Merve Aydıner

Invamar CEO’su

“İnsan bedeni bir şey anlatmaya çalıştığında onu nasıl duyabiliriz?”

19 Haziran 2026, Cuma

Invamar CEO’su Merve Aydıner ile, tekstillerin insan bedenini nasıl “duyabilen” bir arayüze dönüşebileceğini, Nervous System Intelligence’ın ne olduğu ve nasıl çalıştığını, insanın görünmeyen fizyolojik yükünün iş dünyasında karar alma süreçlerini nasıl etkilediğini ve bu yeni veri katmanının etik ve sürdürülebilir biçimde nasıl yönetilebileceğini konuştuk.

Invamar olarak "ölçülemeyeni görünür kılmak" mottosunu benimsiyorsunuz, hatta bu vizyonu bir noktada "tekstilleri konuşturmak" olarak da tanımlıyorsunuz. Sıradan bir kumaşın veya yüzeyin akıllı bir iletişim aracına dönüşme hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Tekstiller hayatımızın en doğal arayüzlerinden biri. Günün büyük bölümünde bedenimizle temas halindeler. Bizim hikâyemiz ise kumaşa teknoloji ekleme arzusundan değil, daha temel bir sorudan doğdu: İnsan bedeni bir şey anlatmaya çalıştığında onu nasıl duyabiliriz?

İlk çalışmalarımızı otizm alanında başlattık. Kendisini sözlü olarak ifade etmekte zorlanan çocukların yaşadığı stresi, duyusal yükü veya fiziksel rahatsızlığı bakım verenler için daha görünür hale getirmek istedik. Günlük yaşamın doğal akışı içinde erişilebilir olan en uygun arayüzlerin tekstiller olduğunu fark ettik.

Zamanla bu ihtiyacın çok daha geniş bir alana yayıldığını gördük. Sağlık hizmetlerinden havacılığa, mobiliteden kamu güvenliğine kadar pek çok alanda sistemler makineleri, süreçleri ve çıktıları ölçüyor. Ancak insan bedeninin verdiği erken sinyaller çoğu zaman karar mekanizmalarının dışında kalıyor. Biz bu boşluğu Nervous System Intelligence, yani Sinir Sistemi Zekâsı olarak tanımlıyoruz: Sinir sisteminin ürettiği fizyolojik sinyalleri günlük hayatın doğal akışı içinde yüksek çözünürlükle görünür hale getiren, anlamlandıran ve karar destek sistemlerine bağlayan yeni bir altyapı kategorisi.

Buradaki teknik zorluk, bir tekstile sensör yerleştirmekten ibaret değil. Asıl mesele; insan hareket halindeyken, çevresel koşullar değişirken ve günlük yaşam kesintiye uğramadan sinir sisteminin ürettiği sinyalleri güvenilir biçimde toplayabilmek ve anlamlandırabilmek. Fabenode, 512 Hze kadar örnekleme kapasitesiyle bu sinyalleri yüksek çözünürlükte görünür hale getiriyor. Hedefimiz, sinir sistemi görünürlüğünü laboratuvar dışına taşıyarak günlük yaşam içinde, gerektiğinde 7/24 erişilebilir hale getirmek.

Fabenode, giyilebilen veya farklı yüzeylere entegre edilebilen görünmez veri toplama katmanımız. NoxCore, farklı koşullarda oluşan verileri analiz etmemizi sağlayan algoritma altyapımız. NEXUS ise bu veriyi farklı sektörlerin karar mekanizmalarına bağlayan Nervous System Intelligence katmanımız.

Tekstilleri konuşturmak” derken aslında kumaşları değil, bugüne kadar yeterince duyulmayan bedeni konuşturmayı kastediyoruz.

Şirketin çıkış noktasında TSSB (travma sonrası stres bozukluğu) gibi klinik odaklı çalışmalar yer alıyor. Bu tıbbi birikimi havacılık, otomotiv ve ağır sanayi gibi operasyonel riskin yüksek olduğu alanlara taşıma fikri nasıl doğdu?

Araştırmalarımız bize temel bir şeyi gösterdi. Beden, kişinin henüz kelimelere dökemediği veya çevrenin henüz fark etmediği birçok değişimi daha erken ifade ediyor. Buradan hareketle şu soruyu sorduk: Sinir sistemi verisi insanın yaşadığı yükü görünür kılabiliyorsa, neden yalnızca klinik ortamlarda kullanılsın?

Bir pilot, sürücü, acil durum çalışanı veya yüksek riskli bir operasyonun parçası olan profesyonel fiziksel olarak görev başında olabilir. Ancak yoğun stres, yorgunluk veya bilişsel yük nedeniyle karar kapasitesi daralabilir. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünebilir; beden ise farklı bir hikâye anlatıyor olabilir.

Bu nedenle kaza veya hata her zaman anlık bir olay değildir. Çoğu zaman günler veya haftalar boyunca biriken yükün görünür hale geldiği son noktadır.

Geleneksel sistemler makineyi, aracı ve süreci başarıyla ölçüyor. Biz bu sistemlere insan bedeninin verdiği erken sinyalleri ekliyoruz. Odak noktamız yalnızca olayları analiz etmek değil; olaydan önce oluşan risk pencerelerini görünür kılmak.

"İnsanların yerini almaya değil, onları desteklemeye geldik" şeklinde çok net bir etik duruşunuz var. Bu noktada, çalışanlardan toplanan verilerin gizliliğini ve kurumla çalışan arasındaki güven bağını nasıl sağlıyorsunuz?

Fizyolojik veri son derece hassas bir alan. Bu verinin insanları sürekli değerlendiren bir gözetim aracına dönüşmesine kesinlikle karşıyız. Etik yaklaşımı ürün geliştirme sürecinin sonunda eklenen bir kontrol listesi olarak görmüyoruz. Etik çerçeve, sistem tasarımının başlangıç noktası olmalı.

Amacımız insanları etiketlemek veya bireysel performans puanları üretmek değil. Görünmeyen yükü anlamak ve daha doğru çalışma koşulları tasarlamak. Bu sebeple karar destek süreçlerinde anonimleştirilmiş ve toplulaştırılmış çıktılara öncelik veriyoruz. Örneğin belirli bir vardiyada fizyolojik yük sürekli yükseliyorsa çözüm, çalışanı sorunun kaynağı olarak işaretlemek değildir. Vardiya yapısını, görev dağılımını, iş akışını veya mola düzenini yeniden değerlendirmektir.

Bizim için teknoloji insanların yerini almak için değil, insanların daha güvenli ve sürdürülebilir koşullarda çalışmasını desteklemek için var.

HBR olarak sürdürülebilirliği ajandamızda çok geniş bir çerçevede değerlendiriyoruz. Artık sürdürülebilirliğin sadece çevreyle değil, "insan kaynağının sürdürülebilirliği" ile de ilgili olduğunu görüyoruz. Fabenode'un donanım bağımlılığını ve bilişsel yükü yönetmeye olanak tanıması sizin sürdürülebilirlik ajandanızda nasıl bir konumda bulunuyor?

Sürdürülebilirlik çoğu zaman enerji tüketimi, karbon ayak izi veya malzeme verimliliği üzerinden konuşuluyor. Bunlar kritik başlıklar. Ancak sistemlerin en önemli bileşenlerinden biri olan insanın dayanıklılığı çoğu zaman görünmez kalıyor.

Tükenmişlik, kronik stres ve bilişsel yük yalnızca bireysel sağlık meseleleri değil. Aynı zamanda güvenlik, hata maliyeti, çalışan bağlılığı, operasyon kalitesi ve kurumsal süreklilik meseleleri. WHO ve ILO verilerine göre depresyon ve anksiyete nedeniyle dünyada her yıl yaklaşık 12 milyar iş günü kaybediliyor. Bunun küresel ekonomiye yıllık maliyeti yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde.[1]

İnsan kapasitesini yalnızca gözleme veya sezgisel varsayımlara dayanarak yönetmenin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Yeni soru şu: Hangi süreçler daha fazla yük yaratıyor? Hangi koşullarda risk artıyor? Hangi çalışma modelleri insanın toparlanmasını destekliyor?

Nervous System Intelligence, bu sorulara daha somut yanıtlar verebilmek için yeni bir görünürlük katmanı sunuyor.

Sahadan elde ettiğiniz 5,5 milyar veri noktası, insanın stres, dikkat ve dayanıklılık kapasitesine dair size şaşırtıcı hangi içgörüyü sundu? Bu veriler iş dünyasına çalışan performansı, güvenlik ve insan yönetimi konusunda ne öğretebilir?

Sahada gördüğümüz en dikkat çekici gerçeklerden biri şu: İnsan dışarıdan sakin ve işlevsel görünebilirken fizyolojik olarak yüksek bir yük altında çalışabiliyor. Kamu güvenliği, havacılık ve otomotiv alanlarında topladığımız 5,5 milyar veri noktası, aynı görevin günün farklı saatlerinde veya farklı koşullarda insan bedeni üzerinde çok farklı yükler oluşturabildiğini gösterdi.

Özellikle deneyimli profesyoneller görevlerini başarıyla tamamlamaya devam ettikleri için stres veya yorgunluk her zaman gözle fark edilmiyor. Ancak bedenin verdiği sinyaller farklı bir tablo ortaya koyabiliyor. Bazen sorun tek bir yoğun an değil. Gün boyunca veya haftalar içinde biriken ve yeterince boşalmayan yük. Bu birikim zamanla karar kapasitesini daraltabiliyor. Kaza veya hata dediğimiz olay, sinir sistemi açısından çoğu zaman sürecin başlangıcı değil, son çıktısı.

Dolayısıyla iş dünyasının önündeki yeni soru yalnızca “İnsan ne kadar üretken?” değildir. Asıl soru: Bu üretkenlik hangi fizyolojik maliyetle gerçekleşiyor ve bu maliyet uzun vadede sürdürülebilir mi?

Türkiye merkezli bir derin teknoloji girişimi olarak global pazarda boy gösteriyorsunuz. Invamar ve Fabenode için önümüzdeki dönemdeki hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

Invamar olarak Türkiye’den doğan ancak küresel ölçekte karşılığı bulunan yeni bir derin teknoloji kategorisi inşa ediyoruz: Nervous System Intelligence.

EIC - European Innovation Council kapsamında aldığımız Seal of Excellence, teknoloji vizyonumuzun ve ölçeklenme potansiyelimizin bağımsız uzmanlar tarafından güçlü bulunması açısından önemli bir uluslararası doğrulama oldu.[2]

Önümüzdeki dönemde odağımız, Fabenode’un insan faktörünün kritik olduğu farklı alanlarda ortak bir Nervous System Intelligence altyapısı olarak kullanım alanını genişletmek. Havacılık, mobilite ve kamu güvenliğinde risk pencerelerini görünür kılan karar destek katmanları geliştirirken; uluslararası araştırma ortaklarımızla nöroçeşitlilik, sağlık, rehabilitasyon ve ilaç araştırmaları alanlarında yeni uygulama modelleri üzerinde çalışıyoruz.

Bugüne kadar dijital sistemler makineleri, süreçleri ve çıktıları ölçtü. Ancak insan bedeninin verdiği erken sinyaller çoğu zaman sistemlerin dışında kaldı.

Önümüzdeki dönemin kırılma noktası burada: İnsan faktörü yalnızca gözlemlenen veya olay sonrasında değerlendirilen bir unsur olmaktan çıkıyor. Güvenli, etik ve anlamlı biçimde karar sistemlerine entegre edilebilen yeni bir veri katmanına dönüşüyor.

Biz bu dönüşümün yalnızca bir parçası olmayı değil; Nervous System Intelligence kategorisinin nasıl tanımlanacağına ve farklı sektörlerde nasıl uygulanacağına ilişkin yeni standardı oluşturmayı hedefliyoruz.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş