Selda Arpacı

Ricoh CEO'su

“Comet Döngüsü modeli aracılığıyla döngüsel bir ekonomi yaratıyoruz”

4 Temmuz 2024, Perşembe

Ricoh CEO’su Selda Arpacı ile Ricoh’un sürdürülebilirliği inovasyon çalışmalarına nasıl entegre ettiği, dijital dönüşüm stratejileri ve sürdürülebilir hedefleri hakkında konuştuk.

Öncelikle Ricoh’u kısaca tanıyabilir miyiz?

Ricoh, 1936 yılında kurulan Japon merkezli bir firma. Kurucumuz Kiyoshi Ichimura, ilerici düşünceyi ve insanı ön plana koymayı savunan olağanüstü bir vizyonerdi. Bu vizyon, yaratıcılığı güçlendiren ve insanların iş aracılığıyla kendilerini tamamlamalarına yardımcı olan çözümleri geliştirmeye odaklanmamıza 80 yılı aşkın bir süredir ilham vermeye devam ediyor.

Ricoh her ne kadar baskı cihazlarında lider bir üretici olarak bilinse de son dönemde geçirdiğimiz dönüşüm ve satın aldığımız firmalar ile gelişen yetkinliklerimiz sonucu her büyüklükteki organizasyonun sürekli değişen çalışma stillerine yanıt vermesine yardımcı olan uçtan uca teknolojileri geliştirmekte ve entegre etmekte uzmanlaşan bir firmadır.

İş ve özel hayatlarımız hiç olmadığı kadar birbirine bağlı durumda. Yeni teknolojiler sayesinde, her yerden çalışabilir ve her zamankinden daha fazlasını başarabiliriz. İnsanların nasıl çalıştığını anlamak için geçen seksen yıldan fazla tecrübesi ile bugün Ricoh, dünya genelinde milyonlarca organizasyonun ve yüz milyonlarca insanın deneyimini dönüştürüyor.

İşte bu yüzden sadece teknoloji sunmuyoruz. İnsanları ve deneyimlerini, yaptığımız her şeyin merkezine koyan çözümler sunuyoruz. Gerek doğrudan gerek dolaylı kanalımız ile bu hizmetleri dünya çapında 200 ülkede sunabiliyoruz.

1936’daki kuruluşundan bu yana Ricoh’un uzun bir inovasyon geçmişi var. Ricoh, yeni teknolojiler ve ürünler geliştirme süreçlerinde sürdürülebilirliği nasıl entegre ediyor?

Ricoh'ta ESG, basit bir yaklaşım değildir. Yaptığımız her şeyi içerir ve işimizi nasıl yaptığımızı tanımlar. Bu ilkeler, işletmemiz 1936 yılında kurulduğundan beri mevcuttur.

Ricoh'un Comet Döngüsü aracılığıyla döngüsel bir ekonomi yaratıyoruz.

Tüm tedarik zincirimizdeki çevresel ayak izimize bakarak daha sürdürülebilir bir organizasyon oluşturmak üzere çalışıyoruz. Bu nedenle, 1994 yılında gerçek bir döngüsel iş planımız olarak adlandırdığımız Ricoh Comet Döngüsü'nü geliştirdik ve bu bizim bir üretici ve satış şirketi olarak rolümüzle ürünlerimizin tüm yaşam döngüsünü birleştiriyor. 

Comet Döngüsü modeli, kuruluşa gelen hammaddelerle başlar ve bu hammaddelerin iş boyunca nasıl kullanıldığına, yeniden kullanılmasına ve geri dönüştürüldüğüne dayalı bir dizi eşmerkezli döngüyü takip eder. 

Yeniden kullanım ve yeniden üretim, Ricoh için her zaman önemli bir odak noktası olmuştur. Yola ilk olarak, ürün toplama yeteneklerimizi güçlendirerek adım attık. Şu anda 9 Avrupa ülkesinde 15 toplama organizasyonuyla çalışıyoruz. Bu, yeniden kullanım ve yeniden üretim programımızı desteklemek için yaşamsal önem taşıyor. 

Ürünlerimizde enerji tasarrufu özellikleri standart olarak sunulur.

Yarattığımız ürünlerin ve müşterilere sunduğumuz çözümlerin kaynak ve enerji gerektirdiğini biliyoruz. Bu nedenle ürünlerimizi mümkün olduğunca enerji açısından verimli hale getirmeyi ve enerji tasarrufuna yardımcı olacak ayarlara sahip olmayı hedefliyoruz.

Ricoh'un çok işlevli yazıcıları (MFP'ler), çok kısa bir Auto Off (Otomatik Kapanma) zamanlayıcı ayarı içeren, güç tüketimini, çalıştırma maliyetlerini ve karbon ayak izini azaltan EcoMode'a sahiptir. MFP'lerimizde ayrıca cihazı gece boyunca ve hafta sonları kapatan bir haftalık zamanlayıcı bulunur. Çalışma zamanı geldiğinde, hızlı başlama süresi, üretkenlik üzerinde herhangi bir etki olmamasını sağlar.

Diğer yazıcılarda, karanlığı algılayan bir sensör kullanarak cihazı Uyku moduna geçiren bir Eco Night sensörü bulunur. Diğer yazdırma aygıtları da yaklaşan bir kullanıcıyı algılayan yenilikçi bir hareket sensörüyle donatılmıştır. Sistem, bir saniye içinde işletim panelini açarak Sleep Mode'undan çıkar ve kullanıcı, makinenin yanına vardığında baskı işleminin programına başlamaya hazırdır.

Ricoh’un dijital dönüşüm stratejisi sürdürülebilirliğe nasıl katkıda bulunuyor? Dijital hizmetler ve çözümler, müşterilerinizin operasyonlarının çevresel etkisini azaltmada nasıl bir rol oynuyor?

Her büyüklükteki organizasyonun sürekli değişen çalışma stillerine yanıt vermesine yardımcı olan uçtan uca teknolojileri geliştirmekte ve entegre etmekte uzmanlaşan bir firmayız ve uzmanlık alanlarımız arasında, iş yeri deneyimi, süreç otomasyonu, bulut ve siber gibi sürdürülebilirliğe yardımcı olan alanlar bulunuyor.

İş yeri deneyimi ile kurumların özellikle uzaktan ve hibrit çalışma modelleri söz konusu olduğunda çalışanların işbirliğini, yaratıcılıklarını ve üretkenliklerini kolaylaştıran iş deneyimleri oluşturmalarına yardımcı oluyoruz. Bu sayede kurumların çevresel etkinlerini iyileştirmelerine de yardımcı oluyoruz.

Global iş yeri analizlerinden alınan modellemeye göre, etkili bir şekilde uzaktan çalışabilen işçilerin, salgından önceki sürenin yarısı kadar çalışmaları durumunda, sera gazı emisyonlarını 54 milyon ton azaltabileceğini görüyoruz.

Dünya Ekonomik Forumu, yeni çalışma biçimlerinin daha kapsayıcı bir işgücü yaratılmasına yardımcı olduğunu bildiriyor ve yeni çalışma biçimleri; ebeveynlik veya bakım sorumlulukları, fiziksel sağlık sorunları veya barınma kısıtlamaları olan ve ana iş merkezlerinden uzak yaşamaları nedeniyle ulaşılabilir bir yerde yaşayamayan kişilerin çalışması için yeni yollar yaratıyor.

Ricoh Europe araştırması, çalışanların idari veya gereksiz zorluklar içeren görevlerde boğulduklarını ve iş günlerinin sadece yüzde 60'ını asıl işlerini yaparak geçirdiklerini gösteriyor. Süreç otomasyonu çözümlerimiz, çalışanları sıkıcı ve yoğun emek gerektiren görevlerden kurtarmaya yardımcı olur, böylece çalışanlar daha fazla değer sağlayan görevlere odaklanabilirler. Süreç otomasyonu ile aynı zamanda kurumlar kâğıt ağırlıklı ve tekrar eden süreçlerini iyileştirip çevresel etkilerini minimuma indirebilirler.

Ricoh, çalışanlarını şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkıda bulunmaya nasıl teşvik ediyor ve motive ediyor? Çalışan katılımını teşvik eden belirli programlar veya girişimler var mı?

Sosyal sorumluluk anlayışı kuruluş ilkelerimizden biridir. İnsanlar artık daha çok şirketlerin topluma olumlu katkılar sağlamasını bekliyor. Ricoh'un kurucusu Kiyoshi Ichimura, 1936'da şirketi kurarken bunu fark etmiş ve şirketin üç sevgi ruhuyla yönlendirileceğini şart koşmuş: Komşunu, ülkeni ve işini sev.

Bugün bu ilkeler, iş yapış biçimlerimiz konusunda bilgi veren, ailelerimiz, müşterilerimiz ve genel olarak toplum dahil olmak üzere tüm paydaşlarımızın refahını sürekli iyileştirmeye ve katkıda bulunmaya teşvik eden Ricoh'un küresel Çalışan Davranış Kurallarının bir parçasını oluşturmaktadır.

Her çalışan, Ricoh Yöntemi ve Ricoh'un Çalışan Davranış Kuralları hakkında mutlaka eğitim alır. Özellikle üst yönetim, proaktif uygulama yoluyla ve şirket içinde ve kurum genelinde farkındalığı artırmaya çalışarak, davranış ilkelerinin ruhunu hayata geçirmenin, kendi görevleri olduğunu kabul ederler.

Ricoh olarak çeşitliliği ve katılımı daha da arttırıyoruz. Çalışanları güçlendirmek, çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkelerini proaktif olarak teşvik etmek için önemli girişimler oluşturduk. Bu, yöneticilerin, yeterince temsil edilmeyen ve farklı geçmişlere sahip insanları işe almasına ve yönetmesine yardımcı olacak girişimleri içerir. Ayrıca Küresel D&I Politikamızı resmileştirdik ve iş yeri çeşitliliğini sağlamak için yetenek yönetimimizi güçlendirmeye devam ediyoruz.

Bunların yanı sıra Ricoh, gelir ve fırsat eşitsizliklerini ele almayı amaçlayan, OECD tarafından desteklenen, küresel CEO liderliğindeki 40 şirketten oluşan bir koalisyon olan Business for Inclusive Growth (B4IG) ile işbirliği yapıyor.

Ricoh, B4IG yol haritasını onaylıyor ve daha fazla dijital beceri ve otomasyon gerektiren yeni çalışma yöntemlerini yaşama geçirme tutkusuna inanıyor. B4IG faaliyetlerinin bir parçası olarak Ricoh, dijital altyapıya, araçlara veya becerilere kolay erişimi olmayanlara yardımcı olmak için dijital uçurumu kapatmaya odaklanan bir çalışma grubuna katıldı.

Yakın gelecek hedefleriniz nelerdir?

Tüm işletmeler artık dev bir spot ışığı altında. Çevreye, çalışanlarına ve içinde faaliyet gösterdikleri topluluklara karşı adil ve düşünceli davranmaları bekleniyor. Sadece hissedarların çıkarlarını göz önünde bulundurmak artık yeterli bir yaklaşım olarak görülmüyor. 

Kuruluşlar, Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim (ESG) yaklaşımlarıyla daha yakından ilgileniyor. Kendilerine "Gezegen üzerindeki etkimiz nedir? İşletmemiz bugün toplumun karşı karşıya olduğu bazı sorunların çözülmesine nasıl yardımcı olabilir? Ve nasıl bir tutum takınmalıyız?" diye soruyorlar.

İşletmeler bugün kendilerine yalnızca bir ESG gözlüğüyle bakmıyorlar. Birlikte çalıştıkları her paydaş veya ortağı ve imzaladıkları her yeni sözleşmeyi yakından inceliyorlar.

İşte bu nedenle bizler net ve iddialı ESG hedefleri belirledik.

Ricoh’un, 2030 yılına kadar minimum yüzde 30 yenilenebilir enerji kullanma hedefi bulunuyor. 2040 yılına geldiğimizde ise bu oranın yüzde 100 olmasını hedefliyor. Gene 2030 yılına kadar yeni (dönüştürülemeyen) kaynakların kullanımını yüzde 40 oranında azaltma hedefi bulunuyor.

2024’te Ricoh Grup ESG bölümü, 2040 için kapsam 1 ve 2’yi Net Sıfıra indirme ve kapsam 3’ü yüzde 65 azaltma (2015 baz alınarak) konusunda yeni bir ek ara hedef duyurdu. Bu, Ricoh’un Kapsam 1 ve 2 Sera Gazı azaltma hedeflerini 10 yıl öne çekmiş oldu.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş