Dr. Kumru Eren

Borusan Contemporary Direktörü 

Ara Kesit: Kumru Eren

28 Ocak 2026, Çarşamba

Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren ile sanat kurumlarının hız, teknoloji ve küresel dönüşüm çağında nasıl yön bulduğunu, sanatın izleyici deneyiminden kurum kültürüne, bireysel anlam arayışından toplumsal hafızaya uzanan etkilerini konuştuk.

Bugünün hızla değişen kültürel ve ekonomik koşullarında, bir sanat organizasyonu direktörü olarak hızlı karar alma ile uzun vadeli öngörü arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Yaratıcı ekonomiler ve kültür alanı, bugün mimarlıktan el sanatlarına; oyun endüstrisinden performans sanatlarına değin büyük bir ekosistemi içine alan, ülkemizin de en büyük yumuşak güç odaklarından biri. Son araştırmalar, müzecilik ve görsel sanatları içine alan bu alanın, krizlere rağmen dayanıklılığını koruduğunu gösteriyor. Global piyasalardaki dalgalanmalara rağmen görsel sanatlar sektörü 2024 yılında küresel satışlar bazında 57,5 Milyar USD hacme ulaştı. Dijital platformların erişilebilirliği, medya ve eğlence sektörünün alana ilgili nedeniyle sanat piyasasına yönelik yatırım ilgilisini artırdı. Gelişmekte olan ekonomilerin küresel yaratıcı ekonomide artan önemine paralel olarak, Türkiye’nin pandemi sonrasında yaratıcı hizmetler ihracatında en büyük ihracatçılardan biri olarak yer alması, küresel dinamikteki değişim, medya ve eğlence endüstrisindeki hızlı dönüşüme işaret ediyor. Küresel yaratıcı endüstriler 2023 yılında yüzde 5 büyüyerek 2,8 Trilyon USD hacme ulaşırken, gelirlerinin 2028 yılına kadar 3,4 Trilyon USD’yi aşması beklenmekte. Kısacası büyük resmi düşünürken, günlük ölçeğe hızla inip çıkabilecek pratiklik ve esnekliği korumaya çalışıyorum.

Mekân, koleksiyon ve sipariş üretimlerin bir arada düşünüldüğü Borusan Contemporary modeli, izleyici deneyimini klasik müzelerden hangi yönleriyle farklılaştırıyor?

Borusan Contemporary, iş dünyasıyla sanatı; endüstriyel olanla, şiiri buluşturabilen; İstanbul gibi çok kültürlü, çok katmanlı, çok paydaşlı bir sanat kurumu. Borusan Holding binasının kalbindeki galeri alanları ve Perili Köşk’ün her köşesine yayılan küratöryel yaklaşımıyla farklı fonksiyonları ve farklı düşleri bir arada sunabilen; seçkiyi temellendiren in-situ eserler ve komisyon projeleriyle toplumsal faydaya odaklanan ve koleksiyon stratejisiyle yalnızca izleyici deneyimi açısından değil; üretim alanları ve yaratıcı dünyasıyla farklılaşan bir platform.

Sanatla temasın, kurumların uzun vadeli bakış açısını ve iç dinamiklerini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Kurumlar için sanatla kuracakları ilişki yalnızca toplumsal fayda bağlamında kalıcı bir etki alanı açmıyor; iş yapış biçimlerinde yaratıcı potansiyelin açığa çıkması, kurum kültürünün yaratıcı bir odağa yaslanması, çalışanların esneklik, yaratıcı düşünce, farkındalık, empati ve merak duygusu gibi bugün dünyayla ilişki kurmamızda temel yetiler haline gelen ancak bir yandan da rekabetçiliği sağlayan kaslarının da geliştirebilmelerine olanak tanıyor.

Edward Burtynsky: Dönüşen Yeryüzü sergisinin çıkış noktalarından biri olan erozyon sadece toprağın değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin de aşınması gibi okunabilir mi?

Evet, okunabilir. Aslında doğa ile olan ilişkimiz bu metaforu haklı çıkarır şekilde gerek birbirimizle gerekse de dünya ile olan ilişkimizi üzerinde bağlayıcı. Erozyon Projesi, toprağa bağlı olarak binlerce yıldır sürdürülmeye çalışılan yaşamın toprakta bıraktığı izleri, hem de Anadolu Platosu’nun kadim belleğini odağına alarak çarpıcı bir biçimde belgeliyor. Bu imajlara bakıp insanoğlunun var olma serüveninde kaderinin de yeryüzüne yazıldığını; öyküsünün bu izlerden okunabileceğini söylemek, hatalı olmaz.

Genç kuşağın dijitalle kurduğu hız odaklı ilişki ve değişen tüketim alışkanlıkları, sanat okuryazarlığını nasıl etkiliyor? Bu dönüşüm karşısında kurumlar sanat okuryazarlığını genç nesle aşılama konusunda nasıl bir yaklaşım benimsemeli?

Sanatı üretenler kadar, sanat izleyicisinin de izleme alışkanlıkları teknoloji, medya teknolojileri ve diğer toplumsal dinamikler aracılığıyla sürekli değişiyor. Sanat kurumlarının uzun bir süredir, otonom ve statik bir modelden, dinamik, kapsayıcı, sunum olanaklarını teknoloji aracılığıyla dünyanın yeni paradigmalarına göre hizalayabilen, çok disiplinli bir modele dönüş mecburiyeti konuşuluyor. Sanat okuryazarlığı da benzer şekilde, sanat dili dışında da farklı sosyoloji, ekoloji, teknoloji gibi farklı lisanları da anlayabilmeyi her zamankinden daha önemli bir hale getiriyor. Ancak ironiktir ki, bu dil yapay zekâ aracılığıyla giderek sadeleşiyor, zamanın ruhu’na uygun biçimde yeniden şekil alıyor. Sanat kurumları olarak, bu yeni dil aracılığıyla genç sanatsevere erişebilmek büyük bir öncelik.

Borusan Contemporary’de izleyiciyle buluşan Edward Burtynsky: Dönüşen Yeryüzü sergisi, uydu ve drone görüntüleri aracılığıyla dünyaya yukarıdan bakma fikrini merkeze alıyor. "Sizin 'düşey perspektif' olarak tanımladığınız bu bakışın, yeryüzünü bir zemin olmaktan çıkarıp bir imgeye dönüştürmesi, insanın doğayla kurduğu empatiyi nasıl etkiliyor?

Sanat tarihi yazımı, insanın ‘dünyaya bakışı’ üzerinden şekillendi. Perspektif kuramı, tek kaçış noktalı perspektifin gözün gördüğü şey değil; bir dönemin dünyayı anlama ve düzenleme biçimi olduğunu söylüyor. Dolayısıyla perspektif hem dönem için bir düşünme modeli ve dünya görüşünün sembolik dilidir. Bugün, hava fotoğrafçılığının gelişmesi bilimden kültüre, eğlenceden militer alana uzanan geniş bir bağlamda yeni bir paradigmayı açımlıyor. Bilgisayar oyunları ve taşınabilir kültür alanları, insan gözünün önüne eklediği ekran proteziyle, empatiden giderek uzaklaştırıyor.

Başarı, günümüz dünyasında daha çok görünürlük ya da etki gibi kavramlar dış ölçütlerle tanımlanıyor. Sizin kendi içinizde kullandığınız, başarı ile ilgili daha kişisel bir ölçüt var mı?

Başarı ölçütünü, tasarladığım deneyimin insanlara verdiği heyecan ve ilham üzerinden düşlemeyi seviyorum; bir hayalin izleyiciyle paylaşabildiğim bir bedene büründüğünü görebilmek içsel bir tatmin eşiği.

Bir sanat organizasyonunun direktörü olmak nasıl bir deneyim? Bu rolü icra ederken hangi kişisel özellikler ve yetkinlikler özellikle önem kazanıyor?

Sanat kurumu direktörlüğü, özellikle artistik rolünüz olduğunda her gün yenilenmeyi, farklı bir insan, ilişki, düşünce üzerinden yeni bir korelasyon kurgulamayı gerektiriyor. Sanatın merkezinde düşünce ve ifade var. Eğer düşünceler arasında hızlı gezinemezseniz hızla eskiyebilirsiniz. Sanıldığının aksine analitik yönün ağır bastığı bir rol.

Paylaş:

Bu içeriği beğendiyseniz daha fazlası için ücretsiz üye olun!

SEÇENEKLERİ GÖRÜNTÜLE

Sınırsız Erişime Sahip Olmanın Tam Zamanı

HBR Türkiye içeriğine bir yıl boyunca tüm platformlardan erişin!
ABONELİĞİMİ BAŞLAT

Tüm Arşive Gözatın

Paylaş