Konuşma Yazın, Makale Değil!

6 Kasım 2014, Perşembe

Bir konuşma hazırlamakla makale yazmak arasında büyük bir fark var. Ama birçok insan ikisine de aynı şekilde yaklaşıyor. Bir yetişkin ortalama olarak dakikada 300 kelime okuyabiliyor ama bir konuşmanın ancak yarısını takip edebiliyor. Bu yüzden konuşmaların olabildiğince basit tutulması gerekiyor. Seyircinin sizi dinlediğinden emin olmak için öncelikle ana konunuzu belirtin ve konuşmanızın nasıl şekil alacağını açıklayın. Sonra dinleyicilerinize kılavuzluk edecek kelimelerle (ikincisi, son olarak gibi) konuşmanın neresinde olduğunuzu bilmelerini sağlayın. Ortaya attığınız bir argümanı istatistiklerle destekleyin ama rakamları ya da alıntıları tekrar etme yoluna başvurmayın. İnsan beyni öyküleyici anlatıma yatkındır bu yüzden onlara merak uyandırıcı bir hikaye anlatmaya odaklanın. Ve unutmayın ki, bir konuşma yaparken, noktalama işaretlerini siz belirliyorsunuz. Sesiniz, el hareketleriniz, sahnedeki duruşunuz konuşmanızda istediğiniz noktalara vurgu yapabilirsiniz.  

John Coleman’ın “A Speech Is Not an Essay” adlı yazısından uyarlandı.

Ayrıca “Hazırlıksız Konuşmalar İçin Strateji Belirleyin” isimli tüyo yazısı da ilginizi çekebilir.

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş