SPONSORLU İÇERİK - T-Systems

Neom'a Hoşgeldiniz

4 Haziran 2018, Pazartesi
Neom'a Hoşgeldiniz

 

Akıllı Dünya

Her şeyin dijitalleştiği, sürdürülebilir, bağlantılı bir yeni çağa adım atıyoruz ve artık her şey “akıllanıyor.” Google’da “smart” kelimesini aradığınızda karşınıza 2 milyarı aşkın sonuç çıkıyor. Şimdi gelin hep birlikte günümüzün en önde gelen akıllı temalarına ve bunların hangi yöne doğru evrildiklerine bir göz atalım.

Neom’da bir gün gelecek, robotların sayısı insanların sayısın geçecek. Otomobiller kendi kendilerini sürecek, drone’lar ile teslimat yapılacak. Şehrin enerjisinin tamamı yenilenebilir enerjiden sağlanacak. Ve bu şehrin sakinleri ulaştırma, biyoteknoloji, BT ve medya alanlarında yarınların teknolojilerini geliştiriyor olacak. Suudi Arabistan, 500 milyar dolar harcayarak Kızıl Deniz kıyısında geleceğin şehrini inşa etmeye ve petrol sonrası dünyaya hazırlanıyor. Neom, yeni Babil olacak.

“Dünyadaki en heyecan verici proje” olarak adlandırılan bu şehir, Ürdün ile Mısır sınırındaki bir bölgede inşa edilecek ve New York’dan 33 kat daha büyük bir alan kaplayacak. Projenin sponsoru olan veliaht prens Muhammed Bin Salman bu devasa projeyi yönetmesi için Siemens’in eski CEO’su Klaus Kleinfeld’i göreve getirdi. İnşaatın ilk fazının 2025’te tamamlanmış olması planlanıyor.

Suudi Arabistan Krallığı, Ürdün ve Mısır sınırında ve Kızıldeniz’in kıyısında geleceğin şehri Neom’u kurmayı planlıyor.

Bugünlerde akıllı bir mega şehri sıfırdan inşa etmek özellikle Asya ve Arap dünyasındaki saygın ülkeler için bir öncelik haline gelmiş durumda: Abu Dabi’deki Masdar, Güney Kore’deki Songdo City, Çin’deki Nanhui bunlara birkaç örnek. Akıllı şehirler konsepti dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Teknoloji devi Alphabet’in şirketi Sidewalk Labs, Kanada’nın Toronto şehrinde Quayside bölgesinde bir akıllı şehir çalışmasına hazırlanıyor. Bu projede de caddelerde otonom araçların seyrettiği, yerin altında çalışan robotların atıklarla ilgilendiği ve yerin üzerindeki robotların teslimatları yaptığı bir dünya kurgulanıyor. Milano’da yer alan ve 3.000 kişinin yaşaması için sıfırdan inşa edilen Milano4You bölgesi de iki temel bileşen üzerine kurgulanıyor: Ücretsiz enerji ve üst seviyede bir bağlantılılık.

Neom projesine davet edilen katılımcılara, Suudi Arabistan Krallığı’nın ve uluslararası yatırımcıların bu mega şehir projesine 500 milyar dolar ayrıldığı belirtildi.

Akıllı Şehir

İlgili başlıklar: akıllı yönetişim, akıllı ulaşım, akıllı enerji, akıllı sağlık, akıllı lojistik, akıllı perakende, akıllı atık toplama

Asya ve Kuzey Amerika yüksek teknolojili şehirleri sıfırdan kurmaya başlamış olsa da Avrupa ülkeleri mevcut yönetim ortamına ve kamusal yapıya dijital ürünleri ve süreçleri entegre etmeye yönelik bir yaklaşım izliyor. Amsterdam, Kopenhag ve Viyana akıllı şehir stratejilerini uzun zaman önce oluşturdu. Diğer taraftan Almanya ve Avrupalı bazı komşularında sakinlerinin hayatını daha kolay, güvenli ve enerji verimli kılan bir şehir kurgulamaya dair vizyon genellikle şehirler, araştırmacılar ve şirketler tarafından özgün projeler, inisiyatifler ve birlikler üzerinden yürütülüyor.

Fraunhofer Institute for Open Communication Systems (FOKUS) direktörü ve Berlin Akıllı Şehirler Ağı sözcüsü Prof. Ina Schieferdecker, “TEK bir akıllı şehir diye bir şey yok. Her şehrin kendine has güçlü yanları ve odak noktaları vardır” diyor ve ekliyor; “Her şehir, akıllı şehir çözümlerine farklı bir açıdan yaklaşmalı ve bunları en hızlı, en kolay ve en acil veya en kullanıcıya dönük biçimde hayata geçirmelidir.”

Paranın (neredeyse) söz konusu edilmediği Neom gibi devasa projelerin dışında birçok şehirde yaklaşım belirli aşamalara bölünür. Schieferdecker, “Berlin’de birçok harika çözüm var ancak bunların çoğu küçük ölçekli. Berlin’de 130’dan fazla paydaşı barındıran ve içlerinde özel sektörden, akademiden ve kamudan oyuncuların yer aldığı son derece aktif bir akıllı şehirler ağı var. Berlin gibi bir şehirde büyük sorunlar büyük çözümleri de beraberinde getirebiliyor” diyor.

Schieferdecker’e göre akıllı şehirler konseptini bir süreç olarak değerlendirmek gerekli. Bu sürecin ilk adımı akıllı şehirlere yönelik bir farkındalık oluşturmak ve ardından şehirdeki temel eksiklikleri belirlemek. Bir sonraki adımda tekil, silo yapısındaki çözümlerden kurtulup sistematik bir çözüme yönelmek gerekiyor. Diğer bir deyişle kamusal BT sistemleri isteyen herkes sürece bir şekilde dahil olduğu bir kurgu ile gelişmeli. Schieferdecker, “Büyük şirketlerin tamamı çok uzun bir süre öncesinde akıllı şehirlerin ne kadar önemli bir pazar olduğunun farkına vardı ve portföylerinde en az bir akıllı şehirler çözümüne yer vermeye başladı. Birçok şirket akıllı şehirler yaklaşımını araştırma birimlerinden çıkarıp iş birimlerine geçirdiler. Artık bu kârlı bir iş alanı. Tam da bu nedenden dolayı açık bir arayüz kurgulanması gerekiyor” diyor.

576 milyar € 

Strateji danışmanlık şirketi Accenture, otomobillere yönelik dijital servislerin 2030 yılında yarım trilyon euro’luk bir gelir oluşturacağını öngörüyor.

Akıllı Kırsallar

İlgili başlıklar: akıllı yönetişim, akıllı ulaşım, akıllı enerji, akıllı sağlık, akıllı lojistik, akıllı perakende, akıllı tarım, akıllı çiftlikler

Uzmanlar bir süredir akıllı şehirler kavramının kapsamı içerisine akıllı kırsal kesimler yaklaşımının da dahil olması gerektiğini söylüyor. Yani akıllı teknolojiler şehir merkezlerinin dışında da kullanılabilmeli. Taşraya ve kırsala gidildiğinde durum biraz farklılaşıyor: Geniş bant internete erişim neredeyse yok gibi. Almanya özelinde bakıldığında ülke nüfusunun üçte ikisi yarı şehirleşmiş veya yoğun bölgelerde yaşıyor ki bu bir çelişki... Ayrıca birçok küçük ve orta ölçekli şirket, önde gelen bazı şirketler ve gizli kahraman şirketler Almanya’da kısmen kırsal olan bölgelerde konumlanmış durumda. Bu bölgeler uzun yıllardır şirketleri çekmek ve yerel ekonomiyi canlandırmak için teşvikler sağlıyor.

Günümüzde bu zorluklarla elde edilen ekonomik kazanım risk altında. Alman şirketlerinin yüzde 28’inin 50 megabit internete bile erişimi yok. Almanya Ticaret Odaları Birliği Başkanı Eric Scweitzer, günlük bir gazete olan Frankfurter Allgemeine Zeitung’a verdiği bir söyleşide “Büyük şehirlerde kesintisiz film izleyebiliyoruz diye her yerin böyle olduğunu sanmayalım. Almanya’nın piyasa lideri şirketleri kırsal kesimde konumlanmış olsalar bile küresel dijital ekonomiye erişebilmeli” diyor.

Ancak şirketler ve gençler geniş bant internet olmayan bir bölgeye ilgi göstermiyor ve buraları terk ettikleri için yerel ekonomi zora giriyor. Yatırım bölgesi arayanların olmazsa olmazlar listesinde geniş bant internet önemli bir yer tutuyor. Daha da önemlisi, sürücüsüz otomobiller veya inovatif lojistik uygulamaları gibi akıllı çözümler şehir dışındaki bölgelerde daha kolay ve etkin biçimde denenebiliyor ve böylelikle sadece inovasyonun yolu açılmıyor, bu bölgelere olan ilgi de desteklenebiliyor.

Akıllı Ulaşım

İlgili başlıklar: akıllı enerji, akıllı lojistik, akıllı ofisler

Geleceği hedefleyen bir şehir için olmazsa olmaz projelerden biri de akıllı ulaşımdır. Akıllı ulaşımda güvenlik, verimlilik, düşük maliyetler ve azalan karbon emisyonları ön plana çıkar. Bu özellikler ulaşımın her alanında kendine yer bulsa da en çok etki oluşturdukları alan otomotivdir. Günümüzde otomotiv endüstrisinde görülen ana trendler arasında dijitalleşme, elektrifikasyon ve otonom sürüş öne çıkıyor. Fırsatlar muazzam ama baskılar da aynı oranda büyük.

Geçen yıl Frankfurt’ta gerçekleşen Uluslararası Otomotiv Fuarı’nda (IAA) yapılan bir anket bir gerçeği açıkça ortaya koydu: Elektrikli otomobiller istisna olmaktan çıkıyor ve ana bir pazar haline geliyor. Asıl paradigma değişimi ise otomotiv endüstrisinde görülen dijitalleşme ile yaşanacak. Danışmanlık şirketi Accenture’ın tahminlerine göre dijital otomotiv hizmetleri 2030 yılında 576 milyar euro’luk bir pazar haline gelecek.

Heyecan verici gelişmelerden biri de dijital sesli asistanlar, bağlantılı otomobil hizmetleri ve bulut platformlarının bir ürüne entegre edilmesi ve böylelikle otomobildeyken alışveriş yapmaktan aracın bagajına teslimata kadar giden birçok hizmetin kurgulanabilesi. Bu konum temelli hizmetler; internet, konum ve yerel teklifleri bir arada kullanabilecek kişiselleştirilmiş navigasyon hizmetleri gibi yeni iş modellerinin de ortaya çıkmasına zemin hazırlayacak. Kısa bir süre içinde ulaşıma bakışımız tamamen değişecek. Otomobili sürmek zorunda olmadığımızda aracımız artık bizim için bir keyif mekanına dönüşecek veya tam anlamıyla bağlantılı bir çalışma ortamı olarak hizmet verebilecek. Yolculuk sırasında verimlilik oluşturma temel değer önermesi haline gelecek.

Akıllı Lojistik

İlgili alanlar: akıllı ulaşım, akıllı perakende

Bağlantı ve otomasyon, lojistik alanında da önemli birer itici güç haline geliyor. Almanya’da taşınan ürünlerin yaklaşık dörtte üçü karayoluyla ulaştırılıyor ve Almanya Ulaştırma Bakanlığı’nın tahminlerine göre bu oran 2030’a kadar yüzde 40 daha artacak. Ancak bu sistemde birçok sorun söz konusu. Kamyonların üçte biri gittiği yerden boş dönüyor. Yükleme ve boşaltma süreleri oldukça fazla. Bu nedenle kargo şirketlerinin hemen hemen hepsi bağlantılı ve otomatize edilmiş araçlar kullanarak bu alandaki sorunlara çözüm bulmaya çabalıyor. Çözülmesi gereken başlıca konular arasında ulaşım süreleri, güvenlik, operasyon maliyetleri ve her geçen gün daha da artan trafik sıkışıklıkları öne çıkıyor.

Kamyonlara ve tedarik zincirinin diğer noktalarına bağlantı özellikleri eklemek gerçek zamanlı rota izlemeyi ve kargo akışının optimizasyonunu mümkün kılıyor. Ürünü gönderenler, taşıyanlar ve alıcılar tedarik zincirinin her noktasından istedikleri gerçek zamanlı bilgileri alabildiklerinde rotalara ve lojistik süreçlere dair anlık düzenlemeler ve güncellemeler gerçekleştirebiliyorlar. Bu; zaman ve para tasarrufunun yanı sıra CO2 emisyonlarının da azalmasına imkan veriyor.

Akıllı lojistikte en zorlu konulardan biri de kapıya teslimat işlemidir. E-ticaret büyümeye devam ettikçe birçok şehirde bu uygulamanın yan etkileri olan trafik tıkanıklığı, teslimatların gecikmesi ve kargo işlemleri için uygun yerel mekanların bulunması sorunları baş gösteriyor. Neyse ki bu sorunların çözümleri de var: Drone ile teslimatlar, robot postacılar ve aracın bagajına doğrudan teslimat gibi...

Tüm bu çözümler için akıllı kilitlere ihtiyaç duyuluyor. Bu elektronik kilitler sayesinde otomobiller, kabinler veya posta kutuları gibi fiziksel alanlara ve hatta iş istasyonları, sistemler ve programlar gibi dijital unsurlara erişmek mümkün olabiliyor. Bu farklı erişim senaryoları tek bir uygulama üzerinden kontrol edilebiliyor. Oldukça ucuz olan dijital anahtarlar, gerçek zamanlı kullanıcı yetkilendirmesine imkan veriyor ve kaybedildiğinde anında devre dışı bırakılabiliyor. Bunlara ilave olarak, mobil sadakat kartları ile ilave puanlar toplanabiliyor.

Akıllı Ev

İlgili alanlar: akıllı enerji, akıllı sayaçlar, akıllı şebeke, akıllı nesneler

Her akıllı evin kalbi akıllı sayaçlardır. Bunlar bağlı oldukları akıllı şebeke ile veri alışverişinde bulunan akıllı elektrik sayaçlarıdır. Akıllı bir sayaca sahip olan bir kişi çatısında bulunan fotovoltaik sistemlerden veya diğer dağıtık sistemlerden elde ettikleri elektriği kullanabilir veya fazla üretimlerini şebekeye satarak komşularına katkıda bulunabilir. New York City’deki pilot proje Brooklyn Microgrid’in temelinde bu yaklaşım yatar. Bu projede alıcılar ile tüketiciler arasındaki ilişkiler blockchain üzerinden ve dijital para birimleri kullanılarak gerçekleştiriliyor. Projenin amacı güneş enerjisi üretimindeki dalgalanmaları engellemek.

Diğer taraftan ev özelinde bakıldığında en önemli trendlerden biri de akıllı hoparlörler ve dijital asistanlar: Uzmanlar 2021 yılında 3,5 milyar dolarlık bir pazar oluşacağını öngörüyor. Apple, Amazon ve Microsoft; Siri, Alexa ve Cortana ile bu alana çoktan girdiler. Bu üç teknoloji devi tek işi en iyi asistanı yapmak olan binlerce teknik kişiyi işe alıyor. Peki kazananın ödülü ne olacak? Müşteriler hakkında daha fazla veri, bilgi ve yapay zeka dünyasının hâkimiyeti...

Akıllı Perakende

İlgili alanlar: akıllı lojistik, akıllı raflar, akıllı alışveriş arabaları

Planlama, sipariş ve depolama, perakendenin halihazırda yoğun biçimde otomatize edilmiş alanları gibi görünüyorsa da müşterilerin beğenileri değiştikçe ve rekabet arttıkça perakendeciler de mağazalarında gelişmiş çözümleri daha yoğun biçimde kullanmak durumunda olacak.

2017’nin sonbaharında yapılan DIHK anketinin bulgularına göre sermaye yatırımlarına dair planlar rekor seviyelere ulaştı. Günümüzdeki müşteriler, tamamen bağlantılı bir alışveriş deneyimi istiyor. Gerçek ürünlerin dijital dünya ile entegre olduğu; yüksek kalitede kişiselleştirilmiş tavsiyelerin verildiği ve  bunları bağlantılı teknolojiler ve veri uygulamaları üzerinden gerçekleştirdikleri bir deneyimden söz ediyoruz.

Kameralar ve sensörler, bu verileri toplamak için tüketicilerin alışveriş davranışlarını yakından takip ediyor. Müşteriler mağazaya yaklaştığında dış ortam sensörleri, kaç kişinin hangi yönden geldiğine ve hangi yöne gittiğine dair bilgiler toplayabiliyor. Mağaza içinde ise tüketicilerin nerelere yöneldiği ve nelere ilgi gösterdiği analiz ediliyor. Akıllı alışveriş arabaları mağazalarda önemli bir rol üstleniyor. Bu arabalar tüketicileri belirli ürünlere yönlendiriyor, tarihler gösterebiliyor, kişiselleştirilmiş kuponlar verebiliyor ve kasada bekleme sürecini ortadan kaldırabiliyor. Akıllı raflar otomatik siparişler oluşturabiliyor veya daha iyi hizmet vermek için tüketicinin ruh halini analiz edebiliyor.

Neom’dan tutun da Berlin’in kırsal mahallelerine dek dünyamızın her köşesi daha akıllı hale geliyor. Kısa bir süre içerisinde milyarlarca nesne, insan ve altyapılar birbirine bağlı hale gelecek. Danışmanlık şirketi McKinsey’nin bir çalışmasına göre nesnelerin interneti 2025 yılında 11 trilyon dolarlık bir değer ortaya koyacak. Bu, günümüz dünya ekonomisinin yüzde 11’ine karşılık geliyor. Akıllı gelecek bizleri bekliyor.

Paylaş:

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
HEMEN ABONE OL

Tüm Arşive Gözatın