta kaldığından emin olmasını istedi. “Onları hayatımda neler olup bittiği, planlarımın neler olduğu ve bu zaman boyunca benden neler bekleyebilecekleri ve neler bekleyemeyecekleri hakkında bilgilendirdim. Bu iş için kritik bir zamandı. Bu yüzden onlara çocuklarım için burada olmam gerektiğini ve toplantılara fiziki olarak “katılamayacağımı” söyledim ve onlardan anlayışlarını rica ettim. Biriyle doğrudan konuşmaya çekindiğimde onlara bir e-mail yazdım.

Jacqueline, Harry & David’de çalışırken yaşadığı bu deneyimi ve aldığı desteği hiçbir zaman unutmayacak.

Şu an, kahve ürünleri tedarik eden Cold Brew Kitchen’ın genel müdürü. “Ekibime inanılmaz derecede esnek bir program öneriyorum ki hayatlarını ve hedeflerini yönlendirebilsinler. Ve bu deneyimimin kesinlikle bu karar üzerinde büyük bir etkisi var.” diyor.

 

 

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş