Ryan Dawson

Lilly Türkiye Genel Müdürü

“Obeziteyle mücadele, önceliğimiz”

25 Şubat 2026, Çarşamba

Obezitenin kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, bu durumu sadece yüzde 5 yavaşlatmanın dahi dünya çapında 430 milyar dolarlık ekonomik tasarruf sağlayacağını vurguluyor. Dawson bu bağlamda, “Obeziteyle doğrudan mücadele etmek, Lilly’nin öncelikli hedeflerinin başında geliyor” diyor.

Lilly olarak obezite alanında uzun yıllardır çalışıyorsunuz. Öncelikle obezitenin küresel ölçekte ve Türkiye’de mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Sağlığı her şeyin üstünde tutan bir ilaç şirketi olarak Lilly, bilimi tedaviye dönüştürerek dünya genelinde insanların yaşamlarını iyileştirmeye çalışıyor. Lilly olarak yaklaşık 150 yıldır yaşamları değiştiren yenilikçi buluşlara öncülük eden global bir mirasın parçasıyız. Bugün dünya genelinde 58 milyondan fazla kişiye ulaşıyor, onların yaşam kalitesini artırmak için çalışıyoruz.

Bu uzun soluklu taahhüdümüz, obeziteye yaklaşımımızı da şekillendiriyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obezite, dünya çapında 1 milyardan fazla insanı etkileyen, salgın boyutlarına ulaşmış kronik ve ilerleyici bir hastalık. 2030 yılına kadar yaklaşık 3 milyar yetişkinin (yani dünya yetişkin nüfusunun yarısının) obezite veya aşırı kilo ile yaşayacağı tahmin ediliyor.

Yine verilere göre obezite, tip 2 diyabet (yüzde 243 artış), hipertansiyon (yüzde 113), dislipidemi (yüzde 74), koroner kalp hastalığı (yüzde 69) ve obstrüktif uyku apnesi (obezite ile yaşayanların yüzde 70'i) dahil olmak üzere 200'den fazla komplikasyonla ilişkili kronik bir hastalık. Oysa yüzde 5'lik bir kilo kaybı dahi, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler risk faktörleri dahil olmak üzere obeziteye bağlı komplikasyonları azaltabiliyor; yüzde 10'luk bir kilo kaybı, aşırı kilo ve obeziteye bağlı komplikasyonlar üzerinde önemli bir olumlu etkiye sahip.

2022 itibarıyla Türkiye'de yaklaşık 18,7 milyon kişi obezite ile yaşıyor ve bu rakam Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği TEMD’nin verilerine göre nüfusun yaklaşık yüzde 22'sini temsil ediyor. Dünya Obezite Atlası, ileriye dönük olarak, yüksek beden kütle indeksine (BKİ) sahip Türk yetişkinlerin sayısının 2030 yılına kadar 47,4 milyona ulaşacağını öngörüyor.

Lilly olarak, bilimsel yeniliklere odaklanıyoruz. Hastaların yenilikçi tedavilere erişimin artmasını ve obeziteyle yaşayan bireylerin sağlığının ve esenliğinin desteklenmesini amaçlayan çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Obezitenin yüksek prevalansının sağlık harcamaları açısından önemli bir ekonomik yük oluşturduğunu belirtiyorsunuz. Bunu nasıl ölçüyorsunuz? Bu ekonomik yük küresel ölçekte neyi ifade ediyor?

Ekonomik yükü doğrudan sağlık hizmetleri maliyetleri, daha kısa yaşam süresi ve azalan üretkenlik üzerinden ölçüyoruz. Mevcut gidişata göre, obezite ve aşırı kilonun 2035 yılına kadar küresel ekonomiden 4 trilyon dolardan fazla bir kayba yol açacağı tahmin ediliyor. Bu rakam, mevcut küresel GSYİH'nın yaklaşık yüzde 3'üne denk geliyor.

İşgücü üzerindeki etkisi ise oldukça büyük. Bu hastalık ne yazık ki, sakatlık oranlarının artması, üretkenliğin düşmesi ve erken emeklilik nedeniyle küresel işgücünü 54 milyon tam zamanlı çalışana eşdeğer bir oranda azaltıyor. Öte yandan verilerimiz, obezitenin artışını sadece yüzde 5 oranında yavaşlatmanın dünya çapında yıllık 430 milyar dolar tasarruf sağlayabileceğini gösteriyor.

Obezite alanındaki yoğun çalışmalarınızla birlikte iş modellerinizde ne tür değişimler yaşanıyor? Bu dönüşümü nasıl yönetiyorsunuz?

Lilly, "hasta bakımından” "sağlık bakımına” stratejik bir geçiş sürecine girdi. Ekiplerimizin becerilerini geliştiriyor ve sadece akut tedavi yerine uzun vadeli hastalık yönetimini destekleyen yetkinlikler oluşturuyoruz.

Hastaları daha güçlü kılmanın, tıbbın kendisi kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bunu desteklemek için, hastalık eğitimi alanındaki çalışmalarımızın kapsamını genişlettik ve bu konudaki taahhüdümüzü şimdiye dek hiç olmadığı kadar büyük bir ölçekte sürdürüyoruz. Kapsamlı kaynaklar ve kanıta dayalı eğitim sağlayarak, klinik alanındaki yenilikler ile kronik hastalıklarla yaşayan hastaların günlük gerçekliği arasındaki mesafeyi kapatmayı hedefliyoruz.

Ayrıca, ekiplerimiz arasında ekosistem temelli işbirliklerine yöneliyoruz. Sağlık hizmetlerini tek başına dönüştürebilecek tek bir aktör olmadığını biliyoruz; bu nedenle, düzenleyici kurumlar, akademi ve kamu sektörü ile işbirliği yaparak, yeniliklerin gerçekten ihtiyaç duyan hastalara ulaşmasını sağlıyoruz.

Obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtiyorsunuz. Kullanıcıların en doğru tedavilere erişimini sağlamak için hangi girişimlerde bulunuyorsunuz?

Obezite ile yaşayan kişiler, bir tercih değil, bir hastalıkla yaşıyorlar ve bu durum fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal engellerle birlikte geliyor. Obezite ile yaşayan kişilerin karşılaştığı yanlış algılamalar ve damgalanma sorununu ele almamız gerekiyor. Lilly olarak, obezitenin kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak tanınmasını destekliyor ve obezite ile yaşayan kişilerin, kanıta dayalı kilo yönetimi tedavisi uygulamak için erken teşhis, tarama ve etkili müdahaleyi hak ettiklerine inanıyoruz. Obeziteyle doğrudan mücadele etmek, Lilly’nin öncelikli hedeflerinin başında geliyor. Bu küresel halk sağlığı sorununun önüne geçmek için var gücümüzle çalışmaya ve çözümün en güçlü ortağı olmaya kararlıyız.

Doğru erişimi sağlamak için, genellikle bakımın önünde engel teşkil eden kilo damgalamasını ortadan kaldırmaya odaklanıyoruz. Buna yanıt olarak da farklı girişimler başlattık.

obezitebirhastaliktir.com platformu, farkındalığı artırmak ve BKİ hesaplama araçlarıyla eğitim kaynakları sağlamak için tasarlandı. "FLUX" Dijital Enstalasyonu, Hakan Yılmaz'ın, obeziteyle yaşayanların deneyimlerini görünür kılmak ve toplumsal algıları sorgulamak için gerçekleştirdiği bir medya sanatı projesi olarak devam ediyor.

Obezitenin, basit "irade gücü" anlatısının ötesine geçerek, erken teşhis ve kanıta dayalı müdahaleyi hak eden kronik, ilerleyici bir hastalık olarak tanınmasını desteklemek üzereyse, toplumsal bilinç ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriyoruz.

Son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil tedavilerin arkasında önemli Ar-Ge çalışmaları bulunuyor. Lilly’nin Ar-Ge yaklaşımını açıklayabilir misiniz?

Lilly'nin Ar-Ge yaklaşımı, sınırları zorlamak ve tıbbi ihtiyaçların karşılanmadığı alanlara yatırım yapmak olarak tanımlanabilir. Gelirimizin yaklaşık yüzde 25'ini Ar-Ge'ye yatırıyoruz ve bu oran sektör ortalamasının üzerinde. Yalnızca 2024 yılında Lilly, araştırma ve geliştirmeye 11 milyar dolar yatırım yaptı.

Odak noktamız, çığır açan bilimsel gelişmeler ile kronik hastalıkların kesişim noktası diyebilirim. Obezite konusunda Ar-Ge çalışmalarımız, çabalarına rağmen erkeklerin yüzde 18'inde ve kadınların yüzde 27'sinde kilo alımının tekrar meydana geldiğini gösteriyor.  Sürdürülebilir tıbbi çözümlerin gerekli olması nedeniyle, hastalığın biyolojik ve genetik faktörlerini ele almayı amaçlıyoruz. Bu yenilikleri hastalara daha hızlı ulaştırmak için ilaç geliştirme sürelerini 11 yıldan altı yıla indirmeyi başardık.

Lilly'nin inovasyon lokomotifi, tek bir hastalık durumunun çok ötesine uzanıyor. Özellikle belli alanlarda, aynı derecede çığır açıcı gelişmeler sağlamaya da kararlıyız. Örneğin diyabet konusunda, öncü bakım alanındaki yüzyıllık mirasımızı sürdürüyoruz. İmmünoloji alanında yaşam kalitesini iyileştirmek için karmaşık otoimmün hastalıkları hedefliyoruz.

Nörobilimde, Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere en zorlu nörolojik durumların tedavilerini araştırıyoruz. Onkoloji alanındaysa kanserin spesifik genetik etkenlerini hedefleyen ilaçlar geliştiriyoruz.

Lilly uzun yıllardır Türkiye pazarında faaliyet gösteriyor. Türkiye’de yürüttüğünüz Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarından bahsedebilir misiniz?

Lilly, Türkiye'de 32 yıllık güçlü bir mirasa sahip ve yenilikçilik konusundaki taahhüdümüz, sağlam ve genişleyen Ar-Ge gücümüzü yansıtıyor. Şu anda Türkiye’de 27 aktif klinik çalışma yürütüyoruz ve bu çalışmalara, en son tıbbi gelişmelerimizden yararlanan bin 205 hasta kayıtlı. Yerel Ar-Ge girişimlerimiz stratejik olarak çeşitlilik içeriyor ve 201 özel merkezde onkoloji, diyabet ve immünoloji alanlarında aktif çalışmalar yürütülüyor.2025 yılında, Türkiye'de beş yeni klinik araştırma daha başlattık; bu da güçlenen varlığımızın bir göstergesi. Ayrıca, Türkiye'nin Ulusal Obezite Stratejik Planı’nı desteklemeye derinden bağlıyız ve bilimsel inovasyonu Türk sağlık sistemi için ölçülebilir faydalara dönüştürmek için ekosistem genelinde çalışıyoruz.

Yapay zekâ gibi yeni nesil teknolojilerin entegrasyonu, kurumların dijital dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Lilly’nin yapay zekâ girişimleri hangi aşamada? Önümüzdeki dönemde inovasyon çalışmalarınız yapay zekâ teknolojileriyle nasıl dönüşecek?

Lilly'nin yapay zekâyı benimsemesi sadece süreçleri hızlandırmakla kalmıyor, hayat kurtarmakla da ilgili. Bu amaç, kuruluş genelinde yapay zekâ odaklı dönüşümün temelinde yatan yapay zekâ anlayışını oluşturuyor. Öncü küresel ortaklıklar ve platformlar aracılığıyla bunu Ar-Ge faaliyetlerimizin tam merkezine entegre ediyoruz.

Bunun en net örneği, NVIDIA ile kurduğumuz stratejik ortaklık. Birlikte, sektörün en güçlü yapay zekâ süper bilgisayarını inşa ediyor ve Ortak İnovasyon Yapay Zekâ Laboratuvarı’nı kuruyoruz. Bu işbirliği, ilaç dağıtımını hızlandırarak ilaç keşfini yeniden şekillendirmek için tasarlandı. NVIDIA'nın gelişmiş hesaplama gücünden yararlanarak, ilaç keşfi ve dağıtımının her zamankinden daha hassas ve verimli olduğu bir dijital ortam yaratıyoruz.

Ayrıca, TuneLab aracılığıyla bu çığır açan gelişmelere erişimi daha geniş kitlelere açıyoruz. Bu yenilikçi platform, biyoteknoloji şirketlerine 1 milyar dolardan fazla araştırma yatırımıyla oluşturulan yapay zekâ destekli ilaç keşif modellerine erişim imkanı sunuyor. Bu son teknoloji modelleri paylaşarak, yapay zekâ destekli çığır açan gelişmelerin tüm sektörde yaygınlaşabileceği bir ekosistem oluşturuyoruz.

Lilly bilim insanları, tıpta yeni atılımlar gerçekleştirmek için şu anda üretken yapay zekâ modellerini kullanıyor. Bu araçlar, bilimsel ekiplerimizin büyük veri setleri ve gelişmiş analitik yöntemler sayesinde kritik kararlar almasını sağlıyor. Bu çabalarımız, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını iyileştirmek ve yeni nesil tıbbın daha akıllı, daha hızlı ve daha erişilebilir olmasını sağlamak için dünya standartlarında teknolojiden yararlanma taahhüdümüzle destekleniyor.

Bu çabalar ve daha pek çok diğer çabalar, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını daha iyi hale getirmek için en son bilimsel gelişmeleri ve en ileri teknolojiyi kullanma taahhüdüyle destekleniyor.

Bu yazının konusu: SAĞLIK
Önerilen Konular:
Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş