Türkiye’yi uzun zamandır ayrışma hikâyeleri üzerinden okumaya alıştık. Seküler-muhafazakâr, alt gelir-üst gelir, merkez-çevre, geleneksel-yeni. Bu ayrımlar hâlâ gerçek. Ama gündelik hayat çoğu zaman böyle işlemiyor. İnsanlar market rafında, kampanya ekranında, kahve sırasındayken, hızlı teslimat butonuna basarken ya da “bugün kendime küçük bir şey alayım” derken, ait oldukları ...
Giriş yap veya
ücretsiz üye ol, okumaya devam et